Gündem

Mutluluk Diktatörlüğü

Mutluluk Diktatörlüğü adlı yazısıyla arkadaşımız Süleyman Kaygaz günümüzdeki mutluluk kavramına yüklediğimiz anlamları irdeliyor. Kendisine teşekkür ediyor ve diğer yazısına bakabilmeniz için linki şöyle iliştiriyorum İklim Krizi: Sona mı Yaklaşıyoruz!

Mutluluk Diktatörlüğü

Dürtülerimizin en karmaşık ve ifade edilmesi en zorlarından olan mutluluk hali, geçmişin hatırlanması, şimdinin yaşanması ve yarının umudu arasında devinim halindedir.  Ölçütü de kendimiz olduğu için olabildiğince özneldir. Bununla birlikte tarihin neredeyse her döneminde dışsal etkiler ile yönlendirilir bir hal üzere olmuştur. Yani içten mi, yoksa dıştan alınanın içselleştiği mi ya da tamamen dışsal mı olduğunu tam olarak bilmediğimiz bir mutluluk güdülenmesi hali mevcuttur. Ancak kesin olan şu ki mutluluk halimiz tarihin belki de hiç bir döneminde olmadığı kadar son yüzyılda, kapitalizm/modernizm etkisi ile dışsal etkilerin mutlak egemenliğine maruz kalmıştır. Bir nevi diktatörlük hali…

Modern Zaman Mutlulukları

Düşünsenize neden fotoğraf çektirirken gülümseriz ve hatta cheese deriz, ya da yazışmalarda en çok kullandığımız emoji gülümseme ve benzerleridir. Hafta sonu tatil kaçamağı yapma dayatmasına maruz kalırız. Ancak belki de sadece evde yatıp uzanmak istiyoruzdur. Nedense serotonin, endorfin vb. mutluluk hormonları salgılatan yiyecekler gözümüzün içine sokulacak şekilde pazarlanır. Afrodizyak kokular sürünürüz, feng shui renklerini biliriz ve buna göre giyinmeye, evimizi düzenlemeye dikkat ederiz. Ölmeden önce gidilmesi gereken 1001 yer ile ilgili bilgimiz vardır. En çok hız yapan arabayı bilmekle mutlu oluruz ya da estetik mutluluğu için sıfır beden olmaya çalışırız vesaire…

Adaletsiz Bir Dünyada Sürekli Mutluluk ?

Bu ve benzeri tüm hususlar mutluluk düzlemi içerisinde bizlere giydirilen deli gömlekleri midir? Yoksa sözün gerçek anlamı ile mutluluk diktatörlüğüne mi maruz kalıyoruz acaba? Aslında cevabı basittir: Evet mutlu olmak güzeldir. Bunu koruyabilmek ise daha da güzel olanıdır. Ancak bu sürekliliği sağlayan  istenç tamamen benliğimizden mi kaynaklanmaktadır? Yoksa aslında kötü giden bir dünyada isyan potansiyeli taşıyan bizleri bir nevi dizginleme pratiği midir? Bir piyasa belki de?. Yoksa aynı şekilde ‘yetinmeyi bilmek’ de yine mutluluk yolunda güzel bir özelliktir. Ayrıca diğergamlık, empati, adalet gibi güzel özelliklere giden yolda önemli bir haslettir. Ancak olgu, “bir hırka bir lokma” haline evriliyor ise öncesinde bahsettiğimiz isyan potansiyeline vurulmuş bir prangaya mı dönüşmektedir acaba? Açlığın, susuzluğun, adaletsizliğin, savaşların, yıkımların olduğu bir dünyanın umursamazlığı için bir panzehir midir acaba sürekli mutluluk arayışı.

Malahay

KTÜ mezunu bir tarihçi, sosyal bilimlerin en fantastik savunucusu, Shallwe içerik üreticisi...

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu