içinde

Mustafa Kemal Atatürk’ün Hayatı-2

Mustafa Kemal Atatürk'ün Hayatı

Mustafa Kemal Atatürk’ün gençlik döneminin ilk yıllarını anlattığım serinin ikinci kısmına hepiniz hoş geldiniz sevgili Shall We? takipçileri. İşte Atatürk’ün çocukluktan gençliğe geçtiği yılları.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Gelişim Çağı

Mustafa Kemal, eğitim almak için geldiği Selanik’te, Mülkiye Rüşdiyesi’ne girmişse de burada da fazla kalmamıştır. Okulda meydana gelen bir olaya adının karıştığı iddiasıyla fena halde hırpalanıp cezalandırılınca buraya devam etmek istememiştir. Bu olay, onun meslek seçimini derinden etkileyecek, geleceğini tayin etmesinde büyük rol oynayacaktır.

Askeri Okul Fikri

Mustafa, dış görünüşüne önem veren bir çocuktur. Bu yaşlarda dikkatini çeken, tıpkı onun gibi dış görünüşüne önem veren bir meslek grubuna hayranlık duymaya başlamıştır: Subaylık… Göz alıcı üniformaları içinde, bellerinde kılıçlarıyla tığ gibi delikanlılar, diğer insanlardan duruş bakımından hemen ayırt ediliyordu. Ayrıca yabancı kökenli isyanların ortasında Türklük şuuruna da mağrur bir duruşla sahip çıkmaları, Mustafa’yı cezbediyordu. Öte yandan komşularının oğlu Ahmet de Askeri Rüşdiye talebesiydi.

Mustafa’nın Askeri Okul Israrı

Oğlunun dini bir eğitim olmasa bile hiç değilse tüccar olmasını isteyen Zübeyde hanım, Mustafa’nın isteğini kabul etmiyordu. Yıllar boyunca askerlerin savaşta yitip gittiğine, kalanların bazılarının sürgün edilişine tanık olmuş bir anne olarak askeriye fikrine karşıydı. Mustafa, bunun üzerine komşusu Ahmet’in binbaşı olan babasına durumu anlattı ve gizlice askeri okul sınavlarına kaydoldu. Sınavları geçti ama bir sorun vardı. Kaydolması için annesinin resmi onayı gerekiyordu.

Rüya

Zübeyde Hanım bir gece rüyasında oğlu Mustafa’yı gördü. Mustafa, bir minarenin üstünde, altın bir tepsi üzerinde oturmaktaydı. “Oğlunun askeri okula gitmesine izin verirsen hep böyle yüksekte olacak, yoksa aşağı atılacak” dedi bir ses. Uyandığında, Mustafa’nın isteğini onaylamış, askeri okula gitmesine izin vermişti. Ana oğul helalleştiler.

Rüşdiye Yılları

Mustafa hızlı bir şekilde başarı göstermeye başladı. En sevdiği ders matematikti. Hocasına en zor soruları bulup getiriyor, çözümüne birlikte kafa yoruyorlardı. İşte bu dönemde hocası, ayırt edilebilmesi için ona Türk töresince ikinci bir isim verdi: Kemal… O artık Mustafa Kemal olmuştu. Mustafa Kemal hızla çavuş rütbesine yükseltildi. Artık hoca olmadan sınıfı idare etmeye başlamıştı.

Manastır Günleri

Mustafa Kemal, 14 yaşındayken Selanik Askeri Rüşdiyesi’ni bitiren Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi’ne yazıldı. Bu dönemde Manastır’da çatışma ortamı hakimdi. Yunan ve Sırp çeteleri Osmanlı’ya karşı otorite savaşı veriyorlardı. Manastır, son derece stratejik bir öneme sahipti. Mustafa Kemal de Selanik’ten gelen Türk gençlerinin kurduğu bir çeteye katıldı. Ancak olabildiğince kavga ortamından uzak durdu.

Genç Vatansever

Mustafa Kemal, etnik isyanların Osmanlı’yı Balkanlardan atma amacına ilk elden şahit olup analiz etme imkanına sahipti. 1897’de Yunanlar Girit’i almak için harekete girişince Türkler de Balkanlarda karşı harekat başlattı. İşte Mustafa Kemal de bir arkadaşıyla gizlice gönüllü olarak katılmak için plan yapmıştı. Ancak askeri okulda öğrenci oldukları anlaşılınca apar topar geri gönderildiler. Mustafa Kemal’in göğsünde vatanseverlik sevdası alevlenmişti.

Subaylık Yolunda

13 Mart 1899… Mustafa Kemal, kendi deyimiyle “önemli birisi olma” yolunda hızla ilerliyordu. Bu tarihte bitirme sınavlarını başarıyla geçerek İstanbul Harbiye Okulu’nun piyade sınıfına girmeye hak kazanmıştı. Henüz 18 yaşında bir delikanlıydı. Bir heyecanla geldi İstanbul’a.

 Başkent

İstanbul’un hareketli havası, taşradan gelen bu genci hemen etkisi altına almıştı. İstanbul’daki eğlence sektörünün merkezi olan Beyoğlu’nda adeta baş döndürücü şeyler yaşanıyordu. Bir gün en yakın arkadaşı Ali Fuat’a “Osmanlı’nın ilk sultanlarının devleti iyi idare etmesine şaşırmamak gerek. Zira o dönemde başkentlik yapmış olan Bursa ve Edirne katıksız Türk şehirleri idi. Ancak İstanbul’dakiler zamanla yozlaşmaya mahkum olmuşlardır. Burası eğlenilecek yer, devlet yönetilecek yer değil” dedi.

fuat

Harp Okulu

Mustafa Kemal İstanbul’un baş döndürücü havasının etkisiyle ilk yılında fazla başarı gösteremedi. Ancak ikinci yılında tüm gücüyle çalıştı. Askeri sorunların yanı sıra entelektüel birikim de yapmaya çalışıyor, Fransızcasını geliştiriyordu. Namık Kemal gibi isimleri de gizliden gizliye okuyordu. Ders dışında, siviller içerisinde arkadaşlarıyla beraber münazaralar yapıyor, kitlelere hitabet gücünü sınıyordu.

Devrin Atmosferi

Mustafa Kemal, Sultan II. Abdülhamit’in sosyo-kültürel reformlar yaptığı ancak siyasal olarak baskı uyguladığı bir döneme şahitlik ediyordu. Fransız İhtilali’ni araştırmıştı. Sultanın 1877-1878 (93 Harbi) Rus Savaşı’nı bahane ederek meclisi dağıtmasına ve devleti Yıldız Sarayı’ndan çıkmadan idare etmeye çalışmasına tepki besliyordu içten içe. Bu atmosferde baskının uzun ve şiddetli olması, muhalif kesimdeki reform düşüncelerinin evrimleşip ihtilal seviyesine yükselmesine neden olmuştu.

Genç Teğmen

Mustafa Kemal, 1902 senesinde teğmen rütmesiyle Harp Okulu’ndan mezun oldu ve Kurmay Okulu’na girdi. Bu dönemde fikirleri iyice oturmaya başlamıştı. Tarihe aşırı bir ilgi duymaya başlamıştı. Özellikle Napolyon’a karşı, eleştirdiği yönler olsa da, hayranlık besliyordu. Bir kaç arkadaşıyla birlikte gizlice bir gazete çıkarmaya başladılar. Mustafa Kemal, buradaki muhalif yazıların çoğunu kendisi yazıyordu.

Geleceğin Sorusu

Mustafa Kemal, siyasi düşüncelerini kurmaylık eğitimine ağırlık vermek için ikinci planda tutuyordu. Gece geç saatlere kadar uyumuyor, düşünüyordu. Bir gün sınıfta çok dikkat çekici bir soru sordu. Bu soru, Anadolu’da bir direnişin ihtivasına dair bir soruydu. Yıllar sonra uygulayacağı bir direnişin sorusu… Kurtuluş Savaşı’nın sorusu…

Sorgu

1905… Yüzbaşı rütbesiyle Kurmay Okulu’ndan mezun olan Mustafa Kemal 24 yaşındaydı. Beyazıt’ta bir evde yakın arkadaşlarıyla buluşup muhalif sohbetler yapıyor, yasaklı kitaplar okuyorlardı. Bir gün, Harbiye’den atılmış bir misafirleri tarafından saraya ihbar edildiler. Düzmece bir buluşma ayarlandı ve Mustafa Kemal, Ali Fuat ile iki yüzbaşı daha tutulandı. Ali Fuat, aileden gelen diplomatik bir dilbazlıkla sorgudan kurtuldu. Anca Mustafa Kemal fena hırpalandı. Bir kaç ay hapis yattıktan sonra sürgün edilmek şartıyla serbest bırakıldılar.

İlk Kıta Hizmeti

Mustafa Kemal, bu olay vasıtasıyla ilk kıta hizmetine sürgün olarak başladı ve Ali Fuat ile Şam’daki 5. Ordu’ya atandılar. Buradaki görevi, 20. Süvari Alayı’ndaki subaylara eğitim vermekti. Bu görev, onun öğretmenlik tarafının öne çıkmasını sağlayacaktı. Ali Fuat ise özel bir görevlendirmeyle İbn Suuad’un yanına gönderilecek ve iki yakın arkadaş ayrı düşecekti.

Sevgili takipçilerimiz, ikinci bölümü burada sonlandırıyorum. Üçüncü bölümde görüşmek dileğiyle, hoşça kalın…

Atatürk Arboretumu – İstanbul’un Gizli Bahçesi

Yorumlar

Cevap bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

Cadılar Bayramı

Cadılar Bayramı Nedir?

Merakla Beklenen Film Bohemian Rhapsody İçin Son Fragman Yayınlandı