içinde

Türk Basınında İkinci Dünya Savaşının Yansımaları

Türk basınında ikinci dünya savaşı

Bu yazımızda İkinci Dünya Savaşı sürecinin sadece bir ayında savaşan devletlerin yaşadıklarının gazetelere nasıl yansıdığını inceleyeceğiz. Türk Basınında İkinci Dünya Savaşının Yansımaları nasıl olmuş gelin hep birlikte bakalım. 

DÜNYA SAVAŞI SÜRECİNDE ALMANYA, İNGİLTERE VE SSCB’NİN ATTIĞI ADIMLARIN TÜRK BASININA YANSIMASI

Birinci Dünya Savaşı’nın 1918 yılında sona ermesiyle birlikte tüm dünyada ekonomik, coğrafi, siyasi, kültürel sınırlar değişmiş ve bu sınırların değişmesinden ne kazananlar ne de kaybedenler memnun olmuştur.

Birçok tarihi otorite tarafından denge unsuru olarak kabul edilen Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesinden çekilmesi söz konusu dönemde ekonomik ve politik birçok buhranlar doğurmuştur. Bunların en başında 1939-1945 yılları arasında dünyayı kasıp kavuran ve insanlığın gördüğü en büyük felaketlerden olan “İkinci Dünya Savaşı” gelmektedir.

1939 yılında Almanya’nın savaş ilan etmeksizin yıldırım harekatıyla Polonya’yı işgal etmesi bir kez daha savaş çanlarını Avrupa’da çalmaya başlamış ve hemen ardından Fransa ve İngiltere’nin Almanya’ya savaş ilan etmesi İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcı olmuştur.

1939-1941 yılları arasında Almanya savaşı tartışmasız her istediği noktaya taşımış, batıda Avrupa’nın neredeyse tamamını, kuzeyde Baltık ülkelerini işgal etmiştir. Doğuda Moskova kapılarına dayanmış, güneyde ise İtalya’nın savaşa katılmasıyla Balkanlar’ı işgal ederek Türkiye sınırına kadar gelmiştir.

Türkiye’nin Genel Durumu

Yıkılan imparatorluğun mirası üzerine henüz on beş yıl önce kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti, hem yeni bir savaştan çıkmış olmanın yorgunluğu hem de ikinci bir dünya savaşının, taze devletin tam oturmamış ekonomik, siyasi, sosyal düzenine vuracağı büyük darbeyi hesap ederek dış politikasını bu büyük savaşta tarafsız kalmak olarak belirlemiş ve bunu da büyük ölçüde başarmıştır.

Savaşta tarafsız kalmasına rağmen savaşın getirdiği ekonomik yüklerden her ülke gibi Türkiye’de etkilenmiştir. Dört tarafının savaş sahası olması nedeniyle ticari faaliyetleri durma noktasına getirmiştir. Bu durum ülkedeki temel tüketim maddelerine de yansımış ekmek dahi karne ile alınır olmuştur.

İşte bu zorlu dönemde yazımızın temelini teşkil edecek olan Türk basını İkinci Dünya Savaşı’nı hükümetin politikaları doğrultusunda sayfalarına taşımış gelişmeleri gün gün okuyucularına aktarmaya gayret etmiştir.

Kasım 1941 Tarihinde Yaşananlar ve Türk Basınına Yansıması

1941 yılına gelindiğinde Almanya Rusya’ya savaş ilan etmiş bulunuyordu. Savaşın bu dönemi yoğun olarak Almanya ve SSCB’nin mücadelesine sahne olmuştur. Bu durum karşısında Türkiye tarafsız kalacağını Rus hariciyesine bildirmişti. Oysa Rusya boğazlar vasıtasıyla müttefiklerinden yardım alacağı ümidiyle Türkiye’nin kendileri tarafında savaşa girmesini arzu etmekteydi.

Almanya ise tüm gücüyle Moskova üzerine yüklenmiş ve yıldırım harekatıyla Moskova’yı sararak Rusya’yı savaş dışı bırakmayı planlıyordu. Bu harekat Son Posta gazetesinde “Moskova’yı Sarmak Teşebbüsü”[1] başlığıyla haberleştirilerek okuyucularına duyuruluyordu.

Almanya’nın amansız taarruzları karşısında ilk başlarda Rusya’nın geniş bozkırlarına kadar geri çekilen Rus ordusu Kırım tarafından da saldırıya uğramış ve Almanlar karşısında çok vahim durumlara düşmüşlerdir.[2]

Amerika-Japonya Arasındaki Gerilim

Bu sıralarda savaşın sonucuna etki edecek olan en önemli diğer bir aktör Amerika Birleşik Devletleri ile onun savaşa girmesine sebep olan Japonya arasındaki münasebetler nazik bir safhaya girmiş, Amerika’nın uygulamış olduğu ekonomik ambargolar[3] Japonya’yı farklı çareler aramaya itmiş, belki de Amerika’ya karşı daha saldırgan bir tutum izlemesine yol açmıştır.

Amerika ise bu nazik durumu göz önüne alarak savaş hazırlığını hızlandırarak üç günde bir savaş gemisini denize indirmeye başlamıştır.[4]

Yine bu zaman diliminde Alman orduları karşısında oldukça zor durumda olan SSCB, İngiltere’den Alman işgali altındaki Romanya, Macaristan ve Finlandiya üzerine savaş ilan ederek Almanya’nın en az otuz tümenini bu bölgelere kaydırmasıyla üzerindeki yükü hafifletecek bir talepte bulunmuştur. Hatta sabık İngiliz Harbiye Nazırı M. Leshie Hore Belisha bu talebi haklı bularak Davenport’a çağrıda bulunmuştur.[5] Çünkü Alman ordularının Kırım tarafından yaptığı saldırılarda en önemli şehirlerden bir tanesi olan Kursk şehri işgale uğramış, Rus Mareşal Timoşenko dağınık durumda bulunan ordularını toplayarak ikinci bir savunma hattı oluşturmaya gayret ile Karadeniz üzerindeki önemli liman kentlerinden Sivastopol ile Kerç Yarımadasını kurtarmanın yollarını arıyordu.[6]

Türk Basınından Yansımalar

İşte SSCB’nin Almanya karşısındaki bu zor durumundan ötürü müttefikleri başta İngiltere olmak üzere Rusya’ya yardım götürmenin çarelerini aramaya başlamıştı. Kara yoluyla yardım ulaştırmak Alman işgali yüzünden pek mümkün gözükmüyordu. Deniz yolu ile de hangi rota üzerinden Sovyet Rusya’ya yardım götürüleceği tartışılıyordu. Bu durum Türk Basınına da yansımış, o tarihli Son Posta gazetesi manşetten “Rusya’ya Yardım Yolları”[7] başlığı altında bir harita ile İngiltere ve Amerika’dan Sovyet Rusya’ya ulaşan deniz rotalarını okuyucularına sunmuştur.

Müttefikler Sovyet Rusya’ya yardım götürmenin yollarını ararken Alman orduları neredeyse Kırım’ın işgalini tamamlamış, Kafkaslara doğru kaymaya başlamışlardı. Alman ordularının bu hareketi İngiltere tarafından dikkatle takip edilmekteydi.[8]

Sovyet cephesindeki diğer bir gelişme de Sovyet Rusya’nın komünist Çin’den yüz bin asker talep etmesidir. Bu talep Çin’de olumlu karşılık bulmuş, General Şuta kırk bin askerden oluşan ilk kafileyi cepheye doğru yola çıkarmıştır.[9] Bu hamleyle savaşa bir devlet daha eklenmiş, savaş daha geniş alanlara doğru kaymaya başlamıştı.

Son Posta- 9 Teşrin-i Evvel 1941

Alman-Sovyet harbinin tüm korkunçluğuyla devam ettiği bu zaman diliminde bu ülkeleri yönetenlerin demeçleri, nutukları Türk basınında da yankı buluyordu. Nitekim Son Posta gazetesinin 9 İkinci Teşrin 1941 tarihli sayısının ilk sayfasından  verdiği haberlere göre Nazi Almanya’sının lideri Adolf Hitler hem Sovyet Rusya ile olan mücadelede alınan esir sayılarını bildiriyor hem de Amerikan denizaltılarının batırılması için hiçbir Alman subaya emir vermediğini ancak vatanını savunmayan bir Alman subayın da alçak olduğunu ilan ediyordu.[10] Bununla beraber Hitler, Nasyonal-Sosyalist yürüyüşünün yıl dönümünde verdiği nutukta Bolşevik Rusya’ya açılan cephenin haklılığını, bütün dünyanın Bolşevizm yüzünden geçirdiği büyük tehlikeyi anlatmış ve bu beynelmilel tehlikeye karşı müşterek bir cephe kurulduğunu kaydetmiştir.[11]

Alman-Amerikan Diyaloğu ve Türk Basınında Yansıması

Almanya tarafında bunlar yaşanırken okyanus ötesinde Amerika Birleşik Devletleri henüz adı konmamış bir mücadele içinde olduğu ve denizaltılarının torpillenmesinden sorumlu tuttuğu Almanya’nın başını çektiği Mihver cephesine savaş ilan edip etmemeyi daha şiddetle tartışır olmuştu. Bu hususta Amerikan gazetelerinden nakil ile Son Posta gazetesinin beşinci sayfasından verdiği haber şöyledir: Bu vaziyete göre Birleşik Amerika Mihvere derhal harp ilan etmelidir. Biz bunu birbirini kovalayan hadiseler ve bunun neticesi olarak vuku bulan Amerikan zayiatı dolayısıyla istiyor değiliz. Aylardan beri malumdur ki Birleşik Amerika Almanya ile harp halindedir. Harbin milli menfaat adına ilanını istiyoruz. Zira böyle bir kararın milli menfaate uygun ve bu memleketin hür demokrasisinin muhafazası için elzem olduğu kanaatindeyiz”[12]

Bu tehditlere karşı Adolf Hitler o meşhur nutuklarında şöyle cevap verecektir: “Harp malzemesi yani adam öldürmeye mahsus malzeme getiren herhangi bir gemi torpillenecektir. Eğer Amerika Birleşik Devletleri reisi Almanya’yı bir ateş açma emriyle korkutacağını zannediyorsa ona ancak şöyle cevap verilir: Reis Ruzvelt tesadüf edecekleri her Alman gemisine ateş açılması talimatını vermiştir. Ben ise Alman gemilerine bir Amerikan gemisine rastlarlarsa ateş açmamalarını fakat bir Alman gemisi saldırıya uğrarsa müdafaa edilmesi emrini verdim. Reisin emri üzerine bir Amerikan gemisi ateş açarsa bunu tehlikesi kendi üzerine ait olmak üzere yapacaktır.”[13]

Dengelerin Müttefikler Lehine Dönmesi

Bu atışmalarla savaşın seyrinin değişmesi çok olağan görünüyordu. Zira hem Amerika hem Almanya hem de İngiltere dünya liderliği yarışında o dönem baş başa gidiyorlardı. Almanya ve İngiltere sıcak harbin içinde birbirlerine karşı cephe almış amansız bir boğuşma içindeydi. Amerika’nın İngiltere yanında savaşa girmesi ilk savaşta olduğu gibi bütün dengeleri müttefik devletler lehine değiştirecek, cephelerde rahatlayacaklar ve Almanya’nın iki yılı aşkın önlenemez üstünlüğüne belki de büyük bir darbe vurulacaktı. Bu ateşin içine Amerika’nın girmesi için artık sadece bir kıvılcım gerekliydi. O kıvılcım da çok geçmeden sıçrayacak ve 7 Aralık 1941 tarihinde Japonya’nın Pearl Harbour baskını Amerika’yı savaşın içine itecek ve kartlar yeniden dağıtılmaya başlanacaktı.

Türk Basınında Alman Ordularının Durumu

Sovyet cephesinde Almanlar ciddi ilerleme kaydetmesine rağmen kesin sonuç alınamamış Moskova düşmemişti. Bunda Rus ordusunun düzenli savaştan ziyade gerilla savaşı vermesinin büyük payı olmuş, ülkenin geniş bozkırları orduya savunma alanı yaratmıştır. Bununla beraber kış ayının yaklaşması, havaların soğuması, Alman ordularını yavaşlatmış geniş taarruz hareketleri durmak zorunda kalmıştır. Bu durum ise yine Türk basınına şu şekilde yansımıştı:Geniş taarruz hareketlerini durdurmak ıztırarında kalan Alman ordularının kışa karşı hazırlık yaptıkları tahmin olunabilir”[14]

Denizlerdeki Durum ve Türk Basınında Yansıması

Toprağın üstünde bir o kadar kanlı çarpışmalar olurken suyun altında da denizaltı muharebeleri yaşanıyordu. Alman denizaltıları açık denizlerde kol geziyor müttefik devletlerin gemilerini gördükleri yerde torpilleyerek imha ediyorlardı. İngiliz donanmasının en büyük tayyare gemisi olan Ark Royal de bu torpillerden nasibini almış ve batırılmıştır. Türk basınına yansıyan habere göre İngiliz Amirallik Dairesi geminin battığını, bir kısım mürettebatın kurtarıldığını ancak ölenlerin sayısının henüz malum olmadığını bildirmiştir.[15]

Türk Basınında Kaynaklar ve Konuların Muhtevası

Aslında bu haberlerin tamamı Türk basınında habere konu olan devletin verdiği bilgilere dayanıyordu. Bu yüzden o sıralarda hem cepheden hem cephe gerisinden objektif haberler almak çok da mümkün görünmüyordu. Çünkü habere konu olan devlet, bilgileri kendi isteği doğrultusunda veriyor ve bunu teyit etme imkanı olmuyordu. Savaş halindeki bütün devletler basını bir propaganda aracı olarak kullanıyor, kendi aleyhlerinde bir habere imkan tanımıyorlardı. Nitekim Almanya karşısında oldukça zor durumda olan Sovyet Rusya bile devamlı Alman ordusuna verdiği zararları içeren tebliğler yayınlıyor, kış şartlarının ağırlaşmasıyla genel taarruzları durma noktasına gelen Almanya ise taarruz üstüne taarruz haberleri yayınlıyordu.[16]

Bununla beraber incelemiş olduğumuz Son Posta gazetesindeki haberlerden çıkardığımız sonuca göre Türk basınında gerek müttefikleri gerekse mihver devletleri savunan haberler yerine Türk hükümetinin dış politikasına uygun bir şekilde, her iki tarafın attığı adımlar olduğu gibi aktarılmış, taraf tutma veya diğer tarafı düşman kabul etme gibi bir eğilime girilmemiştir. Bunda hükümetin de rolü olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Hükümet bu yıllarda gazeteleri savaşan devletlerin resmi tebliğlerini yayınlaması hususunda denetlemiş tarafsızlık politikasına zarar verecek haberlerden kaçınmalarını istemiştir. Yabancı basında çıkan Türkiye aleyhtarı haberlere ise derhal müdahale etmiş bu gibi yayınların yapılmamasını ilgili devletten istemiştir.

Türkiye’nin Tutumu

Sıcak savaş esnasında her ne kadar cephelerde savaşmasa da Türkiye de zaman zaman kayıplar yaşamıştır. 18 İkinci Teşrin 1941 tarihinde Karadeniz’de 550 tonluk Yenice Vapuru torpillenerek batırılmış, torpilin nereden geldiği kestirilememiştir. Geminin iki kaptanı kurtarılmış tayfalar bulunamamıştır.[17] Bu haber gazete sayfalarını üç dört gün boyunca meşgul etmiştir.

Savaşın Vuku Bulduğu Coğrafyalar

1941 yılı Kasım ayının son günlerine doğru savaş Kuzey Afrika’da da devam ediyor Alman ve İngiliz orduları Libya’da çarpışıyorlardı. Basında “Libya’da piyade harbi başladı”[18] başlığıyla duyurulan haberde İngilizlerin Libya’da kuvvetli bir mukavemetle karşılaştığı ancak ileri hareketlerinin devam ettiği[19] bildiriliyordu. Alman-İtalyan ortak kuvvetleri ise yayınladıkları tebliğlerde yaptıkları yeni taarruzlarla yeni muvaffakiyetler elde ettiklerini söylüyorlardı.[20]

Moskova cephesinde ise Almanlar şehrin neredeyse tamamını kuşatmış ve şehir dışındaki bütün müdafaa hatlarını yarmışlardı. Artık iç müdafaa hatlarına saldırmaya başlamışlardı.[21] Gazetelerde Moskova’nın talihinin gittikçe karardığına dair yorumlar yapılıyor ve SSCB’nin savaş dışı kalabileceği ihtimalleri üzerinde duruluyordu.[22]

Savaş tüm hızıyla devam ediyor başta Avrupa olmak üzere Rusya’nın geniş bozkırları, Libya ve Mısır çölleri, Kafkaslar ve Uzakdoğu’da müttefik devletler ile mihver devletler arasında ciddi çatışmalar yaşanıyordu. Bazen piyade savaşı, bazen tank savaşı, bazen de top yekün birlikler arasında çatışmalar yaşanıyordu.[23]

Diğer taraftan da Amerikan-Japon gerginliği had safhaya ulaşmış her an bir çarpışma ihtimali üzerine duruluyordu.[24]

Almanlar ise artık Rusların da kabul ettiği şekilde ciddi ilerleme kaydetmişler ve Stalinogorsk şehrini aldıklarını bildiriyorlardı.[25]

Afrika cephesinde ise Tobruk ve Kahire’de savaşın sürdüğü Alman taarruzlarının yaşandığı, İngilizlerin bir İtalyan tümenini imha ettikleri[26] haberleri gazetelerin manşetlerinden tebliğler halinde verilmeye devam ediyordu.

SONUÇ

İkinci Dünya Savaşı sürecinin sadece bir ayının gazetelere nasıl yansıdığını incelediğimiz çalışmamızda savaşan devletlerin herhangi bir olayının (taarruz, işgal, kayıp vs.) Son Posta gazetesi üzerinden okuyuculara nasıl ulaştığını görme fırsatı yakaladık. O dönem şartları düşünüldüğünde savaşla ilgili yayınlanan haberlerin hükümetin tarafsızlık politikasına uygun olarak resmi devlet tebliğleri alıntılarıyla yorum katmadan olduğu gibi aktarıldığını, zaman zaman savaşın gidişatı hakkında gazetelerde yorum içerikli haberlerin yayınlandığını da analiz ettik.

Buradan o yıllarda basının tam manasıyla özgür olmadığını ancak zaruri olarak hükümet politikasına uygun haberler vermesi gerektiğinin devlet menfaati için daha uygun olduğu kanaatine varabiliriz. Çünkü Türkiye tüm gücünü savaşta tarafsız kalmak için harcamış bunun da gerek basın yoluyla gerekse de başka yollardan baltalanmasına fırsat vermemiştir.

Yine basın yoluyla Türk kamuoyunda savaşın gidişatı takip edilebilmiş dünya kamuoyunun savaşı nasıl gördüğü ne gibi gelişmeler yaşandığı, liderlerin birbiri hakkında ve savaşın gidişatı hakkında yaptıkları söylemler, demeçler olduğu gibi aktarılmaya çalışılmıştır.

Bu vaziyetle basın görevini titizlikle sürdürmüş o zamanın en önemli kaynakları arasında olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koymuştur.

Kaynakça

[1] “Moskova’yı Sarmak Teşebbüsü”, Son Posta, 1İkinci Teşrin 1941.

[2] “Rusya’da Vaziyet Çok Vahim”, a.g.e., 2 İkinci Teşrin 1941.

[3] “Amerikan Japon  Münasebetleri Nazik Bir Safhaya Giriyor”, a.g.e., 3 İkinci Teşrin 1941.

[4] “Amerika’da Harp Gemisi İnşaatı”, a.g.e., 3 İkinci Teşrin 1941.

[5] “Sovyetlerin İngiltere’den Bir Talebi”, Son Posta, 4 İkinci Teşrin 1941.

[6] Emekli General K.D. “Kursk Şehrinin Tahliyesi Mareşal Timoçenko’nun Yeni Felaketleri Önlemeye    Çalıştığını Gösteriyor” a.g.e, 4 İkinci Teşrin 1941.

[7] “Rusya’ya Yardım Yolları” a.g.e, 5 İkinci Teşrin 1941.

[8] “Kafkasların İşgaline Doğru Mu?” a.g.e., 6 İkinci Teşrin 1941.

[9] “Şark Cephesine Çin’den Yüz Bin Asker Geliyor” a.g.e., 6 İkinci Teşrin 1941.

[10] “ Hitler Dedi Ki:” , Son Posta, 9 İkinci Teşrin 1941.
[11] “ Nasyonal Sosyalist Yürüyüşünün Yıl Dönümü”, a.g.e., 9 İkinci Teşrin 1941.

[12] “Mihvere Derhal Harp İlan Etmeliyiz” a.g.e., 9 İkinci Teşrin 1941.

[13] “Alman Devlet Reisinin Nutku”, Son Posta, 10 İkinci Teşrin, 1941.

[14] Emekli General K.D., “Şark Cephesinde Görülen Durgunluk”, a.g.e. , 13 İkinci Teşrin 1941.

[15] “Ark Royal Tayyare Gemisi Batırıldı”, Son Posta, 15 İkinci Teşrin 1941.

[16] “Şarkta Taarruz Devam Ediyor”, a.g.e., 21 İkinci Teşrin 1941.

[17] “Yenice Vapuru Bir Enkaz Halinde Havaya Uçtu”, a.g.e., 24 İkinci Teşrin 1941.

[18] “Libya’da Piyade Harbi Başladı”, Son Posta, 25 İkinci Teşrin 1941.

[19] “Tebliğlere Göre Libya’da Vaziyet”, a.g.e., 27 İkinci Teşrin 1941.

[20]  A.g.e.

[21] “Almanlar Moskova’nın İç Müdafaasına Saldırıyorlar” , a.g.e., 28 İkinci Teşrin 1941.
[22]  Emekli General K.D., “Moskova’nın Talihi Gittikçe Kararıyor”, a.g.e., 28 İkinci Teşrin 1941.

[23] “Külli Kuvvetler Arasında Muharebe”, a.g.e., 29 İkinci Teşrin 1941.

[24]  “Amerikan-Japon Gerginliği”, a.g.e., 30 İkinci Teşrin 1941.

[25]  “Almanlar Stalinogorsk Şehrini de Aldılar”, a.g.e., 30 İkinci Teşrin 1941.

[26]  “Tebliğlere Göre Libya’da Vaziyet” a.g.e., 30 İkinci Teşrin 1941.

 

Tarih Treniyle Yolculuk İkinci Dünya Savaşı

Yorumlar

Cevap bırakın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Yükleniyor…

    0

    Yorumlar

    0 yorum

    devlet erkanı anıtkabir ziyaretinde

    Devlet Erkânı Anıtkabir Ziyaretinde

    rüyada para görmek

    Rüyada Para Görmek Ne Anlama Geliyor