içinde ,

SinirlendimSinirlendim BayıldımBayıldım

Mutsuz Çiftler Neden Ayrılmaz?

Mutsuz çiftler

Mutsuz çiftler neden ayrılmaz? Bu çiftlerin birbirlerini bırakmamalarının, yalnız kalma veya değişim korkusu gibi birçok nedeni olabilir.

Mutsuz Çiftler Neden Ayrılmaz?

Kendilerini tatmin etmeyen ciddi ilişkilere başlayıp bu sürdürülmesi güç seçimi yıllar boyunca korumaya çalışan insan sayısı, tahminlerden çok daha fazla. Gerçek sebeplerden bihaber, birlikte kalmaya dair eğilimlerimizi makul kılmak adına ciddi bir şekilde çaba sarf ediyoruz. Örneğin çift, çocuklarının üniversiteye gittiklerini görmek için yıllarca birlikte kalabiliyor. Bu durumda kuşun yuvadan ayrılışı kısa bir süre içerisinde ayrılık sürecini getirir. Tek eşliliğin getirdiği toplu kaynakların ve bolluğun verimini, evrim öncelik haline getiriyor. Öte yandan, ayrı bir şekilde ebeveynlik yapmak da gerekli. Kaynakların olması halinde, mutsuz bir evlilik ve gergin bir aile ortamına kıyasla tercih edilebilir bir seçim olarak görülüyor. Birlikte kalmanın çocuklar için en iyisi olup olmadığı konusunda arada kalan anne-babaların çocukları, genelde ebeveynlerinin evliliklerinde çift terapisti olmak durumunda kalıyorlar.

Ama maalesef evrim, son derece duygusuz bir araç olarak karşımıza çıkıyor. Gerçek anlamda tamamlanmış bir insan olup olmadığınızla ya da ilişkinizin durumu ile ilgilenmiyor. Yeter ki çocuklarınız yetişkinliğe ulaşabilsin ve kendi çocuklarını yapabilsin. Hayatta kalmanın ötesine geçebilmek istiyorsanız eğer, bunu var oluşunuzun bir parçası haline getirmeniz gerekiyor.

Uzun süreli mutsuz birlikteliklerin potansiyel sebepleri

Geçmişte yapılan birçok araştırma, insanlarda mevcut durumu korumaya yönelik temel eğilimi açıklamaya dair girişimlerde bulundu. Yatırım teorisine göre örneğin, insanlar, kaynaklarını korumak adına ilişkilerini sürdürüyorlar. Yalnızca gerçekten değdiğini düşündükleri daha iyi bir alternatif gibi güçlü tetikleyicilerin varlığı söz konusu olduğunda  ilişkiyi bitiriyorlar. Statüko çalışmalarına göre ise, insanlar, güvenilir bir partneri çekici olana tercih ediyorlar. Ancak güvenilir partner, daha zengin olan için terk edilebiliyor. Toplumsal faktörlerin çift ayrılıklarında son derece etkili bir durumu vardır.

Genelde ailemiz, arkadaşlarımız ya da kültürümüz birlikte kalmamız gerektiğini söyler. Bizler de buna uygun davranmaya meyilliyiz. İnsanların mutsuz ilişkileri sürdürmelerinin başka nedenleri de var. Kaygılı bağlanma stilini benimseyen kişiler vardır. Bu kişiler zihnini ilişkinin istikrarı ile fazlaca meşgul ederler. Değişim korkusundan ciddi bir şekilde etkilenebiliyorlar. Kayıtsız bağlanma stilinde ise durum farklıdır. İlişkinin kolaylıkla hiçe sayılmasına sebep olabiliyor.

Karmaşaya açıklık getiren çalışmalar

Bu yıl içerisinde Journal of Social and Personal Relationships dergisinde yayınlanan bir çalışma olmuştur. Bunun sonucunda tüm bu etmenlerin ortak sonuçları değerlendirildi. Toplamda 726 katılımcı ile bu çalışma yürütüldü. İki çalışma yapıldı. Kaygılı bağlanma grubundaki insanların neden mutsuz ilişkileri sürdürmeye çalıştıklarını kavrayabilmek adına çeşitli ölçümler ve analizler yapıldı.

İlk çalışma sonucunda, kaygılı bağlı insanların, ciddi bir değişim korkuları olduğu görüldü. Bunun sonucunda tatminsiz ilişkide bile daha şiddetli bağlılığın ortaya çıktığı kaçınılmaz olduğu farkedilmiştir. Ayrıca kaçınmacı bağlanma stiline sahip kişilerde, düşük değişim korkusu bulunmaktadır. Bu kişiler ilişki bağlılığını daha da düşürmeye başladığı görülmüştür. İkinci çalışma ise kaygılı bağlanan kişilerde değişim korkusunun önemini doğruladı. Yalnız kalma korkusu ilişkide değişim korkusunu ve nihayetinde ilişkiye daha da sıkı bir şekilde sarılmayı getirdi. Bu durumda, yatırım ya da alternatif tetikleyicilerin önemsiz olduğu görüldü.

Kaygılı bağlı kişiler, genelde ilişkiler bağlamında daha fazla tatminsizlik yaşıyorlar. Çünkü diğerlerine kıyasla ilişki içerisinde daha fazla zaman geçiriyorlar. Bu süre, tatminsizliğin ve kafa karışıklığının büyümesine izin veriyor. Değişim korkusu ve bunun farkındalığının bastırılışı sağlanıyor. Bu sefer ilişkiyi sürdürmeye dair alternatif açıklamalar bulma gerekliliğini ortaya çıkarıyor. Veya farkındalık mevcutsa eğer, sessiz bir çaresizlik dönemine giriliyor. Korkuyu entelektüel bir tarafsızlıkla bilmek bir şeydir. Fakat derinlerde hissederek sonuçları üzerinde düşünmek başka bir şeydir. Özellikle her iki taraf da değişim korkusu içinde olup bunu kabullenmekten kaçınıyor. Mutsuz çiftler, evliliklerini herhangi bir hareketin yokluğunda yıllar boyunca sürdürebilir.

Mutsuz ilişkinin sürdürülme sebebini kavrayamayabilirsiniz. Çarpışan fikirler ve arzular seneler boyunca çözülmeden kalır. O zaman stres ve bilişsel uyumsuzluk yaşanmaya başlar. Kalma sebebinin bilindiği durumlar da olabilir. Bu belirsizliği avantajımıza kullanmayı öğrenmek gerekir.  Eğer öğrenemiyorsak, şüphe ile inanç arasında gidip gelmeye başlarız. Karşımızdaki kişiyi sevdiğimizi düşünüyorsak eğer, sevginin ne olduğuna dair sorgulamalar ortaya çıkabilir. Sadık ve ilgiliysek eğer, inkar ve yoksunlukta kaybolup kaybolmadığımızı merak edebiliriz. Acıdan zevk alan bir mazoşist miyiz? Yoksa bilinçsizce yalıtım ve özlemin istenmeyen şekillerini takip etmeye mi sürdürüyoruz? Değişim korkusunu kabullenmek zor olabilir. Gerçeklik algısını değiştiren etkisi ile yeni alternatiflere yer açar. Acı gerçeklerin nasıl kullanılabileceklerini öğrenmek gerekir. Öğrenmediğimiz zorunlu hale gelir.

Sanal Aşk Yaşamanın Faydaları

Yorumlar

Cevap bırakın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Yükleniyor…

    0

    Yorumlar

    0 yorum

    8-adimda-enerjik-olmanın-yollari

    Enerjik Ve Mutlu Olmanın Yolları

    çin dünyayı tehdit etmeye devam ediyor

    Çin Dünyayı Tehdit Etmeye Devam Ediyor. Yine Büyük Bir Olay.