içinde

BayıldımBayıldım

Öyle Bir Geçer Zaman Ki…

Öyle bir geçer zaman

Bugün bizler için Özgür Temiz yazdı. Bir gün bizler de zamana yenik düşeceğiz ve yaşlanacağız. Bunu aklımızdan çıkarmamız gerekir. Yaşlılarımıza önem vermeliyiz. Öyle bir geçer zaman ki…

ÖYLE BİR GEÇER ZAMAN Kİ…

Zaman hiç geriye bakmadan şaha kalkarcasına ilerliyor. Ne sağa ne sola dönüyor; ne “Dur!” diyeni dinliyor. İnsanlar da bu huysuz zamanın içinde her zaman bir kırışıklık mağduru olarak maalesef ki yaşlanıyor. Şarkıların ve dizilerin de diline dolanmış “Öyle bir geçer zaman ki…”

Bugün sizi seçtim kalemimin ucuna; yaşlılar ve onların yaşadıkları huzur evleri. Kesinlikle hayat herkese eşit oyun oynamıyor. Kimilerini sokakta morartırcasına yalvarttırıyor, kimilerini dilendirircesine bir adım daha es geçiyor… Yaşlılar bizim için gerçek bir önder; gerçek bir yol göstericidir. Ne kadar sözleri bize sıradan gelse de sözler yaşanmışlığın tozunu yuttuğu için bir o kadar da doğru. Yüzlerindeki kırışıklık yılların elemini barındırıyor. Bir annenin çektiği doğum sancısı çocuğun sırtında binlerce yük taşımasını örtmezmiş yani çocuk ne yaparsa yapsın onu ödeyemezmiş. Ya biz ne yapıyoruz? Belli bir yaşa gelip para elimizde bayatlarcasına çoğalınca anne baba bize çok geliyor, belki yedikleri bir gram lokma gözümüzde büyüyor da büyüyor. (Dipnot: Bunları yapmayan “hayırlı” evlatları tenzih ediyorum.)

Bir huzur evine gittiğimde başıma gelenleri anlatmaya bu şekilde başlamak biraz garip ama neyse oldu işte.

Kapıyı çalıyoruz bir huzur evinin kapısını. Bizzat gidip görerek konuşuyorum. “Teyzem nasılsın, çocukların nasıl iyi mi?” bu soru karşısında gözlerindeki damlalar belki de evlatlarından habersiz bir o kadar da onları düşünen yaşlanmış bedenleri işaret ediyor. Hepsinin bedenleri aynı koltuk üzerinde ya da aynı huzur evinde benzer havayı solusalar da hepsinin hikayesi farklı… Türkiye’de son yıllarda yaşlı bireylere önem verilmekte ve git-gide huzur evi sayısında artış gözlenmekte. Belki huzur evleri çoğumuzun gözünde kötü bir yer olarak görülse de bazen onların yalnızlıklarının paylaşılabileceği sessiz bir ortam; bazen de fiziksel ve ruhsal bakımlarının yapıldığı sağlıklı bir yerdir. Tabii her huzur evi aynı konfor ve niteliklere sahip değildir. Nitelik arttıkça özel ve devlet huzur evi olarak ödenen ödenek de artar. Benim gittiğim huzur evine öncelikli olarak 58 yaş üstü ve bulaşıcı hastalığı olmayan bireyler alınıyor. Her kat belli bir hastalığı temsil edecek şekilde; Alzheimer, şizofreni, kalp, şeker… gibi sıralanıyor. Bir huzur evinde; sosyal hizmet uzmanı, ihtiyaca ve dala bağlı doktor, hemşire, psikolog, diyetisyen, fizik tedavi uzmanı, yaşlı bakıcı gibi personeller çalışır ve büyüklerimizin her türlü bakımları yapılır. Odalardaki kişi sayısı da kurumun özel ya da devlet olmasına göre değişir. Geleceğin yaşlıları olarak farklı hayatlar farklı tecrübeler dinleme şansım olmuştu…

Edebî dille başladık edebî dille bitirelim.

İnsanlar da gül misali; açar zamanla kurur ve yavaş yavaş solar. Hayatımızdaki gülleri huzur evine dahi bıraksak en az ayda 1 kez de olsa ziyaret edelim. Onları ihmal etmeyelim hem unutmayalım ki gül sulandıkça ve bakıldıkça güzeldir. Zaman öyle bir geçse de bir gün bizler de solacağız… Bu dediklerim tabii ki karantina durumları bittikten sonra…

ÖZGÜR TEMİZ 

Shall We? Huzur Evi Ziyaretleri

Yorumlar

Cevap bırakın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Yükleniyor…

    0

    Yorumlar

    0 yorum

    sibirya kurtları hakkında tüm bilgiler

    Sibirya Kurtları Hakkında Tüm Bilgiler

    İdrar yolu enfeksiyonu

    İdrar Yolu Enfeksiyonu Ve Tedavi Yöntemleri