içinde

Sofraların Vazgeçilmezi Ekmeğin Tarihi

Sofraların Vazgeçilmezi Ekmeğin Tarihi
Sofraların Vazgeçilmezi Ekmeğin Tarihi

Sofraların vazgeçilmezi ekmeğin tarihi nedir, hiç merak ettiniz mi? Ekmekler ve pideler sofralarda yerini almak için sabırsızlanıyor. Peki ekmek ne zamandır hayatımızda? İşte ekmeğe dair bilmeniz gereken her şey…

Sofraların Vazgeçilmezi Ekmeğin Tarihi

Her öğünde zengini, fakiri mutlaka tüketir… Bu sofralarda ortak olan tek bir yiyecek var ki o da: Ekmek… Hani halk arasında da denir ya “ekmek Kuran çarpsın” diye… Yemin edilirken, kutsal kitabın yanına ekmek eklenmez mi? Ekmekten “nimet” yani “Allah’ın armağanı” diye söz edilmez mi?

Aslında hemen hemen her dinde, ekmeğin özel bir yeri vardır. İslam inancına göre Cebrail Hz. Adem’e unu öğüterek ekmek yapmayı öğretmiştir. Bu nedenle de fırıncılar Adem’i “pir” olarak kabul ederler.

İncil’de de ekmek tariflerine rastlanır. Katolik ve Ortodoks Hristiyanlar, ayinlerde “İsa’nın bedeni” olarak kabul ettikleri bir çeşit peksimet yerler. Yahudiler de ekmeği adeta kutsallaştırır. Şabat’ta “Challah” denilen özel bir ekmek pişirilir. Bu özel ekmeğin biçimi de yenme ritüelleri de Tevrat’ta karşılığını bulan dini anlamlar içerir. Mayasız bayramında da bir hafta mayalanmamış ekmek yenir.

12 bin yıldır hayatımızda

Dünyanın her köşesinde böyle değil elbette. Özellikle de Uzak Asya’da ekmek pek bilinmez, yenmez. Afrika’nın pek çok yerinde de… Batı ülkelerinde de var olmasına vardır ama, bizde olduğu gibi her öğüne ya da her yemeğe eşlik etmez.

Belki de sözün kısasını söylemek lazım: Ekmek, uygarlığın yeşerdiği Mezapotamya ve Anadolu için önemlidir, hatta neredeyse kutsaldır. Bu kutsal yiyecek en ilkel haliyle yaklaşık 12 bin yıl önce hayatımıza girdi. Önce taşla ezilip un gibi yendi. Sonra su ile yoğrulup bulamaç halinde tüketildi. Derken, ateşte pişirince daha lezzetli olduğu keşfedildi. Nitekim, arkeoloji buluntularına göre, M.Ö. 4 bin yıllarında, Babil’de (yani bugünkü Irak topraklarında) ekmek fırında pişiriliyordu.

Ekmeğin Tarihi

Derken, Mısırlılar ekmekte “devrim” gibi bir buluşa imza attılar. M.Ö. bin 800 yılları civarında, tesadüfen mayayı buldular. Ve günümüze yakın lezzeti keşfettiler. Antik Yunan da, M.Ö. 8. yüzyılda onlardan öğrenip ekmeği Avrupa Kıtası’na taşıdı. Oysa, Anadolu’da ekmek daha öncesinde biliniyor, yeniyordu. İşte, en somut ve çarpıcı örnek; M.Ö. bin 500 civarında bu topraklarda yaşayan Hititler, ekmek için tam 146 farklı isim ya da tanım kullanıyordu. Her biri, ekmeğin neden yapıldığını ya da sofrada mı yoksa ayinde mi yendiğini gösteriyordu.

Sofralar, özellikle de soylu olmayanların sofraları, çok sadeydi. Hatta genellikle tek öğün kurulurdu. Ancak, köylülerin de saraylıların da sofrasından ekmek eksik olmazdı.

Hititler ve Anadolu’daki çağdaşları, her yiyecekten ve hatta giyim/ev eşyasından önce ekmeği geliştirdi. Ekmekleri kaba buğday, kızıl buğday, arpa, çavdar, nohut unundan yapıyorlardı. İçine üzüm, ceviz, fındık, kuru erik ya da peynir katarak özel ekmekler elde ediyorlardı. Kimi zaman da balla, sütle pişirip tatlı niyetine tüketiyorlardı.

Ekmek fırınla çağ atladı

Yüzyıllar ilerledikçe ekmek pişirme tekniği de ilerledi. Fırınlar da yaygınlaştı. O kadar ki artık loncaları vardı. Tarihin ilk “hazır yiyeceği” diyebileceğimiz ekmek, kurallara bağlandı. Loncalar da o kuralları denetledi. Kuralları çiğneyen fırıncılar kırbaçlanır ya da ömür boyu meslekten men edilirdi. Peki, neydi bu kurallar?

Kabaca “tespit edilen gramajı ve fiyatıyla oynamak”. İşte buna karşı gelmek öylesine ciddiye alınan suçlardı ki, İngilizler “ekmek mahkemesi” bile kurmuşlardı. Aynı yüzyıllar, Türklerin de ekmek çeşitlerini geliştirdiği bir dönem olmuştu. Gerçi o zamanlar, Kaşgarlı Mahmut’un da kayda geçirdiği üzere ekmeğe “etmek” deniyordu. Dede Korkut kitabında da aynı sözcüğe rastlanıyordu. Örneğin; “Ağanuzun etmeği helal olsun” diyordu Dede Korkut. Ama, sözcük farklı olsa da, ona bakış aynıydı. Türkler, çeşit çeşit ekmeği ya da özü aynı biçimi farklı pideleri, yufkaları sofrasından, çıkınından hiç eksik etmedi. En çok onu sevdi, en çok onu yedi…

2019 Ramazan Bayramı Tatili Ne Zaman? Ramazan’ın İlk Ve Son Günü, Sahur ve İftar Saatleri

Yorumlar

Cevap bırakın
  1. Ekmek doyurucudur. Anadoluda kıtlık olduğu zamanlardan kalan babaannneler anneanneler hep yemeği ekmekle ye karnın doysun dediler. Küçükten alıştık ekmeğe

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

maaşınız düşerse kıdem tazminatı alabilirsiniz

Maaşınız Düşerse Kıdem Tazminatı Alabilirsiniz. Çalışanlar Dikkat.

En Leziz kivili Smoothie Tarifi

En Leziz 12 Smoothie Tarifi