içinde

Yeraltı Dünyasının Tanrıları- HADES

yeraltı tanrısı hades

Yeraltı Dünyasının Tanrılarından bahsedeceğim yazı dizimin ilk bölümü Yeraltı Tanrısı Hades ile ilgili olacak. Keyifli okumalar.

YERALTI DÜNYASININ TANRILARI

Ölümlülere ait ruhlar Okeanos Nehri boyunca sıralanmış kavak ağaçlarını takip ederek Tartaros’a ulaştığında, yakınları tarafından dillerinin altına konulan parayı, kendilerini Styx Nehri’nin karşısına taşıması için Yeraltı dünyasının en cimri cini olan Kharon’a verirlerdi. herkesin nefret ettiği ölüm korkusunun da temelini oluşturan bu nehrin Akheron, Phlegethon, Kokytos, Aomis ve Lethe adlarını taşıyan kolları vardı. Parası olmayan ruhlar Hermes’ den kaçıp gizlice Lakonia’ da ki Taenarus ya da Thesprotia’ daki Aomum geçitlerinden Tartaros’a ulaşmadıkları müddetçe sonsuza dek nehrin karşı tarafında bekler dururlardı. Kimilerinin üç, kimilerininse elli başlı dedikleri köpek Kerberos ise, Styx Nehri’nin diğer tarafında durur ve Ölüler Diyarından çıkmak isteyen ruhları ya da oraya girmek isteyen ölümlüleri avlamak için hazır beklerdi.

HADES

Eski Yunan dilinde “görünmez” anlamına gelen Hades, Yunanlıların ölüler ülkesi yani yeraltı tanrısıdır. Hadesi görünmez yapan miğferidir. Silah olarak kendisine Hephaistos tarafından dövülmüş, Bident denen iki uçlu asayı kullanır. Bu korkunç asanın bir ucu ölümü diğer ucu ise yaşamı temsil eder. Hades, Yunan mitolojisinde bir Titan olarak geçen Kronos’la yine bir Titan olan Rhea’nın birleşmesi sonucu doğar. Bu iki Titanın birleşmesiyle Hadesle beraber kardeşleri Zeus, Poseidon, Hera, Demeter ve Hestia’da doğmuştur. Hesiodos tanrıların doğuşunu şöyle anlatır;

Rheia Kronos ‘un yatağına girince

Şanlı evlatlar doğurdu ona:

Hestia, Demeter, altın sandallı Hera

Ve güçlü Hades, yerin altında oturan,

Yüreği acımak nedir bilmeyen tanrı.

Toprağı sarsan, uğultulu tanrı Poseidon,

Ve temkinli Zeus, tanrıların ve insanların babası,

Yıldırımları yeryüzünü titreten

Babaları Kronos’u alaşağı eden üç kardeşten sonra Zeus gökyüzünü, Poseidon denizleri, Hades ise kardeşlerinin kandırmacası sonucu yeraltını alır. Yeryüzünü ise aralarında bölüşürler. Ölen tüm ruhlar Hades’in krallığına indiği için bir diğer adı da “çok misafiri olan” anlamında kullanılan Polydegmon’dur. Yeraltı zenginliklerinin ve değerli madenlerin sahibi ve hükümdarı olan Hades, Romalılar tarafından varlıklı anlamına gelen Plüton ismiyle anılmıştır. Hükümdarlığını yaptığı Yeraltı Krallığına oldukça düşkün olan acımasız Hades, sadece önemli işleri olduğunda ya da çapkınlık yapıp aşk maceraları yaşamak istediği zamanlarda yeryüzüne çıkar.

HADES ÜLKESİ

Antik Yunanda Hades’in evi/konağı anlamına gelen “Hadou domos” tabirinden zaman içinde “domos” sözcüğünün düşmesiyle ölüler ülkesinin adı da yine Hades olmuştur. Ölümlülere ait ruhlara yeraltından akan tanrısal nehir Styks’e gelene kadar tanrıların elçisi Hermes nezaret ederdi. Ruhlar Tartaros’a ulaştığında yakınları tarafından dilleri altına konulan parayı, Styks (Stys) Nehri’nin karşı kıyısına geçmek için Kharon’a verirlerdi.

Tüm ölümlülerin hatta tanrıların bile nefret ettiği bu nehrin Akheron, Phlegethon, Kokytos, Aornis ve Lethe adlarını taşıyan kolları vardır. Parası olmayan ruhlar Hermes’ten kaçıp gizlice Tartaros’a ulaşmadıkları sürece sonsuza dek nehrin karşı tarafında beklerlerdi. Styks Nehri’nin diğer tarafında ise kimilerinin 3 başlı kimilerininse 50 başlı dedikleri köpek Kerberos dururdu. Kerberos ölüler diyarından çıkmak isteyen ruhları ya da oraya girmek isteyen ölümlüleri engellemek için beklerdi. Hesiodos ölüler ülkesini şöyle anlatır; 

Orada yükselir yankılı konağı

Güçlü Hades’le korkunç Persephone’nin.

Azgın bir köpek bekler kapısını,

Amansız, sinsilikler ustası bir köpek

Girenlere yaltaklanır kuyruğu kulaklarıyla

Ama gireni bir daha bırakmaz dışarı,

Pusuda bekleyip param parça eder

Çıkmak için kapıya gelenleri.

HADES VE PERSEPHONE

Hades ile ilgili anlatılan en önemli mit kız kardeşi Demeter’in kızı güzeller güzeli Persephone’yi kaçırmasıdır. Demeter ve Zeus’un kızı, kendisinin de yeğeni olan Persephone’u görür görmez aşık olan Hades, Persephone’u kurduğu tuzakla kaçırarak yeraltı ülkesindeki krallığına götürür. Kızını her yerde arayan Demeter ise kızını Hades’in kaçırdığını öğrenince Persephone geri gelmediği sürece hiçbir görevini yerine getirmeyeceğini söyler. Bununla beraber bütün dünyada kıtlık başlar. Tarlalardan mahsul alınamaz, bahçelerde meyveler yetişmez olur.

Kıtlık yüzünden her geçen gün ölümlülerin feryatları ve isyanları artar. Tanrılara dua etmeyi keserler ve bu da tanrıları zayıflatır. Bunun üzerine Zeus Hades’e haber yollar. Ancak Persephone, Hades’in bahçesindeki ağaçtan bir nar koparıp yemiştir. Bazı anlatılara göre ölüm meyvesini Hades bilerek Persephone’ye vermiştir. İnanışa göre Hades ülkesinin meyvelerinden bir kere bile olsa yiyen artık oraya aittir. Ancak Demeter’in yalvarmaları üzerine Zeus, Persephone’nin altı ay yeraltında, kalan altı ayda (başka kaynaklarda yılın üçte birini ölüler diyarından kalan üçte ikisinin de annesinin yanında) yeryüzünde kalmasına izin verir.

HADESİN CEZALARI

Hades kızdığı ölümlüler kendi dünyasına geldiğinde onları inanılmaz işkencelerle sonsuza kadar cezalandırmaktan çekinmezdi. Bunlardan biri de Lidya kralı Tantalos’tur. Zeus’un sevgisini kazanmış olan Tantalos ölümlü olmasına rağmen sık sık Olympos’teki ziyafetlere davet edilir. Ancak Tantalos bu ziyafetlerden birinde tanrılara karşı büyük bir suç işler ve cezası ise Hades tarafından verilir. Anlatılara göre Tantalos serin ve duru suların beline kadar geldiği bir gölün içerisinde sonsuza kadar susuzluk ve açlığa mahkum edilir. Öyle ki bazen çenesine kadar gelen suyun içerisinde durduğu halde dudaklarını suya doğru götürdüğünde su aniden kaybolur ve göl bataklığa dönüşür. Omuzlarına kadar sarkan meyve dolu dalların ise göl sularından farkı yoktur. Ne zaman elini ağaca doğru uzatıp meyve koparmaya çalışsa bir rüzgar çıkar ve dalları Tantalos’un yetişemeyeceği kadar yükseğe kaldırır.

Hades’in bir diğer cezasını da Sisyphos’a karşı verir. Sisyphos’un ruhu çok ağır bir kayayı, yüksek bir dağın zirvesine kadar yuvarlamakla cezalandırılır. Ancak kayayı yukarı doğru yuvarlarken durup dinlenecek tek bir noktası yoktur ve zirveye vardığında iste kayaya hakim olamıyor ve yuvarlanarak aşağı düşen kayayı tekrar yukarı çıkarması gerekiyordu. Talihsiz Sisyphos’un verilen ceza yüzünden sürekli aynı şeyi tekrarlamaktan başka çaresi yoktu.

Yunan Mitolojisinde Aşk ve Romantizm

Yorumlar

Cevap bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

paranın tarihi

Paranın Tarihi-Sikkeden Kağıt Paraya

petrolün tarihi

Petrolün Tarihi