içinde

Prenses Diana Öyküsüdür

prenses diana öyküsüdür

Prenses Diana adını fırtınalı bir aşk ve girift saray oyunları kıskacının sonucunda trajik bir kaza ile duydu neredeyse bütün dünya. Çocukluğumda en merak ettiğim konulardan birisiydi. Şimdi ise yazmak kısmet oldu. Modern çağda yaşanmış en büyük saray entrikalarına birlikte şahit olalım öyleyse…

Prenses Diana

Ah Diana… Güzelliğini şüpheli bir ölüme kurban edecek ne yaşadın acaba? Halkın sevgisi ve sarayın soğuk ve bir o kadar samimiyetsiz aristokrasisi arasında çalkalanan hayatını sona erdiren şey neydi? Kaza mı? Yoksa soğukkanlılıkla tezgahlanmış bir suikast mi? Bunun cevabını sanırım asla bilemeyeceğiz.

Diana Frances Spencer

Tarih saatinin insan ruhundan mürekkep kadranları 1 Temmuz 1962’yi gösterdiğinde İngiltere’nin Norfolk bölgesinde dünyaya geldi Diana. Tam adı Diana Frances Spencer olup Galler prensesi olarak zaten ciddi bir İngiliz aristokrasisi içerisine dahildir. Annesinin adı Frances Fork olup babası Edward’ın ilk eşidir. Doğumunun ardından St. Mary Magdalene Kilisesi’nde vaftiz edildi ve yetişirken de bu kilisenin kurallarına göre yetiştirildi. Kendisiyle birlikte toplam dört kardeştiler ve kendisi prensesler arasında en küçük olanıydı. Sarah, Jane ve Charles diğer kardeşleridir.

Şanssız Prenses…

Diana, diğer kardeşler gibi sıkı bir aristokratik eğitime tabi tutulmuş olsa da muzırlıkları nedeniyle sürekli uyarılmıştır. Böylesi bir ortamda ablasının daha başarılı daha doğrusu sisteme daha iyi ayak uyduran evlat olması nedeniyle de sürekli kıyaslanmıştır. Buraya bir eğitimci olarak virgül koyuyorum. Takdir edersiniz ki prenses de olsanız, prens de olsanız veya bir memur çocuğu da olsanız başkalarıyla kıyaslanma durumu mutlaka kötü izler bırakır hele ki bu kardeşinizse! Bu nedenle asla, asla, asla ve asla hiç bir çocuğu başka bir çocuklar hele hele yakın akrabası veya kardeşiyle kıyaslamayın. Sakın! Evet devam edebiliriz. Diana henüz 8 yaşındayken annesi Frances boşanma kararı alır ve Diana ile bir kardeşini de alıp Londra’ya yerleşir. Ancak sıkıntı bununla bitmez tabi. Bir yaz tatilinde çocuklar babalarının yanına giderler. Gelgelelim baba bir daha çocukları annelerine vermez. Anne Frances dava açsa da kocasının nüfuzu çok daha ağır basar ve davayı kaybeder. Çocuklar, bir daha anneyle görüştürülmezler… Dahası mı? Babaları Edward, 1976’da ünlü bir yazar olan Barbara Cartland’ın kızı Raine ile evlenir. Ancak ne Diana ne de diğer kardeşleri bu yeni kadını asla sevmezler.

Eğitim Yıllarında Dolambaçlı Yolar

Prenses Diana 1977 yılında İsviçre’de bulunan Insitut Alpin Vidamanett’e kaydoldu. Ancak burada çok fazla duramadı ve eve geri dönmek için babasına sürekli ısrar etti. Henüz aşağı yukarı 15 16 yaşlarındaydı. Daha sonraki yıllarda ise kendisini geliştirmek için pek çok şey denedi. Yemek yapmayı sevmemesine rağmen yemek kursuna yazıldı, dans kursuna gitti ve bir hemşirelik okulunda iş buldu. Temizlik işi dahi yaptı.

Evlilik Yolu

Prens Charles… 30 yaşına gelmiş bir hanedan üyesi olarak evlenmesi yolunda sürekli baskı altında tutuluyordu. Fakat Charles sürekli basının odak noktasıydı çünkü pek çok aristokrat kadınla yakın temastaydı. Bu da basının spekülasyonlarına neden oluyordu. Ona uygun bir eş lazımdı. Kriterler belliydi: Katolik olmamalı, Protestan olmalıi İngiliz kilsesi mensubu olmalı ve mutlak suretle aristokrat yani soylu olmalı. Tüm bu özellikleri taşıyan kişi ise o zamanlar Prenses Diana idi. 24 Şubat 1981’de nişanlanan çift 29 Temmuz 1981 tarihinde tüm dünyanın naklen yayın yaptığı ve halen en pahalı düğünler arasında yer alan muhteşem bir törenle dünya evine girdi. Diana, artık resmileşmiş unvanıyla Galler Prensesi’ydi ve İngiltere’nin müstakbel kraliçesiydi.

Mutsuz Bir Evliliğe Doğan Bir Çocuk

Diana için bu denli kat aristokratik hava ağır geliyordu. Kısacası saray hayatına alışamıyordu, uyum sağlayamıyordu. Halk tarafından seviliyordu. 1982 yılında bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Tabii saray erkanı bu durumdan oldukça memnun olmuştu. Çocuğa, İngiliz hanedanlık tarihinde pek çok erkeğe olduğu gibi, William adını verdiler. Ancak Diana’nın evlliği mutsuzdu. Çünkü kocası başka bir kadına aşıktı. Diana’nın mutsuzluğu, evliliğinden önce nükseden bulimia hastalığını daha kötü hale getirdi. Evliliğini her ne kadar düzeltmek istese de Charles oralı olmuyordu. Tartışıyorlar ve işleri daha kötü bir hale getiriyorlardı. Öyle ki Diana kendine zarar vermeyi bile denedi.

Ayrılık…

Bu fırtınalı ve kasvetli evlilik 1992 yılına kadar dayanabildi. 1992 yılında çift ayrılma kararı aldı. Diana bir kraliyet mensubu olarak çok cesur bir karar almıştı. Önce kendi biyografisini yazdı ve yayımladı. Daha sonra da evliliği hakkında konuşmak için BBC televizyonuna röportaj verdi. Bu, alışılmadık bir durum olduğu için yaklaşık 23 milyon kişi izlemiş ve adeta şoka uğramıştı. Her an medyada yayılan asılsız hikayelerin yalan olduğunu ve olayların gerçek yönünü halk birinci ağızdan dinlemişti. İşte bu, boşanma olayının resmiyet kazanmasına neden odu ve hem Kraliçe Elizabeth hem de başbakan tarafından bir baskı yapılmaya başladı. 1996 yılunda boşanma resmiyet kazandı.

Bir Kaza…

Diana, boşandıktan sonra iş adamı oan Dodi Al Fayet ile aşk yaşamaya başladı. 1997 yılında Dodi’nin yatıyla Akdeniz’e tatile gitmek istediler. Ancak basın peşlerini bırakmıyordu. Çift bu durumdan aşırı şekilde rahatsız odu ve Paris’e dönme kararı aldılar. Orada Dodi’nin babasının otelinde kalacaklardı. 31 Ağustos günü otelden ayrılıp Dodi’nin apartmanına gitmeye çalışırlarken peşlerine yine basın mensupları takıldı. Şoför onlardan kurtulmak isterken karanlık bir tünele girdi ve bu tünelde şiddetli bir kaza yaptılar. Şoför ve Dodi olay yerinde hayatlarını kaybettiler. Bu sırada basın tünele üşüşmüştü bile. Ambulans güçlükle aldı Prenses Diana’yı ve zamanla yarışırcasına müdahale ettiler. Ancak iki saat boyunca yapılan hiç gir müdahale kâr etmedi ve Prenses Diana 31 Ağustos 1997 tarihinde hayatını kaybetti… Ölümü, halk üzerinde büyük bir etki yarattı ve ülkede 6 gün boyunca yas ilan edildi. 6 Eylül 1997 tarihinde de büyük bir törenle defnedildi naaşı…

 

Kerim Tekin Öyküsüdür

Yorumlar

Cevap bırakın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Yükleniyor…

    0

    Yorumlar

    0 yorum

    İçi kırmızı elma

    İçi Kırmızı Elma- Posof-Badele Elması

    koronayı yenen ilk avrupa ülkesi

    Koronayı Yenen İlk Avrupa Ülkesi Norveç Oldu! İşte Detaylar.