içinde

BayıldımBayıldım

Shall We? Ruhu! – Nihat Namuk

Shall We? Ruhu

Shall We? ruhu denince aklınıza ne gelir? Parti? Dostluk? Eğlence? Peki yardımlaşma? Aslında Shall We? denince akla bunların hepsi gelir.

Kelime anlamı ‘Yapalım mı?’ olan Shall We? bizler için çok daha farklı anlamlar taşımakta. Güzel dostluklar, anılar ve biriktirmeye değer ne varsa…

Ağva kış kampı denince ne anlarsınız?

Yapalım mı? ruhu

Şehirden uzak doğa içinde çadırlar, önünde yanan kamp ateşi etrafındaki  güncel ve yaşam sohbetleri, biraz müzik ve eğlencenin verdiği keyif ile doğanın tadını çıkarmak gibi şeyler anlaşılır herhalde…Aslında yapılan da bu.  Amaaaa!!!..  Doğanın bir ruhu olduğu gibi, doğa insanlarının da farklı bir ruhu vardır. Özellikle doğa içerisindeyken.  İşte tam da burada Shall We? ruhu giriyor.

‘Yapalım mı?’ derken?

Geyik üyelerinizden biri beni tanıştırdı sizlerle. Ben de ne yapıyoruz? demiştim kendi kendime. Amatör bir gezgin olarak Seyyah’ı takip etmeye başladım. Hatta kendi web sitem için yazdığım yayınlarımı paylaştım zaman zaman.  

Yeni Shall We?’li olarak ilk Kartepe organizasyonundan sonra Ağva Kış kampınızdaydım. Çokta merak ediyordum bu insanları. Doğanın neresindeler diye. Sosyal medyada ki paylaşımlarını görünce imreniyordum aslında.

Bence doğanın üzerinde olan bir şey var. O da insan ruhu. Doğayı tanımlayabilen tek yaratılıştır bu ruh. Sen de bunun bilincindeysen doğa her zaman senin içinde olur. Bence Shall We? Ruhu buradan başlıyor.  

Bir de Shall We?’ye benim gözümle bakın!

Yapalım mı? ruhu

Sizleri tanımaya Ağva’da başladım.

Nasıl mı?  

Size biraz sizi anlatayım.

Darılmaca, küsmece yok!!

Tanıştığım ve isimlerini bildiğim ama isimsiz olarak yazacağım bir kaçınızdan bahsedeyim. Birbirinizi iyi tanıdığınızdan eminim. Kim olduklarını zaten çıkartırsınız.

Tek başıma gelmiştim; Genelde yalnızlık çekmem sosyal ortamlarda.  Ama fırsat verilirse tabi. Hiç tanımadığım insanlar hoş geldiniz diyerek yanlarına buyur ediyorlardı hemen.  Bir müsaade edin de ben kaynayayım aranıza değil mi? Neyse…

Ağva’ya girdiğimde bu kampı gerçek işiymiş gibi üstlenen yöneticilerinizden birini aradım. Konum atması için. Ama açmadı. Mesaj attım cevap bile vermedi. Neyse buldum bir şekilde. Kamp içerisinde deli gibi koşturmasından anladım yoğunluğunu. Güler yüzlü hoşgörülü tavırları ile karşıladı. Bunda ne var diyeceksiniz şimdi? Tabiî ki de öyle olacaktı. Ama 2 saat sonra onu arayan numaraya döndüğünde (yani bana)  

Vazgeçtim!

-Beni aramışsınız telefonum yanımda yoktu. Buyurun, dedi.  

-Evet aradım sizden konum isteyecektim kampa gelmek için ama cevap vermediniz. Bende “vazgeçtim geri döndüm” dedim.

Onun üzüntülü şaşkınlığı ve yüzünün aldığı şekli, inanın ses tonundan anladım. Ve kendimi tanıtarak az önce beni güler yüzle karşıladığını söyledim.

Kampa gireli 15 dk olmuş.  Biraz ısınmak için; restoran kısmıydı herhalde sobanın başındaydım.  30 yaşlarda biraz kısa ve dikkat çekici bıyığıyla komik ve eğlenceli bir bey ile, yanında 20 li yaşlarda genç bir bayan vardı. Güzel yüzlü ve sıfır makyajlı. Çocuk ruhlu hal ve tavırlarından zaten hiç makyaj yapmadığı belliydi. Bu da onun dikkat çekici yönüydü.  Ve onlarda orada daha yeni tanışmışlar. 

Ama sadece biri veya bir grupla takılmak ne mümkün?! 

Yine Shall We yöneticilerinden ve sadece Kartepe’de 2 dk süren kısa bir tanışmanın ardından karşılaşmıştım bu kampta. Uzun boylu geyik muhabbetli, esprili ve şakalı sohbetlerine kattığı kahkahaları ile beni orada görünce bir sarıldı! Kemiklerimi kıracaktı. Ama baktım ki, adamın genel hali böyle. Ne mutlu! O arada dünyayı gezen ve bence gerçek bir gezgin olan ”O” kişiyle tanıştım.

Facebook’da yazılarımız üzerine yorumlaştığımız iç güzelliği yüzüne vurmuş ve grubun şirinesi olmuş o gezgin ruhla karşılaşmıştık. Sizde tahmin etmişsinizdir kim olduğunu. Kendine insanların mutluluğunu dert etmiş ve kendi ürettiği mutluluğu çevresiyle paylaşmaktan mutlu olan bu şirine ile kısa bir sohbet ettik. 

Şirine’miz beni birkaç kişi ile daha tanıştırdı. Ve onların ateşine ortak oldum bu seferde. Ahaaa!!!. Ne göreyim.  Orta yaşlarda İki yönetici, benim gibi Shall We’ye yeni katılmış genç bir çifti bir kenara sıkıştırmış  “geçmiş olsun” diyorlardı.

Zehri almış, buraya da gelmiş!

Kendileri iki yıl önce Shall We’ye katıldıklarını, isteseler de kurtulamadıkları ve yönetici olarak bizler gibi yeni kurbanları uyardıklarını söylüyorlardı.  Vallahi ne diyeyim doğa tutkunlarının ağına düşmüştük bir kere. Doğa kanunları gereği boynumuzu eğmekten başka yapacak bir şey yoktu. Ben de yeniyim dedim o ara.  Ateşe odun atarak sohbeti de harlayan ak saçlı bu yönetici bana dönerek “Seni de aramızda yeni görüyoruz” dedi. Evet benim de ikinci etkinliğe katılışım dedim. Ağa takılmış  iki genç çifte dönerek “Gördün mü?” dedi. “Kartepe’de zehri almış, buraya da gelmiş”.  Buraya giren, çıkamaz demiştim diyerek bana baktı tekrar. Aynen diyerek iki gence “kaderinize razı olun” dedim.  Harlanan ateşten daha sıcak bu ortam, doğa gibi kendine çekmesiydi.

Sonra kalkıp ortamı biraz gezmek istedim. Zaten kulağıma her yerden gelen müzik sesleri arasından gitarı ve gür sesiyle sıyrılan bu melodileri takip ettim. Biraz yaklaşınca alevle birlikte birleşen müziğin etrafında ki mutlu insanları gördüm. Doğanın huzurunu, insanın ruhuna işleyen notalarla birleştirip mutluluğu yükseltiyordu dumanla birlikte. Ses tellerini gitar telleriyle birleştirmeyi başarmış, gövdesi kadar kalbide büyük bu insan, tüm kamp ateşlerini dolaşmaya başlayarak oluşturmuştu.

“dükkan sahibi”

Sonra boylu postlu yakışıklı ve ağır abi karizmasıyla sürekli ortamı gözlemleyen biri vardı. Adam magazin dergisinden fırlamışlığını, işadamı tarzıyla birleştirmiş gibiydi. Sanki 2019 Camp Kış kreaksiyonunu tanıtır gibiydi. Yanımdakine Kim olduğunu sordum. Kendisinin haberi var mı bilmiyorum ama; ona şaka yollu “dükkan sahibi” diyorlar. Kendisi Shall We’nin kurucusuymuş. *Cool* duruşundan yanına gidip tanışmak istemedim açıkçası.  Sosyal medya da da olsa 100 binleri buluşturan kim olursa olsun, onun *Cool*luğu sadece benim ön yargım olabilirdi.

Sonra mı?  

Kışın çalışmak zorunda olan, yazın gezen ben yine biraz üşüyerek sobanın başına gidecektim ki ne göreyim.  Yine Shall We Ruhu ile zehirlenmiş başka bir yöneticimiz tencereye meyve doğruyor. Dedim soba üzerinde sıcak meyve salatası yapmayacak herhalde.

İlk defa duyduğum Sıcak Şarap yapılıyormuş.  Hayretle izledim doğrusu. Onunla birlikte birkaç kadın arkadaş daha yardım ediyordu. Sonucu çokta merak ediyordum. Kamp ateşinin sıcaklığına, ortak yapılan bu sıcak şarapta eklenince eğlence zamanı gelmiş demektir. Tadına baktım tabi ki!… Sıcak şarabını alan Sahildeki eğlenceye doğru ilerliyor.  İnsanları ortak hareket ettirmek için yapılan her şey doğaçlama güzelliğini sunuyordu.

Açık söyleyeyim;

Ben eğlenceyi dans ederek yaşamayı beceremeyenlerdenim, diyerek bir kenarda izlemeyi tercih etmiştim.  –Yaa arkadaş ne mümkün! Bir rahat bırakmıyorlar ki! Deri kasketli biraz da alkolün etkisiyle kopmuş biri kasketini kafama geçiriverdi. Ve on numara oldu dedi. Tam o sırada ise nam-ı diğer içine Polyanna kaçmışlığını daha fark edememiş Şirinemiz  yanıma gelerek; –Yaa neden kenardan seyrediyorsun? Katıl bize dans edelim demez mi?

 Haydaaa… Der tabi neden demesin de. Sıkıntı bende; beceremediğim için komik duruma düşmek istememem gibi kendime karşı bir ön yargım vardı. . Kolumdan çektiği gibi attı beni sahneye. 

Dedik yaa!!  Shall We’nin zehirli ağına düşmüşüz bir kere kaçarımız yok diyerek çevremdekilerin hareketlerini kopyalamaya başladım. Ruhumuz ne kadar genç olsa da gerçek gençlerin arasında çokta izin vermedi bu kadar harekete.

Kim bu yabani?

Yalnız orada bu bütün ortamı bozan demeyeyim ama, ayak uyduramamış biri vardı. Ordan oraya dolaşıyor ve tuhaf bakışlarla neler olduğunu anlamaya çalışıyor gibiydi. Herkes onu bir yere çekiyor  bu sıcak ortama sokmaya çalışıyordu. Ortamın ve doğanın doğal akışına uymuyordu nedense. Yabani gibiydi sanki biraz. Tabi böyle kış ortasında böyle sıcak bir ortamda dikkat de çekiyordur herhalde.Kim di bu?  Sanırsam ben oluyorum O.

Eski meslek hastalığı diyeyim. Gözlemlemeyi, gözlemlerimden yargılar oluşturmayı severim. Her gözlemlediğim olgu benim yaşamadan kazandığım bir hayat tecrübesidir aslında. Bu gözlemlerimde bana bu tür şeyler yazdırıyor işte.  Nacizane

Ama size söz!  

Bundan sonra doğa için kurmuş olduğunuz bu kamp ateşi kadar sıcak ailenin doğallığına kendimi bırakacağımm.  Neden biliyor musunuz?  Neyzen Tevfik’in bir sözü vardır hayata dair. Şöyle Der!  “Hayat çatlak bardaktaki suya benzer. İçsen de bitecek, içmesen de. Hayatı doyasıya yaşa. Yaşasan da bitecek, yaşamasan da.” Bu sevdiğim sözü yaşamayı başarmış sizlerin arasında olmaktan mutluluk duyuyorum.  İyi ki varsınız!

Bu güzel ve dokunaklı yazı için sevgili üyemiz, Amatör Gezgin Nihat Namuk‘a çok teşekkürler! Asıl siz iyi ki varsınız.

 

 

 

Doğal Elma Çayı Faydaları

Yorumlar

Cevap bırakın
  1. Ne kadar duygulu ne kadar içten anlatılmış bayıldım. İyiki böylesine harika bir oluşumun içindeyim dedim tekrar tekrar. Emeğinize yüreğinize sağlık olsunduuu :*

  2. Gerçekten de muhteşem bir yazı olmuş. Ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi Shall We? Ruhu.. 2 senedir bu gruptayım.. En güzel “İyi ki” lerimden biri oldu. İyi ki varsın Shall We? Daha nice güzel günlerde hep bir arada hep daha ileriye saygıyla sevgiyle birlik ve beraberlikle 🙂

  3. Bu muhteşem yazının içinde benide hatırlayıp ve benimle ilgili cici düşüncelerin için çok mersi Şirine sayende çok mutlu oldu Betimlemelerin çok iyidi İnşallah bundan sonrada yine hep birarada oluruz Ne diyorduk Shall We Heryerde

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

ypg

Ypg Bombalı Araçla Saldırdı!

Alerji nedir?

Alerji Nedir?