Gündem

Squid Game Hakkında İnceleme

Squid Game son dönemlerin en popüler yapımlarından birisi ve arkadaşımız Süleyman Kaygaz da bizler için bu konuyu güzelce kaleme aldı. Kendisine teşekkür ediyoruz.

Squid Game Hakkında İnceleme

Hayatta kalma (survivor) temalı yapımların oldukça revaçta olduğu demlerdeyiz. Çünkü rekabet, kazanma, savaşma, geçme, önde olma, kendini gerçekleştirme gibi özellikler modern dünyanın kabul gören pratikleri. Uyum, birliktelik, barış, eşitlik gibi hasletler ise romantik özneler haline geldi. Dolayısıyla squid game gibi yapımların popülerliği oldukça normal oluyor. Peki insana içkin haller midir bunlar? Yoksa sistematik alt yapının insanlarda ortaya çıkan üst yapısal görüntüleri midir? Neyse, cevap vermekten çok soru sormanın makbul olduğu alanın felsefe olduğunu hatırlayıp hızlıca nedir bu squid game sorusuna cevap bulmaya çalışalım.

Squid Game Nedir?

            Öncesinde de bahsettiğimiz üzere bir hayatta kalma hikayesi squid game.  Toplumun çeperlerindeki yitik hayatlarına son bir çare olarak yani amiyane tabirle köşeyi dönme hayali ile bir yarışmaya katılan yüzlerce insanı konu alıyor.  Kahramanımız Seong da ayrıldığı eşi, bakmadığı çocuğu ve annesinden çaldığı paralar ile hayatını idame etmeye çalışan bir kişilik. Aslında diğergam olan, paylaşımcı ve yardımsever kahramanımız o köşeyi bir türlü dönemeyenlerin bir temsili gibi. Bir metro durağındaki ufak bir beceri oyununda onlarca kez kaybetmesine rağmen “sistem”den kopardığı bir miktar para sonrası ne kaybedebilirim ki düşüncesi ile asıl oyun davetini kabul edip kendini sistemin şefkatli kollarına teslim ediyor. Ancak oyuna gidiş aşamasında uyutulup gizli bir mekana götürülme ve sonrasında askeri düzende giydirilip, yatıp kalkmaya  kadar bir sürü done, bize oyunun ciddiliği konusunda ip uçlarını daha ilk dakikadan veriyor, ki zaten ilk oyundaki katliam ile işin iç yüzü tamamen ortaya çıkıyor.

            Oyun-Gerçek;İçerisi-Dışarısı

Kazın ayağının hiç de düşündükleri gibi olmadığını gören oyuncular kısa bir süre sonra sistemin onlara verdiği seçim hakkını da kullanarak oylama ile oyundan çıkmaya karar veriyorlar. Ancak ölen insanlar ile artan ödül parasının büyüklüğü ve görevlilerin oyundan çıkarsanız toplanan para ölenlerin ailelerine gönderilecek ikazı ile neredeyse eşit çıkan bir oylama ile karar veriliyor ki koyun keser gibi insan öldürülen bir ortama olabildiğince şahit olunmasına rağmen eşite yakın oy çıkması, kısa bir süre sonra  oyundan ayrılanların çoğunun oyuna tekrardan dahil olacağını gösteriyor bizlere ve öyle de oluyor. Sonrasında başlardaki gruplaşmalar ile güçlü olmaya çalışma, yardımlaşma emareleri gösterme, birliktelik gibi durumlara şahit oluyoruz. Ama yalın bir gerçek var artık, hem de en başından bildikleri tek kişinin kazanacağı gerçekliği üzerine binmiş olan ve artık sadece tek kişinin kazanmayacağı, tek kişinin hayatta kalarak kazanacağı bir oyun olduğu gerçekliği bu.

            Herkesin bir şekilde yolunu bulmaya çalıştığı bu ortamda görevlilerin ölenlerin  (henüz tam ölmemiş kaybedenler) organlarını satma girişimleri, bir polis memurunun kayıp kardeşini arama teşebbüsü ile sisteme sızması, sistemin bir avuç ultra zenginin seyir zevkini oluşturduğunun gözler önüne serilmesi gibi detaylar ile sonuca erişiyoruz ki Seong oyunu kazanıp yüklüce paranın sahibi oluyor. Ama Seong mutlu değil hatta  parayı da kullanmayıp berduş hayatı dahi yaşıyor ancak uzun süre sonra oyunda ölen arkadaşlarının ailelerine yardım etmek için parayı kullanmaya başlıyor ve son sahnede de annesi ve üvey babası ile yurtdışında olan kızına kavuşmaya doğru gidiyor, ta ki kahramanlık yapmaya karar verip sistemle savaşmayı seçmesi sonrası yolculuğunu erteleyene kadar. Dolayısıyla 2. sezon ile ilgili ip ucu verilmiş oluyor: Sistemi kahramanımız yıkacak…   

 Distopyayı Beklemiyoruz, İçindeyiz…

Oyun dolayısıyla dizi, sürekli bir eşitlik  hatırlatılması ile aslında orman kanunu eşitliğine dolayısıyla güçlü olanın ayakta kalacağı gerçekliğine atıfla fazlaca bir cinsiyet eşitsizliği vurgusunu bünyesinde barındırıyor. Oylama hususundaki çoğulculuğa nazaran çoğunlukçuluk pratiğinin günümüz demokrasisinin çıkmazlarından yarıdan bir fazlayı alan hepsini alır mantığını da yansıttığını görebiliyoruz.

Sisteme Göndermeler

Oyuncuların isimlerinin olmaması ve ancak birer sayıyı temsil etmeleri de yine sistemin devamlılığını sağlayanların birer özne/birey değil de ancak kullanıp atılabilecek bir nesneye tekabül ettiklerini bizlere gösteriyor. Küçük dayanışmaların sistemi düzeltme, sistemi tamir etme ya da onu kırmaktan çok sistemin devamlılığını sağlayan (dizide sistemin birbirlerini öldürmelerini teşvik etmesi ile sözde küçük dayanışmaların yine sistem tarafından desteklendiğini bile görebiliyoruz) sözde karşıtlıkları oluşturduğunu bizlere gösteriyor. Oyunun uzun yıllardır oynandığını ve bir sürü versiyonunun var olduğunu görmemize rağmen “gerçek dünyada” hiçbir şekilde bilinmemesi bizlere yitik hayatların silikliğini ve görünür olmama durumunu ve de devletin ancak sınıfsal bir çıkar çatışması durumunda görünür olabildiğini hatırlatıyor.

            Bu temaları ile squid game tam anlamıyla neoliberal kapitalist ahlaksızlığın toplumsal sancılarına odaklanması ile dikkatlerimizi çeken ve distopyayı dışarıda, ötede aramayıp aslında yaşadığımız anlarda ona maruz kaldığımızı gösteren ve yine maalesef aynı ahlaksızlık sisteminin üç saç ayağı olan devlet, aile ve piyasadan aileye dönüş romantizmi ile kurtuluş vaad edip sonuç olarak kof bir kahramanlık hülyasına bizi daldıran güzel bir dizi.

            Son olarak, dizi her ne kadar oyunun içi ile dışı arasında bir fark olmadığını gözler önüne serse de (yani oyun aslında burada) son sahnesindeki kahramanlık vurgusu ile salt oyunun düşmanlaştırıldığı ve onun bozulması ile her şeyin düzeleceği imasında bulunarak bize küçük bir fetih vaad ediyor. Peki reel dünyadaki gerçek oyunu kim bozacak sorusu ise havada kalıyor.

            Atalarımızın lafı ile zaten ‘bir koltuğa iki karpuz sığmazmış’ neyin derdindeyiz ki mi diyeceğiz yoksa bir çekyat hayali mi kuracağız, seçim bizim…

Mutluluk Diktatörlüğü

 

Malahay

KTÜ mezunu bir tarihçi, sosyal bilimlerin en fantastik savunucusu, Shallwe içerik üreticisi...

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu