içinde

Yunan Mitolojisinde İnsanlığın 5 Devri

yunan mitolojisinde insanlığın 5 devri

Bazıları Prometheus’un ilk insanı yarattığına ya da insanın yılan dişlerinden dünyaya geldiği mitine inanmaz. Bunlar, insanları Toprak Ana’ nın özellikle Attika’ nın bereketli topraklarında, sunduğu en iyi meyveler olarak kendiliğinden doğurduğunu savunurlar. Bu insanlara göre ilk insan henüz tanrısal Ay bile yaratılmamışken Boiotia’daki Kopias Gölü’nün yakınlarında kendiliğinden ortaya çıkan, Zeus ve Hera’nın tüm kavgalarında Zeus’a akıl veren, Zeus’un bilge kızı  Athena henüz bir çocukken ona eğitmenlik yapan Alalkomeneus’tur. Yunan mitolojisinde insanlığın 5 devri ile ilgili önemli bilgiler için yazımızı okumaya devam edebilirsiniz.

YUNAN MİTOLOJİSİNDE İNSANLIĞIN 5 DEVRİ

Kronos’un tebası olan ve ‘’Altın Irk’’ olarak adlandırılan bu insanlar,  işten, kederden ve yorgunluk hissinden uzak bir şekilde yaşıyorlardı. Sadece meşe palamudu, ağaçlardan aldıkları bal ve yabani meyveleri yiyor, koyun ve keçilerden sağdıkları sütü içerek dans edip eğleniyorlardı; ölüm onlara derin bir uykunun ötesinde fazla bir şey ifade etmiyordu. Şimdi hepsi geçmişte kaldı, fakat onların ruhları neşeli müzik notalarına ilham veren periler, şans dağıtıcıları ve adalet savunucuları olarak yaşıyorlar.

Altın soyunu gümüş soyu izledi. Diğerleri gibi tanrısal niteliklerle yaratılan ve ekmek yapmayı öğrenen bu soyun insanları, yüz yaşına gelseler bile annelerine karşı çıkmamak gibi kayıtsız şartsız bir itaat anlayışı içerisinde hayatlarını sürdürdüler. Kavgacı ve tamamen sorumsuz bir hayat yaşadılar ve tanrılara hiç kurban sunmadılar. Bununla beraber en azından birbirleriyle savaşmadılar. En sonunda Zeus, sorumsuzlukları ve tanrılara bağlı olmayışlarından ötürü hepsini öldürdü.

Gümüş soyu da sona erdikten sonra, dişbudak ağacından düşen meyveler gibi  yeryüzüne gelen ve tunçtan silahlar yapıp acımasız ve gaddar olmaları nedeniyle savaşa bayılan tunç soyu gelirdi. Ekmeğin yanı sıra avladıkları hayvanlardan elde ettikleri eti de besin olarak kullanmayı öğrendiler. Ne var ki onlar da Kara Ölüm’den kaçamadılar ve yok oldular.

Dördüncü soy da üçüncü soy gibi yine tunç soyu olarak adlandırılırdı. Fakat bu devirde yaşayan insanları bir önceki soydan ayıran en temel özellik bir öncekine göre daha asil ve yetenekli oluşlarıydı. Babaları tanrılar, anneleri ise ölümlülerdi. Bunlar Thebai Surları’nda, Argonaut Seferi’nde ve 40 Yunan Mitleri Troya Savaşı’nda yiğitçe dövüşen insanlardı. Ölüm gelip onları aldığında Elis (Cennet) Ovaları’nda birer kahraman olarak yaşamaya devam ettiler.

Beşinci soy ise şimdiki demir soyudur. Ne var ki zalim, şehvet düşkünü,muzip, yoz, adaletsiz, sürekli isyankar ve aynı zamanda ihanet şerbeti içmiş hainler olan bu soyun insanları dördüncü soydaki ataları kadar alicenap değillerdi. Ve onlar da yok olmaktan kurtulamadılar.

ALTIN ÇAĞ MİTLERİ

Altın çağ mitleri Arı Tanrıça’ya gösterilen kavimsel itaat geleneği çerçevesinde şekillenip ortaya çıkmış bir inanıştır. Yine de  tarım çağı öncesi Tanrıça’nın hükümranlığında yaşanan acımasızlık, adaletsizlik ve  gaddarlık Hesiodos’un yaşam sürdüğü zamanlarda unutulup gitmiştir. O devirden geriye kalan yegane olgu, bir zamanlar insanların, arılar gibi, tam bir uyum içinde ve birlikte yaşadığı yönündeki sarsılmaz inançtır.Ünlü ozan Hesiodos küçük bir çiftçiydi ve yaşadığı bu elem hayat onu umutsuz, karamsar ve mutsuz biri yapmıştı.

SOYLAR ARASINDAKİ ATAERKİL/ANAERKİL YAŞAM SİSTEMİ GEÇİŞLERİ

Gümüş soy efsanesi, savaşların en sıklıkla meydana gelmiş olmasına ve tarım kültürünün tamamen yerleşmiş olmasına rağmen Klasik Çağ’ daki Piktlerde, Karadeniz’ deki Moesynoechianlarda, Galiçya ve Sirte Körfezi’ndeki bazı kabilelerde görülen ve erkek cinsinin aşağılandığı anaerkil yaşam sistemini anlatan destansı ve acı dolu hikayelerle doludur. Gümüş, Ay Tanrıçası’nın metalidir. Eski Helen istilacıları olan üçüncü soy insanları, Tanrıça ile oğlu Poseidon’un dişbudak kültünü benimseyen Tunç Çağı çobanlarıydı. Bu çağa adını veren gümüş, Ay Tanrıçası’na atfedilen bir madendir.

Dördüncü soy, Mykene döneminde boy göstermiş efsanevi savaşçı krallarının, beşinci soy ise demirden yapılmış silahları kullanarak  Mykene medeniyetini yıkan Dor’ların soyudur. Alalkorneneus (“muhafız”), Athena’nın Boiotia’daki muhafızı olarak onun unvanını taşıyan, Alalkomeneis’in eril halini yansıtan hayali bir kişiliktir (llyada iv. 8). O, aynı zamanda hiçbir kadının, hatta bir tanrıçanın bile erkek yardımı olmaksızın doğru hareket edemeyeceğini, Ay’ı ve Ay Tanrıçası’­ nı Zeus’un yarattığını ileri süren ataerkil inanç ve ilkenin temsilcisidir.

Yunan mitolojisinde insanlığın 5 devri yazımızdan sonra yunan mitolojisi tanrıları ile ilgili yazımı okuyabilirsiniz.

Yunan Mitolojisi Tanrıları-12 Olymposlu

Yorumlar

Cevap bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

fala inanma falsız da kalma

Falların Tarihçesi

paranın tarihi

Paranın Tarihi-Sikkeden Kağıt Paraya