Gündem

Troia Antik Kenti

Troia Antik Kenti

Kuzeybatı Anadolu’nun en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Troia Antik Kenti kazıları 1870-1890 yılları arasında Schliemann, 1893-1894 arası Dörpfeld, 1932-1938 arası Blegen ve 1988-2006 yılları arasında da Korfmann tarafından yürütülmüştür. Troia elli alt yapı evresiyle birlikte Tunç Çağı’ndan demir Çağı’na kadar devam eden yedi ana yerleşme katından oluşmaktadır.

Troia Antik Kenti: Troia I: 2920-2350

Çok küçük bir alana yayılan Troia I yerleşimi, başından itibaren bir sur duvarıyla çevrili olması bakımından ilginçtir çünkü bu dönemde bu bölgede bunun başka bir örneği yoktur. Bu yüzden Blegen burayı “Kuzeybatı Anadolu’nun Başkenti” olarak nitelendirmiştir. Bu dönemde seramikler elle şekillendirilmektedir. Troia’nın insan yüzlü tasvirlerle bezemeli kapları ilk kez bu dönemde ortaya çıkmıştır. Bu yerleşme büyük bir tahriple son bulmuştur.

Troia Antik Kenti: Troia II: 2550-2250

Troia II pek bağımsız bir kültür sayılmamaktadır. Troia I’in yıkıntıları üzerine kurulmuştur ve yaklaşık 9.000 m² lik bir alanı kaplamaktadır. Troia I büyük bir tahriple son bulmuş olmasına rağmen bu iki yerleşim arasında herhangi bir zaman boşluğu yoktur. Sanat ve kültür eserleri bir önceki kültürle benzeşmektedir. Bununla birlikte bu yerleşimde, Troia’nın hızlı bir gelişim sürecine girdiği görülmektedir. Troia artık Mezopotamya’dan Kuzey Suriye’ye dek uzanan ticari ilişkilere sahip bir merkez olmuştur. Başlıca ihraç malları arasında seramik malzemeler, tunç ve kumaş bulunmaktadır.

Bu dönemde çömlekçilik alanında en büyük yenilik, çarkın kullanılmaya başlamasıdır. Diğer bir önemli yenilik ise randımanlı bir şekilde tuncun kullanılmaya başlamasıdır. Troia II sakinleri artık tunçtan silahlar yapmada seri üretime geçmişlerdir. Tunç bu dönemde başka hiçbir yerde Troia II’deki kadar yoğun kullanılmamıştır. Hiç şüphesiz ki bu da direkt olarak dış dünyayla olan ticari bağlantıları göstermektedir. Çünkü yakınlarda tuncu işlemek için gerekli olan kalay yatakları yoktur. Troialılar’ın tunç yapmak için gereksinim duydukları kalayı nerelerden getirmiş olabileceklerine dair birkaç farklı fikir vardır. Bunun için Batı Avrupa, Orta Asya hatta Afganistan ihtimaller arasındadır. Ayrıca son araştırmalar ışığında ortaya çıkan bir olasılık da Tacikistan’dan getirilmiş olabileceğidir.

Bu yerleşme şehircilik açısından çok büyük gelişim göstermiştir. Hatta Troia II batı dünyasının belirli bir plan gösteren ilk kentidir diyebiliriz. Kent bu dönemde üç yangın geçirmiştir. Schliemann tarafından bulunan meşhur hazine de bu yangın evrelerinin birinden ele geçmiştir. Belki biraz da bu hazinenin etkisiyle Schliemann Homeros’un Troia’sının bu kent olduğunu düşünmüştür ancak Mellaart’a göre bu yangının sebebi Luvilerdir. Yangının sebebi kim olursa olsun hiçbir kültür değişikliğinin olmaması bu tahribe sebebiyet verenlerin Troia’yı zapt edemediklerini göstermektedir.

Troia III: 2250-2200

Kale içindeki yapılaşmanın yoğunlaştığı görülmektedir. Troia II’ye göre daha yoksul bir kent olmasına rağmen hala önemli bir ticaret merkezi olma ünvanını korumaktadır. Mimaride çok köklü değişiklikler olmasına karşın el sanatlarında önemli bir değişiklik olmamıştır. Troia III’ün yaşamı çok uzun sürmemiştir. Kent iki büyük yangın geçirmiştir ancak kentin esas yıkılma sebebi depremdir.

Troia IV ve Troia V: 2200-1700

Çok geniş bir alan yayılmış olmalarına rağmen bu yerleşmeler hakkında diğerleri kadar çok şey bilinmemektedir. Son kazılar sırasında IV. tabakada 7 ayrı yangın evresi geçirdiği anlaşılmıştır. Evlerin içinde tespit edilen kubbeli fırınlar Troialılar için bir yeniliktir. En azından yeme alışkanlıklarını değiştirdiklerini göstermektedir. Aslında bu ev mimarisi ve kubbeli fırınların kullanımı İç Anadolu’lu bir gelenektir. Bu yüzden de buraya Anadolu kökenli yeni yerleşimcilerin geldiği düşünülmektedir. Bahsettiğimiz tahripler nedeniyle Troia V’in nasıl sona erdiği bilinmemektedir. Herhangi bir deprem ya da yangın izine rastlanmamıştır.

Troia VI: 1700-1300

Bu dönemde Troia artık önemli bir güç ve ticaret merkezi konumundadır ve kültür materyali açısından tartışılmaz bir üstünlüğü vardır. Hatta kentin bu dönemdeki zenginliği, bazı bilim adamlarını “Priamos’un efsanevi kenti İlion” un burası olduğunu düşünmeye yönlendirmiştir. Troia V’ten VI’ya geçişte ani bir kültür değişikliği yaşandığı gözlenmektedir. Bu yapı katının en alt seviyesinde yoğun at kemikleri bulunmuştur. Bu da buraya yeni bir kavmin gelip yerleştiğini göstermektedir.

https://www.shallwe.com.tr/artemis-tapinagi/

İlgili Makaleler

4 Yorum

  1. En sevdiğim paylaşımlar diyebilirim antik kentleri gezmeyi ve araştırmayı seviyorum.
    Paylaşım için teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu