Gündem

Uygarlıktan Uzak Kabileler

Uygarlıktan Uzak Kabileler

Dünya üzerinde 100’den fazla olduğu bilinen uygarlıktan uzak kabileler; modern dünyayla bağlantısı olmayan, doğayla iç içe yaşamayı seçmiş ve çoğunlukla teknolojiden tamamen bihaber olan insan topluluklarıdır. Bu kabileler dünyanın farklı yerlerine yayılmış olmakla beraber büyük bir kısmı Amazon’da yaşamaktadır.

Uygarlıktan Uzak Kabileler: Yanomami Kabilesi

Güney Amerika’nın en büyük izole kabilesi olduğunu söylemek mümkündür. Nüfusları 35.000 civarında olan kabile Güney Venezuela ve Kuzey Brezilya arasındaki yağmur ormanlarında yaşamaktadır. Şefleri veya liderleri yoktur. Kabilenin kadınları ev işlerinden sorumludur. Aynı zamanda bahçelerde çalışır, meyve-sebze ve şifalı bitkiler toplarlar. Erkekler ise avcılıkla uğraşır. En enteresan tarafı ise hiçbir avcı kendi avladığı hayvanın etini yemez bunun yerine ailesi ve arkadaşları arasında paylaştırır. Bunun karşılığında başka bir avcı da kendi avladığı hayvanı onunla paylaşır. Kabilenin günümüzde zaman zaman yasadışı altın madencilerinin saldırısına uğradığı bilinmektedir.

Uygarlıktan Uzak Kabileler: Bajau Kabilesi

Deniz çingeneleri olarak bilinen Bajau Kabilesi Filipinler, Endonezya ve Malezya kıyılarında yaşamışlardır. Bajau insanları özellikle dalış yetenekleriyle tanınmaktadır. Henüz yürümeden yüzmeyi öğrenen bu halk suyun metrelerce aşağısına dalabilir ve 10 dakikadan fazla nefeslerini tutabilirler. Neredeyse bin yıldır bu geleneklerini sürdüren kabile üyeleri üzerinde yapılan araştırmalar, dalaklarının normal bir insana göre %50 daha büyük olduğunu ortaya koymuştur. Günümüzde her ne kadar daha çok Bajau insanı karada yaşamaya başlamış olsa da geleneksel kültürlerinde evleri, ev yapımı botlarının üstünde ya da direkt suların üstünde kuruludur.

Sentinel Kabilesi

Dünyanın en izole kültürlerinden biri olarak kabul edilir. Hint Okyanusu üzerinde yer alan Kuzey Sentinel Adası’nda yaşayan bu halk bir dönem adalarına girmeye çalışan bir Amerikalı misyoneri öldürmeleriyle dünya gündemine oturmuştur. Hint hükümeti adalılarla dış dünyadaki insanların iletişim kurmasını yasakladığından nüfusları da tam olarak bilinmemektedir. Nitekim adanın yerli halkı da adalarına kimseyi yaklaştırmamakta ve bu konuda teşebbüste bulunan kimselere doğrudan oklarını yönlendirmektedir. Adanın her yerini saran yüksek ağaçlar nedeniyle havadan görüntü almak da çok mümkün değildir. Adaya kimsenin yaklaştırılmasının bir sebebi de 60 bin yıldır bu adada yaşayan kabile üyelerinin dış dünyadaki hastalıklara karşı bağışıklık kazanmamış olmalarıdır. Nitekim 1880 yılında bu adadan kaçırılan 6 yerlinin bir kısmı kısa sürede hastalıktan ölmüştür. Bunun üzerine Portman isimli bilim adamı hayatta kalanları adalarına geri bırakmıştır.

Himba Kabilesi

Namibya’nın Kaokoland olarak bilinen bölgesinde yaşarlar. Dünyanın en zorlu coğrafyalarından birinde yaşayan Himbalar geçimlerini çobanlık yaparak sağlamaktadır. Genel olarak hem kadınlar hem de erkekler üstsüz gezeler. Altlarına ise deriden yapılmış peştamal benzeri bir kıyafet giyerler. Hala atalar kültünün de mevcut olduğu Himbalar aynı zamanda tanrı Mukuru’ya da taparlar. Kadınlarının güneşten korunmak amacıyla vücutlarına sürdüğü kırmızı boya nedeniyle aynı zamanda “Kırmızı Kadınlar Kabilesi” olarak da bilinmektedir ancak en ilginç gelenekleri çocuk doğurma ile ilgili ritüelleridir. Bu inanca göre bir kadın çocuk doğurmak istediğinde bir ağacın altına giderek ilerde doğacak çocuğuyla telepatik iletişime geçmeye çalışır ve ilk doğum şarkısını duyana kadar burada sessizce bekler. Çocuğun söylediği ilk şarkıyı duyduktan sonra (ki aslında kendi zihninde yarattığı bir şarkıdır) kocasına giderek bunu söyler. Doğumdan sonra da çocuğa ilk olarak bu şarkı söylenir.

https://www.shallwe.com.tr/toraja-halki-ve-gelenekleri/

İlgili Makaleler

6 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu