Tarih

Orta Doğu’da Helenizm

Orta Doğu’da Helenizm… Helen kültürü, tarihte etki alanı bakımından önemli yer tutar. Kültür karması oluşu hasebiyle kapsamı oldukça geniştir. 

Orta Doğu’da Helenizm

Kaynaklarda Antik Yunan kültürünün Doğu (Şark) medeniyetleri kültürüyle teması neticesinde ortaya çıkan fikir, sanat ve felsefe akımı olarak geçer. Ve bu akıma Helenizm adını veren Alman tarihçi Johann G. Droysen’dir. Fakat bu tanımın farklı formları da çeşitli tarihçilere göre boy gösterir. Server Tanilli’ye göre Helenizm, Yunan kökçü toplumunun Doğu’nun birçok yerine dağılmış halidir. Yine birçok tarihçinin benimsediği bir diğer ifade ise helenizmin her ne kadar Yunan-Doğu kültür kaynaşması olarak bilinse de bu kaynaşmada Yunan kültürünün baskın olduğudur. Büyük İskender’in Doğu seferleriyle Batı-Doğu diyalogu güçlenmiş, yüzyıllar boyu etkili olacak bir Helenistik kültür olgusu ortay çıkmıştır. Bu kapsamda önemli coğrafyalardan biri de Orta Doğu’dur.

Batı ve Doğu Kültürünün Sentezi: Orta Doğu’da helenizm  ilk medeniyetlerden bugüne doğal zenginlik ve jeopolitik olarak önemli bir konuma sahiptir. Binaenaleyh asırlar boyunca çeşitli medeniyetlere (Mısır, Sümer, Babil…), kültürlere ev sahipliği yapmış; birçok savaşa ve mücadeleye neden olmuştur.Dini yapı bakımından da semavi dinlerin çıkış noktası olmuştur. Kendilerine vahi inen peygamberler bu coğrafyalarda doğup yaşamışlar, semavi dinleri bu coğrafyadan yaymışlardır. Yine semavi dinlerde kabul gören ilk insanlar Adem ve Havva’nın (Adam and Eve) bu topraklarda yaşadığı rivayet edilir. Tüm bunların neticesinde Orta Doğu dini bir eksen boyutunu da barındırır.

Orta Doğu zenginlikleri ve konumu itibariyle sürekli el değiştirmiştir. Özellikle Pers-Yunan mücadeleri ve Büyük İskender’in seferleri bölgede kültür empozesi doğurmuştur. Bölge Pers ve Yunan kültürlerinin kesişim noktası olmuştur.

 

Pers – Yunan Savaşları II. Philip oğlu Kral İskender, Aristoteles’in öğrencisidir ve Yunan kültürünü, şiiri, mantığı, felsefeyi Aristoteles kanalıyla öğrenmiştir. Dolayısıyla Yunan kültürüne bağlı ve bunu empoze edici bir kraldır. Doğu seferleriyle Fenike kıyıları, Mısır, Suriye ve Gazze bölgelerini ele geçirmiştir. Akabinde bu bölgelerde önemli şehirler kurmuş, bu bölgelere bilim merkezleri açmıştır. Bu bilim merkezi ve medreselerle Yunanca ve Yunan kültürünü halka empoze ederek yaymaya çalışmıştır. Özellikle Mısır’da kendi adıyla kurduğu İskenderiye, Helenizm’in bilim merkezi halini almıştır.

İlk haliyle İskenderiye’nin tasvir edildiği bir çizim. Sadece halkta değil yönetici makamlarda da Helenistik bir yapı oluşturmuştur.

Tüm bunları incelediğimizde Kral İskender’in sistematik bir şekilde kültür asimilasyonu yolunu seçtiğini görürüz. Bu yönüyle Pers krallarından ayrılır. Çünkü Pers kralları fethettiği bölgelerde kültür empozesi yaratmazdı. Ele geçirilen bölgelere satrap denilen yöneticiler atar, orayı eyalet haline getirir ; halkın dil, din, kültür gibi ögelerine müdahale etmezlerdi.

   

  Büyük İskender’in tasvir edildiği bir heykel

Pers İmparatorluğu satraplarının tasvir edildiği bir kabartma.

Büyük İskender, kültür empozesi uygularken mevcut bilimsel kültüre de ciddi zarar vermiştir. ‘’Kitabu’l Mevalid’’ adıyla VIII. yüzyılda Arapçaya çevrilen ‘’Denkard’’ adlı eserde, İskender’in Dara Krallığı’nı fethettikten sonra ülkedeki bilimsel eserleri Yunancaya çevirtip orijinallerini yaktırdığı, bununla yetinmeyip astronomi, tıp, felsefe gibi alanlarda bilgin olan lokal uzmanları da öldürttüğü yazar. Yine el-Nedim ‘’Fihrist’’ eserinde Kral İskender’in tahriplerinden şöyle bahseder : 
”Neticede İskender, Kral Dara b. Dara’yı öldürdü, krallığını ele geçirdi, şehirlerini yıktı. Şeytanlar ve güçlü adamlarla inşa ettiği su kanallarını tahrip etti. Kayalara ve ahşap malzemeye nakşettiği çeşitli ilimleri barındıran pek çok bina türünü yıkıma uğrattı. Bunları yıkarak, yakarak ve uyumlu düzenini bozarak yok etti. İstahr şehrinin Divanlarında ve hazinelerinde bulunan pek çok şeyin kopyasını çıkarttı. Onları Rumca ve Kıpticeye çevirtti. İhtiyaç duyduklarını istinsah ettikten sonra Farsça yazılı olan her şeyi ve “el-Kuştic” adı verilen bir kitabı da yaktırdı. Ayrıca astronomi, tıp ve tabiat ilimlerine ilişkin ihtiyaç duyduğu şeylere el koydu. Bu kitapları, ele geçirdiği ilimleri, malları, hazineleri ve âlimleri Mısır’a gönderdi. (el-Nedim, Fihrist, 2017 ; s. 613)

Sonuç

Tarihte birçok medeniyete ev sahibi yapan, milyonların uğruna kan döktüğü, semavi dinlerin çıkış noktası sayılan Orta Doğu, ilk uygarlıktan bugüne jeopolitik bir öneme sahiptir. Özellikle Pers-Yunan mücadeleleri ve Kral İskender’in seferleriyle tam bir kültür karması yaşamıştır. Binaenaleyh Helenizm olgusu ortaya çıkmıştır. Büyük İskender’in kültür empozeleriyle bir yandan yeni kültürlerle kaynaşırken bir yandan kendi kültürüne yabancılaşan bir duruma gelmiştir Orta Doğu’nun büyük bir kısmı. Özellikle İskenderiye kenti Helen kültürünün bilim merkezi haline gelmiştir. Tüm bunların neticesinde yüzyılları etkileyecek bir kültür karması oluşmuştur. 
 
 
 

Hasan Hüseyin Tekerek

Gaziantep Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. sınıf öğrencisi. İletişim: hasanhtekerek@icloud.com

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu