içinde ,

Stockholm Sendromu Nedir?

Stockholm Sendromu

Stockholm Sendromu nedir? Stockholm Sendromu kimlerde görülür? Stockholm Sendromunun belirtileri nelerdir? Stockholm Sendromu’nun tedavisi var mıdır?

Rehinenin kendisini rehin alan kişiye duygusal olarak bağlanması olarak özetlenebilir. Şimdi detaylı olarak bu sendromu inceleyelim.

STOCKHOLM SENDROMU NEDİR? 

Rehinenin, kendisini esir alan kişinin duygularını anlama noktasına gelmesi ve o kişi ile geçirdiği süre boyunca ona yardım etmesi ve sonuç olarak da onunla özdeşim kurmasına “Stockholm sendromu” denir. Bu sendromunun anlamı bir açıdan da şudur: İnsan kendisini zora sokan, huzursuz eden koşulları ya da kişileri benimser ve savunmaya başlar. Bu şartları yaratan nedenleri görmez, kendisini ezen kişinin yanında yer alır.

Stockholm Sendromu’nun tarihçesi

Bu sendrom ilk olarak psikiyatr Bejerot tarafından tanımlanmıştır. İsmini 23 Ağustos 1973 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de yaşanan bir olaydan almıştır. Bir banka soyguncusu tarafından 6 gün boyunca rehin alınan banka görevlisi bir kadın, soyguncuya duygusal olarak bir bağlılık gösterir. Serbest kaldığında soyguncuyu savunur. Nişanlısını terk eder ve kendisini rehin alan banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler, soyguncu hapisten çıkınca onunla evlenir. Aynı soygunda bu kadın dışında 3 banka görevlisi daha rehin tutulmuştur. Soyguncular banka personeline iyi davranarak aralarında iyi ilişkiler oluşturdular. Rehineler polisin bankayı basacaklarını fark ettiklerinde soyguncuları uyardırlar. Sonrasında ise mahkemede soyguncular aleyhinde ifade vermediler ve savunma ücreti için para topladılar. Olay, “soyguncular bankadan para çalamadılar ama bazı insanların kalbini çaldılar” şeklinde yorumlandı.

1974 yılında Patty Hearst isimli milyoner bir kadın, bir terörist grup tarafından kaçırıldı. 2 ay sonra onlarla beraber bir banka soygunu yaparken yakalandı. Avukatları onu savundular ancak mahkeme kabul etmedi ve kadın hapse girdi.

2001’de İngiliz bayan gazeteci Yvonne Ridley, Afganistan’da Taliban tarafından kaçırıldı. 11 gün boyunca onlarla kavga etti, yemek bile yemedi. İslam dinini incelemesi şartı ile serbest bırakıldı, sonrasında İslama ilgi duydu ve 2003’te Müslüman oldu.

Stockholm Sendromu Hakkında

GELİŞİM MEKANİZMASI

Mütemadiyen şiddet yaşamanın bir sonucu olarak kurban, saldırganla özdeşleşir. Hayatta kalma stratejisi olarak da onun için ve onunla birlikte hareket etmeye başlayabilir. Kurbanın iradesi saldırgana bağlı olur ama bu gönüllü bir karardan ziyade şiddetin bir sonucudur.

Travmatik bağlanma süreci

Şiddet uygulayanın ilk amacı, kurbanı köle haline getirmektir. Bu amaca kurbanın hayatının her alanında baskıcı bir denetim kurarak ulaşmayı hedefler. Salt olarak kurbanın boyun eğmesi kişiyi nadir olarak tatmin eder, suçlarını haklı göstermek ihtiyacı içindedir ve kurbandan ona bekler. Bu nedenler sürekli kurbandan saygı, minnet ve sevgi görmek ister. Saldırganın amacı gönüllü bir kurban yaratmak gibi görünür.

TRAVMATİK BAĞLANMANIN BELİRTİLERİ

  • Küçük bir iyiliğe karşı yoğun minnet duyguları besleme
  • Şiddeti inkar etme
  • Rasyonalizasyon
  • İstismarcıya ve kendine olan öfkenin reddi
  • Kötüye kullanımı önlemeye yönelik güce sahip olduğunu düşünme
  • Durumdan dolayı kendini suçlama eğilimi
  • İstismarcının ihtiyaçlarına karşı aşırı duyarlılık
  • İstismarcının şiddeti azaltması için onu memnun etmeye çalışma
  • Dünyayı istismarcının bakış açısından değerlendirme
  • Kendine ait bakış açısını kaybetme
  • Kendini de istismarcının bakış açısına göre değerlendirme
  • İstismarcıyı iyi biri olarak değerlendirme veya onu kurban olarak görme
  • Hayatta kaldığı için ve onu öldürmediği için istismarcıya minnet duygusu besleme

İlişkilerde Stockholm Sendromu Nedir?

Bu sendromun oluşmasındaki temel neden hayatta kalma güdüsüdür. Kurban dış dünyadan soyutlanmıştır, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için saldırganına bağımlılık hisseder. Saldırganın yaptığı ufak iyilikler kurbanın gözünde oldukça büyür. Zaman geçtikçe kurban, saldırgan ile empati kurarak olayları onun gözünden görmeye ve ona hak vermeye başlar. Kurban tarafından baskıcının şiddet eğilimi tamamen göz ardı edilir ve aynı zamanda içinde bulunulan tehlike de reddedilir. Kurban bir anda tek olumlu ilişkisinin şiddet gösteren kişi ile kendi arasında olduğunu düşünür ve bu yüzden ilişkiyi kaybetmeyi göze alamaz ve saldırgan kişiden ayrılması git gide zorlaşır.

SALDIRGANLA ÖZDEŞLEŞMEYE YATKINLIK YARATAN DURUMLAR NELERDİR?

  • Hayati tehlikede olmak
  • Dış dünyadan soyutlanmak
  • Bulunulan ortamdan kaçamaz durumda olmak ya da kaçamayacağına inanmak
  • Saldırganın arada bir arkadaşça davranması

Graham ve Rawlings 1998 yılında bu koşulların genelde aile içi şiddet olaylarında ortaya çıktığını ve bu durumlarda kurbanların saldırganla özdeşleşme gösterebileceğini belirlemişlerdir. Şiddete uğramış kadın, saldırganı kışkırtacak bir şey yapmaktan korkar. Onun takdirini kazanmak ve onun tarafında olduğunu davranışlarıyla göstermek ister. Savaşta, savaş esirlerinin karşı tarafa patalojik bağlanması mümkün olabilir. Saldırganla özdeşim kurulan bu durumda, mağdur kişi kendisini rehin alan kişiye bazı duygular besler ve kişilik değişimi yaşar.

STOCKHOLM SENDROMUNUN GÖRÜLDÜĞÜ BELLİ BAŞLI GRUPLAR

  • Rehin alma ve kaçırılma durumları (rehine ve esir alan)
  • Tecavüze uğrama
  • Ensest ilişkiler
  • Cinsel tacize uğrayan çocuklar (istismara uğrayan çocuk- istismar eden ebeveyn)
  • Savaşta olma durumu- savaş esirleri
  • Toplama kamplarında yaşamak
  • Hayat kadınları ve onları pazarlayanlar
  • Aile içi şiddete maruz kalma durumları (Dövülen eş- döven eş)
  • Yoğun dini tarikatlar (beyin yıkama)
  • Siyasi baskı uygulanması durumları (takipçi-lider)
  • Uzun süren hapishane deneyimleri (tutuklu- gardiyan)
  • Ev hapsine maruz bırakılma durumları

LİMA SENDROMU

Stockholm sendromunun tersidir. Stockholm sendromu ile aynı koşullarda oluşur. Rehin alan kişiler kurbanlarına karşı bağlılık hisseder. 1996’da Peru’nun Lima kentinde gerçekleşen Japon elçiliği rehine krizinin ardından bu şekilde adlandırılmıştır. Çeşitli ülkelerden diplomat, asker ve iş adamlarının bulunduğu partiyi basan 14 gerilla yüzlerce kişiyi rehin aldı. Bu kriz 4 ay sürdü. Militanlar rehinelerin ihtiyaçlarını karşılayarak ona sevecen davrandılar ve çoğu kişiyi saldılar.

STOCKHOLM SENDROMU’NUN MEDYA ÖRNEKLERİ

  • George Orwell- 1949 yılında “1984” isimli romanını yazmıştı. Kitapta Winston karakterinin, kendisine işkence yapan kişiye aşık olduğunu anlatmaktaydı.
  • İlk çekimi 1933 yılında yapılmış olan “King Kong” filminde, sarışın bir kız canavara kurban edilmek üzeredir. King Kong tarafından kurtarılır, kız da onu sever.
  • Güzel ve Çirkin (Beauty and the Beast) filmi
  • Terence Stamp’ın oynadığı The Collector
  • Woody Allen’in Sleeper filmi
  • Sidney Lumet’nin Dog Day Afternoon filmi
  • Nick Cassavetes’in John Q filmi
  • David Hackl’ın  Saw (Testere) filmi
  • Samuel L.Jackson ve Kevin Spacey basrollü  “The Negotiator“ filmi
  • Türk Sinemasındaki örnekleri ise şöyledir:
  • Gırgır ali filmi- Cüneyt Arkın-Hülya Koçyiğit
  • Seni seviyorum filmi- Yaşar Alptekin- Melike Zobu
  • Fırtına filmi- Kadir İnanır- Harika Değirmenci
  • Deniz Yıldızı filmi- Kenan Kalav- Gülben Ergen

STOCKHOLM SENDROMU’NUN TEDAVİSİ

-Psikoterapi ile farkındalık oluşturma çabaları

-Kötü muamele yapan kişinin davranışlarının amacı ve neye hizmet ettiğiyle ilgili Travma Terapisİ

  • Güvenliğin sağlanması
  • Hatırlama ve yas tutma
  • 3.Hayatla yeniden bağ kurulması
  • Yeterli zaman ve mekan sağlanması
  • Anlayış ve empati kurulması
  • Güçlü ve sağlıklı dayanışma grupları

Stockholm Sendromu Nedir? yazımdan sonra tükenmişlik sendromu ile ilgili bilgi almak isterseniz aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

Tükenmişlik Sendromu Nedir?

Yorumlar

Cevap bırakın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Yükleniyor…

    0

    Yorumlar

    0 yorum

    rüyada kedi görmek

    Rüyada Kedi Görmek Ne Anlama Gelir?

    ülser tedavisi nasıldır

    Ülser Nedir? Tedavisi Nasıldır? Ülser Hakkında Tüm Bilgiler.