içinde

BayıldımBayıldım

Tarih Treniyle Yolculuk: Thule Cemiyeti

thule-cemiyeti

Tarih Treni seyahatlerine Thule Cemiyeti ‘ne dair manzaralar sunarak son hızla devam ediyoruz kıymetli ShallWe takipçileri. Yolculuğumuz boyunca bu gizemli ve bir o kadar da korkutucu tarikatın ortaya attığı akıl almaz iddialara, Osmanlı ile ilişkilerine, ritüellerine tanık olacağız. Tüm yolcularımızın dikkatine! Tarih Treni, ShallWe istasyonundan kalkıyoooor!

Thule Cemiyeti

Thule Cemiyeti’nin korkutucu olduğunu ifade etmiştim. Bunun ispatı olarak sizlere bir manzara sunayım. Kompartımanınızın penceresinden baktığınızda gördüğünüz yüzü tanıdınız değil mi? Evet doğru bildiniz kendisi Adolf Hitler. Şimdi sıkı durun. Bütün Avrupa kıtasını boydan boya kana bulayan ve tarihte benzerine rastlanmamış bir katliam gerçekleştiren Adolf Hitler, Thule cemiyeti tarafından piyasaya çıkartılmış bir şahıs. Ne kadar tehlikeli olduklarını sanırım biraz daha anlamışsınızdır. “Peki nedir bu elemanların kökeni birader” diye soracak olursanız hemen konuya gireyim uzatmadan. İlk durak istasyonumuz: Kuruluşları ve kökenleri.

“Thule Cemiyeti” Nedir? Nasıl Kurulmuştur?

Sevgili Tarih treni yolcuları, Thule, aslında bir yer ismi. Yani öyle olduğuna inanılıyor. Mevzu bahis Thule adlı yerin, kuzeyde bir ada olduğuna ve çooook çok eski zamanlarda, tıpkı Atlantis gibi, sulara gömüldüğüne inanıyor örgütü oluşturan kişiler. Örgütün ismi buradan geliyor. Kuruluş tarihi ise 1919. Örgüt üyeleri saf Alman ırkını bir araya getirip tek çatı altında toplamayı kendilerine amaç edinmişler. Bu ilk bakışta normal görünebilir size. Fakat bunun için uygulamaya çalıştıkları metot ağızları açıkta bırakacak cinsten desek yalan olmaz. Çünkü kendileri Hristiyanlık dininin ortaya çıkışından evvelki o kadim Cermen dönemlerini yaşatabilmek için zamanda yolculuk yapmayı amaçlamışlar ve bu doğrultuda çeşitli çalışmalar da yürütmüşlerdir.

Baron Rudolf Sebottendorf

Hani bazı kişiler vardır da gördüğünüzde “işte o adam” diye tedirgin olursunuz ya; işte Sebottendorf da onlardan birisi. Çünkü kendisi yalnızca Thule cemiyetinin kurucusu değil aynı zamanda Hitler’in de fikir babasıdır. Maceracı bir ruha sahip olan Sebottendorf, 1875 yılında Almanya’da doğmuştur. Seyahat etmeyi bir yaşam felsefesi haline getirmiş ve pek çok yer gezmiştir. Ancak bu adamı ilginç kılan şey yalnızca tehlikeli fikirlerin üreticisi olması değil. Aynı zamanda mistik ritüellere de oldukça düşkün bir insandı. Büyü, astroloji, kabala gibi pek çok alanda uygulamayı Thule içerisinde üyelerle birlikte gerçekleştiriyordu. Hatta Hitler’i bu  doğrultuda eğittiği bilinmektedir. Dahası; müthiş bir hitabete sahip olan Hitler’in milyonlarca insanı coşkuya boğan konuşmalarındaki sırrın, ses büyüsü kullanılarak başarılabildiği iddialar arasındadır. Sayın Tarih Treni yolcuları, giriş kısmında olayın Osmanlı ile bağlantısını da vurgulamıştım hatırlarsanız (ne olur hatırlayın). Merakınızı hemen bir sonraki istasyonumuz olan Osmanlı’nın olayla bağına çekmek istiyorum.

thule1

Osmanlı Bu Konunun Neresinde?

Baron Rudolf von Sebottendorf, yukarıda da belirttiğim gibi, seyahat tutkunu bir insandır ve tarih kadranı 1901 senesini gösterdiğinde İstanbul’a da gelmiştir. İlginç bir tezattır k her ne kadar Yahudilere kin gütse de yine bir Yahudi aracılığıyla İstanbul’da Memphis Mason Locası’na katılmıştır. Hatta bu Yahudi ailenin elindeki eserlerden faydalanarak Anadolu mistisizminin önemli bir kısmı olan sufilik ve Bektaşi tarikatı hakkında derin bilgi sahibi olmuştur. 1826 yılında Sultan II. Mahmut tarafından ortadan kaldırılan Yeniçeri Ocağı’ndan itibaren Bektaşilik tarikatının gizli saklı devam ettirilmeye çalışılması ile masonluk arasında bir ilgi olduğunu düşünerek bu konuda araştırmalar yaptı hatta eser kaleme aldı. Daha sonra yine bir Alman olan Baron Heinrich von Sebottendorf tarafından evlat edinilerek “baron” unvanı kullanmaya başladı. Sene 1911 olduğunda ise Baron Rudolf von Sebottendorf, Osmanlı vatandaşlığına geçiş yaptı. Hatta I. Dünya Savaşı sırasında Kızılay başkanlığı görevini dahi üstlenmiştir.

Almanya’ya Dönüşü ve Hayal Kırıklığı

1933 yılına gelindiğinde Sebottendorf, Hitler tarafından Almanya’da iktidarın ele geçirildiğini öğrendiğinde Türkiye’den ayrılıp Almanya’ya gitmiştir. Neticede Hitler onun öğrencisi olsa da beklediği saygıyı görmemiş hatta Hitler üzerine yazdığı bir kitap nedeniyle toplama kampına bile gönderilmiştir. Türk büyükelçi tarafından yapılan girişimler sonucunda yeniden Türkiye’ye dönmüş ve casusluk faaliyetleri yürütmüştür. 1942-1945 yılları arasında Almanya, İngiltere ve Türkiye için casusluk yapar. 1945 yılında ise kendisini İstanbul Boğazı’na atarak intihar etse de ölümü ardında soru işaretleri bırakmıştır. Bazı kesimler onun 1957 yılına kadar yaşadığını bile iddia etmiş olsa da bu ispatlanamamıştır.

Son Durak

Sevgili yolcularımız. Tarih Treni’nin bu azıcık ürkütücü seferinin sonuna sağ salim gelmiş bulunmaktayız. Umarım yolculuktan keyif almışsınızdır. Başka bir yolculukta görüşmek üzere. Hoşça kalın.

 

Aşkın : Necati Hikaye Serisi 11. Bölüm

Yorumlar

Cevap bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

yeni bir ilişki

Yeni Bir İlişki İçin Hazır Mısınız?

mide bağırsak enfeksiyonu

Mide Bağırsak Enfeksiyonları İle İlgili Dikkat Etmemiz Gerekenler