içinde

YarıldımYarıldım BayıldımBayıldım

Yine Latif: Necati Hikaye Serisi 13. Bölüm

yine latif

Yine Latif diyerek serimize kaldığımız yerden devam etmek istiyorum sevgili okurlar çünkü hatırlarsanız son hikayede onunla çok anımın olduğunu söylemiştim. Ama siz şimdi geçenki hikayeyi de okumadığınız için bunu bildiğinizi sanmıyorum. Ayıp ama yani. Okuyun lütfen. Okuyun ve de okutturun. Hep birlikte okuyalım. Okumak güzel şeydir. Bunu daha çok uzatırım ama dayak yemek istemiyorum benden kalabalıksınız zira. Hikayemize geçelim şu halde.

Yine Latif Yeniden Latif

Kıymetli okurlar daha önce de belirttiğim gibi Latif’in derslerle kan davası vardı. KTÜ ciddi anlamda mühendislik bölümlerinin canını çıkartmaya çalışıyordu. KTÜ, öğrenci için bölüm sonu canavarıydı. Özellikle mühendislikler için. “Mühendis olmak istiyorsanız kafadan 5 6 sene buradasınız” diyen hocalar mı ararsınız sınav kağıdına köklü ifadeyle not verenleri mi… Latif bu kurtlar sofrasında küçücük, ufacık, minnak bir kuzu gibiydi. Ama onun da anormallikleri yok değildi tabii.

Paleontolojik Latif

Ufacık bir bilgi vereyim ki sayemde azıcık aydınlanın. Paleontoloji fosil bilimi anlamına geliyor. Evet bu ufuk açıcı ve genel kültür kat sayılarını arşa çıkartan bilgiden sonra devam edelim. 2. sınıfın güz dönemi finallerine çalışmalar başlamış hatta Latif, paleontoloji dersine çalışmaya haftalar önceden girişmişti. Sınavdan bir veya iki gün önce bizim evde sabahlamaya karar verdik. Kendi dersime çalışırken Latif’in giderek tuhaf hareketler yapmaya başladığını fark ettim. Kulağını diğer yandan tutmalardan ayak serçe parmağını kurcalamaya varana kadar değişik figürler sergiliyordu. İçimden “yağmur duasının Elazığcası herhalde” diye geçirsem de merakıma yenik düşüp “Latif nereye varmaya çalışıyorsun birader” diye sordum. “Kanka bu metodu ben geliştirdim. Fosilin her bölgesini vücudumun farklı bir yeriyle bağdaştırıyorum öyle daha akılda kalıcı oluyor” dedi. Düşünün, 35 milyon yıllık bir fosilsiniz. İnsanlık tarihinden daha yaşlısınız. Görmediğiniz şey kalmamış. Ama bir Elazığlı sizin bir kısmınızı kendi kulağına benzetiyor. Haftalarca böyle çalışmış vatandaş. Tahmin edeceğiniz üzere Latif bu dersten kaldı. Diğer pek çoğundan olduğu gibi.

Laboratuvar Faciası ve Yine Latif

Bir gün son dersime girmeyip KTÜ Yer Bilimleri Kantini’ne gittim. Latif ve bölümden tanıdığım diğer arkadaşlar da oradaydı. Latif “başkan gel seni bizim derse sokayım” dedi. Hocaya ayıp olmasın siz gidin diyecek oldum ama kabul etmedi ve Elazığlı damarına vererek “ne ayıbı olacak mekan bizim” dedi. Kabul ettim ama yine de laboratuvara gittiğimizde hocadan müsaade almasını söyledim. Latif “yav ne stres yaptın ha izin verir merak etme” dedi diğer arkadaşlar da onu destekleyince içim rahatladı. Ama Latif usulen de olsa sordu yine de hocaya. Latif’in kurduğu iki paragraflık cümlelere hocanın yanıtı direkt “hayır” olunca sinirlendi bizimki. Sakinleştirdik zorla ve “kardeşim ben kantinde bekliyorum” dedim ve çıktım. Kantinde not çıkarırken 10 dakika geçmemişti ki bizim arkadaş grubu Latif’le birlikte geldi. “Herhalde hocayı boğdu” dedim kendi kendime ve “ne oldu lan” diye sordum. “Kanka sorma yav biz yanlış laboratuvara girmişiz” dedi. O zaman nasıl bir hal aldıysam artık “error” yazısı gözlüklerimden okunmuş. Öyle dediler.

Bisiklet Turu

Bir dönem bisiklet kiralamak oldukça moda olmuştu bizim kampüste. Biz de yapalım dedik. Latif, ev arkadaşının bisikletini almış, ben de kiraladım bir tane. Latif “kanka alt taraflarda bi yol keşfettim on numara. Karanlık, dik yokuş falan çok zevkli oralarda sürmek oraya gidelim” dedi. Gerçekten de karanlık bir yoldu ve bir bölümünde dik bir yokuşu inecektik. Önce ben indim yokuştan ve az ileride Latif’i beklemeye başladım. Gelmeyince fena halde korktum ve bisikleti bir tarafa atıp seslenerek karanlıkta Latif’i aradım. Çok geçmeden bisiklet yolunun kenarındaki otların arasından inleme sesleri geldiğini fark edip oraya koştum. Latif yarı doğrulmuş bir halde gözlüğü uçmuş, bisikleti uçmuş, ağzı gözü dağılmış vaziyette inliyordu. Ne kadar seslensem de yardıma gelen olmayınca mecbur omuzlayıp götürmeye çalıştım.

Kısa Süren Hafıza Yamışması

Latif’i aldığım yer ile kampüs girişi arasında bir kaç yüz metre vardı. Telaştan elim ayağıma dolaşmış ve ödüm patlamış vaziyetteydim. Ama Latif’in bir kaç saniye aralıklarla aynı soruları tekrar tekrar sormaya başlamasıyla işin korkutuculuk boyutu biraz daha artmış, sabrım zonklamaya başlamıştı. Kapıya gelip güvenliklere durumu anlatırken bile aynı soruları soruyordu. Güvenlik hemen ambulans çağırdı. Tıp fakültesi ekipleri gelene kadar ben aynı soruyu 354673468. kere cevaplamış ve Latif’in “gözlerim kararıyor” demesiyle de ecel terleri dökmeye başlamıştım. Kardeşim, gözümün önünde kazaya kurban gidiyordu.

200 Liralık “Caaaarrrtt”

Hastaneye apar topar vardığımızda hemen sedyeyle acile aldılar. Latif kolunun çok ağrıdığını söyleyince hastane personeli Latif’in Adidas’tan 200 liraya aldığı eşofmanın koluna makasla girişti. Orada çıkan “caaarrrtt” sesini unutmuyorum. O “caaarrrtt” sesi ile birlikte sanki dünya durmuştu. Elbette Latif bunu kendine geldikten sonra öğrendi. Evde “kanka Allah razı olsun gözlüğüm, telefonum, cüzdanım hep sayende kurtuldu. Yalnız benim eşofmana ne oldu yav?” deyince acı gerçeği açıklamak zorunda kaldım. Size yemin ediyorum yokuştan düştükten sonraki yüzünün haliyle bu haberi aldıktan sonraki yüz halini kıyaslasak ikincisine daha çok acırsınız. Sigarasını yakıp “ulan Allah belanızı versin nasıl kıydınız 200 liralık eşofmana” diye söylenmeye başladı. Ben de içimden “bu iyileşmiş” deyip müsaade istedim.

Yine Latif Hep Latif

Tüm bu tuhaflıklara aldırış etmeyin zira koca bir yüreğe sahiptir kendisi. Hani yüreğine koca bir coğrafyayı sığdırabilen nadir kişilerden. Son oturduğu ev bana çok yakındı. Ne zaman memleketinden yiyecek bir şeyler gelse arar davet ederdi beni. Bir ara o kadar nam salmıştık ki, kendi arkadaş çevremizde “müthiş ikili” olarak anılır olmuştuk. Hatta bir ara “kanka kaç senedir 14 şubatta hep yananayız birimizden biri es kaza kız olsaymış çocuğumuz olurdu şimdiye” deme hatasında bulundum. Sırıtıp “ben kız çocuk isterim” dedi. Terbiyesiz herif. Ancak derslerde yaşadığı sorunlardan dolayı yatay geçiş yapıp Elazığ’a döndü ve okulu orada bitirdi. Önce dikine geçtiği üniversiteyi sonra yatay geçiş yapıp bitirerek geçişlerin her türlüsünü de denemiş oldu böylece. Ancak yollar, dağlar, denizler ayırsa bile biz hep birbirimizi bulduk bir şekilde. Hep de öyle olacak gibi. Sevgili dostlar bu bölümümün de sonuna geldik. Diğer bölümlerde görüşmek dileğiyle. Hoşça kalın. (Sen hoşça kalma ulan Latif).

 

Tarih Treniyle Yolculuk: Kültepe Yazıtları

Yorumlar

Cevap bırakın
  1. Latif sayesinde paleontoloji neymiş onu bile öğrendim.. :)) Sağol Latif, dersten kalışın bile bana neler öğrettti.. :))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

kultepe yazitlari

Tarih Treniyle Yolculuk: Kültepe Yazıtları

kavga etmek aşkınızın göstergesi

Kavga Etmek Aşkınızın Göstergesi