içinde

Müslüm Filmi ve Sosyal Medya

Müslüm, Avrupa'da

Son zamanların en popüler sinema filmi, sevgili Müslüm Gürses’in hayatını anlatan Müslüm Baba filmini izledim dün gece. Filme dair fikirlerimi de paylaşacağım tabi ki. Ancak ondan evvel, nice tüketim toplumu olduğumuzun eleştirisini yapmak isterim biraz. Çünkü beni hayli etkiledi gördüklerim.

Müslüm Baba filmi ve sosyal medya!

Film izlemeye değil, film izlediğini göstermeye gelmiş bir güruh!

Aylar önce bu film ilk duyurulduğunda çok heyecanlanmıştım. Hem Müslüm Gürses’i ölümünden önce sevenlerdendim ve hayatı film olsa diyordum, hem de filmde kardeşini canlandıran Taner Ölmez hayranı olduğum için merakla bekliyordum. Birkaç aydır da sinemaya gidemiyordum, hem vakitsizlik hem de nakitsizlikten diyelim. Neyse, zar zor bu hafta bir vakit denkleştirip 21:45 seansına gittik. (Sinema için indirim kovalayanlardanım, denk getirmesi güç oluyor bu yüzden) Sanırım hafta içi olduğundan, çoğu kişi geç kaldı. Filmin ilk 5 dakikasını dizlerimizi çeke çeke karaltılarla izledik yani.

Herkes yerleşince salonda konuşmalar, çıtırtılar bir süre devam etti. Derken beyaz flaşlar patlamaya başladı karanlıkta. Filmin en can alıcı yerlerinde sürekli insanlar çekim yapıyor bu da yetmiyor Instagram storysine hemen o an atmak istiyorlardı. Bunu da sürekli çektikleri sahnenin sesinin tekrarlamasından anladım. Yani filmi izlemeyip, paylaşım derdinde olmaları yetmiyor, bir de gürültü yapıp bize de izletmediler filmi. Dolayısıyla o herkesin dilinde olan “Ay ben çok ağladım” duygusuna erişemedim, çünkü filme duygusal olarak giriş yapamadım bir türlü!

İkinci yarıda, şansımız güler mi? dedik.

Ara verildiğinde hemen kendimizi sigara alanına attık, yine herkesin elinde telefonlar, selfie çekenler mi dersiniz, beğenileri kontrol edenler mi, gırla. Filmden bahseden yok!  Sinirimiz bozuldu tabi, geçtik tekrar salona. İkinci yarı yine aynı olaylar tekrarladı. Yüksek sesle uyardıkta üstelik, ama çözüm olmadı. Bence artık sinema salonlarına cep telefonu sokulmamalı ya da bir cihazla erişim kesilmeli! Tam gerekli sessizlik ve konsantrasyona ulaştık ki, film bitti!

Ben evvelden beri, her gittiğim filmde bitiş jeneriğini mutlaka izlerim. Hem bazı filmlerde, bu filmde de olduğu gibi farklı detaylar verilir jenerikte, hem de film için asıl emek harcayanların isimleri yazılı olur. Bilemiyorum belki de, kamera arkasının zorluğunu bildiğimdendir bu hassasiyetim, ama o sinemaya giren her insan bilmeli bunu diye düşünüyorum. Ortada bir emek var!

Gelelim filme. İzleyebildiğim kadarıyla, acı olayını fazlasıyla gözümüze sokan bir film olmuş. Tabi ki Baba’nın hayatı çok zor, çetrefilli ve acılı geçmiş ancak bir insan hiç mi iyi gün görmez be kardeşim! Mesela bir sürü plak yapıp, çok para kazandığı günleri bile acılı ezgilerle, karanlık sahnelerle anlatmışlar. En azından oralara biraz renk katılabilirdi. Ya da Muhterem Nur’la tanıştıktan sonraki kısmı biraz seyirciyi toparlayacak hareketlilikte olup, sonrasında Gülhane konseriyle şok yaşatılabilirdi. Elbette çoğumuz olacakları bilerek gittik, ama yine de biraz ters köşe, biraz da renk olsa filmde harika bir yapım olabilirdi. Böylesi fazla gişe kaygılı, ağlamaklı film olarak kalmasına sebep olmuş.

Timuçin Esen; muhteşem oyunculuk ve ses!

Timuçin Esen zaten şahane bir oyuncu, şarkıları da çok içten söylemiş kesinlikle. Taner Ölmez de ufacık rolüne rağmen iyiydi. Gençlik yıllarına hayat veren Şahin Kendirci keza öyle, ki film sonrası araştırdığımda; Müslüm Baba’nın saz ustasının oğlundan saz eğitimi aldığını öğrendiğimde içim cız etti. Film sonuna doğru ekranda beliren yazılar, sanki lise yıllarında yaptığımız, fotoğraflardan oluşan amatör slayt sunumlarına benzemiş. Dümdüz karaktersiz bir yazı karakteri ve ruhsuz yazılar… Böylesi belgesel tadındaki bir filme hiç yakışmamış bence. Orada bir dış sesten dinleyebilirdik yazılanları mesela.

Film sonundaki, Baba’nın ve eşinin gerçek fotoğrafları, aradaki röportaj görüntüleri fazlasıyla güzeldi. Bu da filmden erken kaçmaya çalışanların kaybı olsun, oh canıma değsin!
Sizin hoş vakit geçirmeniz, stres atmanız, kafa dağıtmanızı amaçlamasından ziyade bir sanat eseri olduğu gerçeğini unutmayın sinemaya giderken…

Yorumlar

Cevap bırakın
  1. İnsanlar kendi hayatlarından bişeyler bulduğu zaman ağlıyor bence bu film de güzel bir film di Timuçin Esen zaten efsane severim güzel oyunculuk iyi bir kadro ön yargılardan soyutlanıp gidip izlenmeli bence bu arada filmin sonunda muhterem nur un söyledikleri filmden daha etkili ve duygusaldı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

Huawei MateBook 13 Tanıtıldı!

Camide İnfaz - Kurşunlar Havada Uçuştu!

Camide İnfaz – Kurşunlar Havada Uçuştu!