içinde

Victor Hugo Öyküsüdür

victor hugo

Victor Hugo dünya edebiyat tarihinin liderler kadrosunun en tepesindeki isimlerden birisi olduğundan bu yazımda da onun hayatını aktarmaya karar verdim. Bu kararı tek başıma vermiş olmakla birlikte sizler de yorumlarınızla destek olursanız sevinirim. Lafı uzatmadan yazımıza geçelim istiyorum.

Victor Hugo

Yine klasikleşmiş deyimimle başlamak istiyorum. Tarih saatinin kadranları 26 Şubat 1802 tarihini gösterdiğinde Fransa’nın Besançon dolaylarında dünyaya gelmiş ünlü yazar. Tam ismi Victor Marie Hugo imiş. Hugo’nun babası Napolyon’un en önemli generallerinden birisi olup pek çok kere dış ülkelerde görevlere gönderilmiş. Gelgelelim, Victor Hugo’nun babası ile annesinin arası pek iyi olmadığından daha çok babasıyla yaşamış yazarımız. İşte bu önemli görevlerden birisi olan Madrid valiliği nedeniyle Hugo, öğreniminin ilk dönemlerini İspanya’da geçirmiş. Derler ki bu dönem, Hugo’nun yazarlıktaki düşüncelerini etkileyen bazı olaylar meydana gelmiş. Zira bulunduğu okul aristokrat yani soyluların okulu imiş ve Hugo da sonradan yükselmiş bir generalin oğlu olduğundan dolayı dışlanmış. İşte bu durum onun aristokrasiye biryandan hayranlık duyup bir yandan da nefret etmesine neden olmuş. Öte yandan Hugo, 19 yaşına geldiğinde çocukluk aşkı olan Adele Foucher ile hayatını birleştirmiş. Bu evliliklerinden doğan kızları Leopoldine, babasının tüm sevgisine mazhar olmuştu. Fakat kader yine ağlarını örmüş, Leopoldine evliliğinden kısa bir süre sonra Seine Nehri’ndeki gemi yolculuğunda boğularak hayatını kaybetmişti. Olayı gazetelerden öğrenen Hugo, büyük bir buhrana düştü.

Düşüş-Yükseliş Ekseninde Bir Hayat

Napolyon’un imparatorluktan düşmesiyle birlikte doğal olarak onun en önemli generali olan babası da düşüşe geçmiş ve bu, zor günlerin başlangıcı olmuş. Nitekim Paris’te devam ettiği hukuk eğitimini maddi imkansızlıklardan dolayı yarıda bırakmak zorunda kalmış. Kendisini kitaplara ve yazmaya adamış. Fakat hayat ağlarını yine örmüş ve annesinin vefat etmesiyle sefaletin ayak sesleri iyiden iyiye duyulur olmuş. Ancak bu dönemde yazdığı kraliyet taraftarı şiirler adeta kurtuluşu olmuş ve tabiri caizse şeytanın bacağını kırmış. Zira XVIII. Louis, kendisini bin Frank gibi önemli bir miktarda maaşa bağlamış.

Kurtuluş Romantizmde!

Edebi akım olarak romantizmi benimseyen Victor Hugo, bu alanın en önemli eserlerini birbiri ardına sıralamaya başlamış ve kariyeri adeta pırlanta gibi parlamaya başlamış. 1827 yılında yazdığı Cromwell ve 1830’da yazdığı Hernani oyunları çok büyük bir yankı uyandırmış ülkede. Öyle ki 1830’da Hernani oyunu ile romantikçiler ve klasikçiler arasında Hernani Savaşı başlamış (elbette edebi bir savaş bu) ancak romantikler kesin bir zafer kazanmış. Hugo’nun ilk romanı, Notre Dame’ın Kamburu ise yayınevi baskısı nedeniyle kısa zamanda tamamlanmak zorunda bırakılmış bir eser.

Siyasi Çalkantılar

1831-1841 arasındaki on yıllık dönemde pek çok oyun, şiir ve roman yazan Hugo, siyasetle de içli dışlıydı. 1841 yılında Fransız Akademisi’ne girdi. Fransa’nın bir diğer meşhur ihtilali olan 1848 İhtilali’nden sonra cumhuriyetçi tarafa geçti. Hatta cumhurbaşkanlığına adaylığını bile koydu. Seçilemedi ancak Louis Napolyon’u destekleyerek seçilmesinde etkili oldu. Ancak Louis Napolyon da daha sonra kendisini imparator ilan edince bu siyasi kargaşadan kurtulmak için çareyi terk-i diyar etmekte buldu ve 1851 yılında gönüllü bir sürgüne gitti. 20 yıllık bir sürgün… İşte Chanel Adalarında geçirdiği bu dönemde, 1861 yılında doğdu dünya edebiyatının en büyük romanı olan Sefiller…

Ülkeye Dönüş

Fransa’nın Prusya ile yaptığı savaştan yenik ayrılması, Louis Napolyon’un da devrinin bitmesine sebep olunca yeniden cumhuriyet günleri başladı. Hal böyle iken Victor Hugo da ülkeye geri döndü ve geri dönüşü adeta muhteşem oldu. Çünkü artık o, ülkesinde bir kahraman olarak görülmekteydi. 1876 yılında meclise seçildi ve sanatçıların telif haklarının muhafaza edilmesi için yapılan çalışmalarda her zaman ön saflarda oldu. Bu uğraşları başarılı oldu ve telif haklarıyla ilgili yasa mecliste kabul edildi. Sadece bununla da yetinmedi ve idam cezalarının kaldırılmasıyla ilgili de çalışmalar yaptı. Ancak Hugo oldukça yaşlanmıştı. Bir süre sonra felç geçirdi. 83 yaşındayken de zatürre nüksetmişti ve bu, ihtiyar bir vücuda oldukça ağır geldi. Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından olan Victor Hugo, 22 Mayıs 1885’te vefat etti. Cenazesi büyük bir törenle defnedildi.

 

Öğretmenin Günü

Yorumlar

Cevap bırakın
  1. kendisi çok sevdiğim yazarlardan biridir. bu yazıyı o yüzden bir çırpıda okudum. eline sağlık çok güzel bir yazı olmuş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

wan-hu

Wàn Hǔ (萬戶): İlk Fedakar Astronot

lev tolstoy

Lev Tolstoy Öyküsüdür