SON DAKİKA

Necati Hikaye Serisi-9

haha
Necati Hikaye Serisi-9

Necati Hikaye Serisi-9 adlı öğrencilik yıllarımın devamını anlattığım yazı dizisine hepiniz hoş geldiniz sevgili ShallWe takipçileri. Bakalım Necati bu sefer neler yaşamış.

Necati Hikaye Serisi-9

Bilal… Onu size nasıl anlatabileceğim konusunda çok fazla fikrim yok. Nereden başlamalıyım, hangi kelimeleri kullanmalıyım ciddi bir bir çelişki içerisindeyim. Sanırım, yani bence, en azından benim kanaatime göre, kanımca ilk olarak kişisel özelliklerinden bahsedersem daha iyi olacak.

Yörük Cedric

Tipini nasıl anlatayım acaba? Hah, buldum! Cedric’in büyümüş halini düşünün. Düşündünüz mü? Şimdi onu bir de Fethiyeli olarak hayal edin. Ettiniz mi? E haydi ama! Tamam mı? Evet, Bilal, Cedric’in Fethiyeli ve yaşça da büyük versiyonuydu. Aynı saç tipi, aynı yüz hatları… Çoğu zaman Bilal’e baktığımda Cedric’in, onun paralel evrendeki hali olduğunu düşünürdüm. Ya Bilal, Cedric’in Yörük versiyonuydu ya Cedric, Bilal’in Amerikan versiyonuydu. Bu konuda hala ciddi şüphelerimiz var.

Sarı Tekemiz Bilal

Bilal, “anlatılmaz yaşanır” dediğimiz insanlardan. Biz de onu bayağı bir yaşadık. Şimdi hayal edin. Dersinizin öğlen başladığı bir gün. Geç kalkmak için kendinizi zorluyorsunuz. Sıcacık yatağınızda yorgana gömmüşsünüz kendinizi. Uykuyla resmen cıvık bir aşk yaşamaktasınız. Birden, tonunu ve rengini tanımlayamadığınız bir sesin bağıra bağıra “o sevgilim klemanta” diye şarkı söylediğini duyup irkiliyorsunuz. Saate bakıyorsunuz daha 08.30! “Ulan sarı teke otun mu bitti sabah sabah” diye söyleniyorsunuz. Uykuya da elveda diyorsunuz.

İşkence

İşte Bilal bize çoğu sabah bu işkenceyi yaptı arkadaşlar. Bıkmadan, usanmadan, kargaların bile uyukladığı bir saatte “o sevgili klementa” diye şarkı söylerdi. Üstelik şarkının bildiği tek kısmı da buydu ve bunu da Yörük şivesiyle söylerdi! Nasıl olduğunu sormayın.

Şive Belası

Bazen şivesini anlamakta güçlük çekerdik. Bir akşam, hepimiz sofradayız. Bilal de geldi ve raflarda bir şeyler aramaya başladı. “Kanka ne arıyorsun?” dedim. “Şey tabağı Necati” dedi. “Ney tabağı?” diye sorunca kıvranmaya başladı yavrucak. Aradığı tabağın şeklini tarif etmeye çalışıyor, elleriyle garip hareketler yapıyordu.

Söbüsel Yanpeş

Bilal, karşımızda bildiğiniz doğum sancısı çekiyordu tabağı tarif etmek için. En sonunda “Yok muydu lan bizim söbü tabak” dedi. Bakın sofrada üç tarih iki de jeoloji mühendisliği öğrencisi vardı ve birisi de iyi derecede İngilizce biliyordu. Ama Bilal’in ne demek istediğini bir türlü anlayamıyorduk. “Söbü ne oğlum” dedik. Bilal kırmızı tonlarına bürünüyordu. “Lan yanpeş yok mu yanpeş!” dedi. Söbüyü atlatamadan bir de yanpeşi duymuştuk. Kriz büyüyordu…

Oval

Sofrada paradigma kayması yaşanıyordu . Çok şükür, Allah yüzümüze baktı da Bilal sonunda aradığı tabağı buldu. Aslında sadece “oval” demesi yeterliydi o tabağı tarif etmesi için. Ama garibim o ara o kelimeyi unuttuğundan Yörük şivesindeki muadillerini kullanmayı tercih etmiş ve bize 15 dakikalık bir kriz yaşatmıştı.

Japonca

Bazen, Bilal’in tamamen saf Yörük şivesini döktürdüğü telefon konuşmalarına şahit olur ağzımız açık bir şekilde dinlerdik. “Oğlum adam Japonca konuşuyor” der gülerdik. Bir ara bize de öğretmesini istedik ama Yörükçe konuştuğu için hiç bir şey anlamadık.

Sök-Tak Bilal

Bilal, bizim gibi isteyerek gelmemişti tarih bölümüne. Sahip çıkılmayan her genç gibi o da tercih hatası yapmıştı. Aslında tamamen teknik bir beyne sahipti. En büyük tutkusu elektronik cihazları sökmekti. Sökerdi ama takamazdı. Bakın takamamasının nedeni bilmemesi değil. Bazı parçaların veya bileşenlerin ona mantıksız gelmesi.

Vidalar Uçuşuyor

Bakın mesela bir gün sınıf arkadaşlarımızın evine gittik. Ev ahalisinden İsa, diz üstü bilgisayarının kulaklık giriş kısmında problem olduğunu söyleyip Bilal’den tamir etmesini rica etti. O arada biz de işaretlerimizle “İsa manyak mısın sakın o hatayı yapma” demeye çalışıyorduk. Ama başarısız olduk. İsa bilgisayarını getirdi ve Bilal bir güzel sökmeye başladı cihazı. Sökerken bir taraftan da Samsung’un hata yaptığını, bazı parçaların gereksiz olduğunu, bu hatalarından dolayı Allah’ın, Samsung’un belasını vermesi gerektiğini söylüyordu. Biraz sonra birleştirdi bilgisayarı. “Gereksiz” diyerek tekrar takmadığı 4-5 vidayı da aynen iade etti düşünceli kardeşim benim.

Pozitif Bir Yörük

Bilal çok neşeli bir arkadaşımızdı. Sürekli pozitifti. Hiç somurttuğunu görmedik. Onun bu kadar pozitif olması bizi negatifleştiriyordu. Hani bir yere çarptığınızda elektrik akımına kapılma hissi yaşatan dirsekteki o en mahrem nokta var ya, sürekli gelip parmağıyla orayı oymaya çalışır, kızınca da “bana parlama, pozitif ol biraz bana parlama!” derdi.

Bir Garip Pilav Meselesi

Bilal evimizin aşçısıydı. Yemeği hep o yapardı. Favori yemeği ise tavuk soteydi. Bir gün yine tavuk sote ve pilav yapmak için sıvadı kollarını. Benden de pirinç ıslatmamı istedi. Ahşap dolaba baktım paketin içinde 3-4 bardaklık pirinç var. Olaya o kadar uzağım ki paketteki pirincin hepsini ıslattım ve tezgahın diğer ucuna koydum. Daha sonra Bilal seslendi “Necati hani lan ıslatmamışsın pirinci” dedi. “Olur mu kanka pakettekini ıslattım işte” dedim. “Lan ne paketi? Rafa koymuştum ben bir bardak kadar onu ıslatacaktın!” dedi.

Bitmeyen Pilav Yaptık

İşin özü şu: Ben, Bilal’in bir bardağa doldurduğu pirinci görmemiş, paketteki pirincin alayını ıslatmıştım. Bilal de benim ıslattığım pirinci görmemiş ve benim pirinci ıslatmadığımı görünce bardaktakini de ıslatmış. Böylece yarım kiloya yakın ıslanmış pirincimiz olmuştu.Çaresiz yaptık o pilavı. Dört-beş tane dinozor o pilavı bitiremedik. O  kadar çok pilav vardı ki sanırım zekatını bile vermemiz gerekiyordu.

Dolapta Bir Hafta

Pilavı daha sonra yeriz düşüncesiyle tencereyle birlikte dolaba kaldırdık. Ama maalesef bir hafta boyunca orada unuttuk kendisini. Çünkü dolapta uzun zamandır bir şey olmadığından açıp bakma gibi bir ihtiyaç hissetmemiştik. Bir hafta sonra Bilal tencereyi aramış bulamamış, sonradan dolaba bakmak aklına gelmişti. Ayrıntı verip midenizi bulandırmak istemiyorum ama tencerenin içinde resmen değişik yaratıkların katıldığı geniş çaplı, kalabalık bir parti vardı. Hatırladıkça tüylerim ürperiyor.

Hikaye Sonu

Görünen o ki Bilal’i anlatmaya devam edeceğim çünkü insanlığın onun hakkında bilmesi gereken şeyler var. Mesela ne kadar mükemmel bir insan olduğu gibi. Bu arada Bilal şu an evli. E hayırlı olsun dersiniz herhalde ayıptır yahu! Bir sonraki hikayede görüşmek dileğiyle (öncekileri de okuyun bak vallahi tırmalarım hepinizi) hoşça kalın…

 

Olympos Treni’yle Yolculuk-2

Yorumlar

4
Kimler Neler Demiş?

Yorum yapmak için Giriş yapınız.
4 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
4 Comment authors
seher35arslanSinemtatlicadiAyşe Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Ayşe
Üye
Ayşe

O zaman Bilal’e mutluluklar dileriz Eline emeğine sağlıkkkk

tatlicadi
Editor

Sanırım hepimizin bu tarz arkadaşları vardı okurken kendi aekadaşlarım geldi gözümün önüne

Sinem
Editor

Yanpeş çok iyi ya :))) Darısı başına Necati seni de everelim artık 🙂

seher35arslan
Üye
seher35arslan

Yazık etmişsiniz Bilâl ‘é

SİZİN İÇİN ÖNERİLİYOR

18 Haziran 2018, 09:51

Dürüstlük Nedir? Sizce Dürüst müsünüz?

Dürüstlük konusunda dürüst müsünüz? Dürüstlük, toplumda karşılaştığınız ve iki kelam ettiğiniz herkesin, 10 cümlesinden birinde duyarsınız bu kelimeyi. Ancak çoğu kavram gibi içi boştur bu pelesenk deyimin. Evet deyim diyorum, çünkü gerçek anlamıyla kullanılmayan, kullanılamayan bir sıfat kendisi. Sözlükteki anlamı her ne kadar “doğru, doğruluk” ise de günlük hayatta tamamen...

Devamını Görüntüle