içinde ,

Muhammet Ali Clay Öyküsüdür

Muhammet Ali Clay Öyküsüdür

Muhammet Ali Clay adı geçtiğinde “onun maçlarını izlemek için sabahın kör saatinde kalkardık” diye iç geçirir hala büyüklerimiz. Sonra heyecanlı bir şekilde anlatmaya başlarlar izledikleri bir maçı. Öyle ki dinlerken gözünüzde bir savaş sahnesi bile canlanabilir. Ancak açıp o maçları izlediğinizde aslında anlatılanların abartılı olmadığını anlarsınız ve şöyle söylersiniz kendinize: Hakikaten bir efsane…

Muhammet Ali Clay

Böylesi efsane bir sporcuyu anlatabilecek melekelere sahip miyim bilmiyorum. Sanırım en kolayı yine kendimle özdeşleştirdiğim başlangıç şekli olacak: Tarih kadranları 17 Ocaak 1942’yi vurduğunda Amerika, bir efsanenin doğumuna şahitlik ediyordu. Kentucky-Louisville’de hayata gözlerini açan bu bebeğe ailesi Cassius Marcellus adını verirler. Soy bakımından Afro-Amerikan ve bir parça da İrlanda izleri taşır bu aile. Anne Odessa, evlere temizliğe gider. Ailenin babası ise sokaklarda tabela taşır. Küçük Cassius, geleceğinin mesajlarını daha küçük yaşlarda vermeye başlar.

Kuvvetli Bir Çocuk

Evet… Kuvvetli ve bir o kadar da haylaz aslında. Zira daha 6 yaşındayken annesine savurduğu bir yumruk ile dişini kırıverir kadıncağızın. Ha bir o kadar da gözü pektir haaa… Kendisinden hem yaşça hem yapıca iri çocuklara dalaşır. Yediği kadar da atar ve olayı harbi harbi “siz bir de onun suratını görün” boyutuna kadar getirir. Kuvvetlidir daha o yaşlarda ve aile de çocukluk döneminde bunun için en doğru adımı atmaya karar verir. Cassius 12 yaşında geldiğinde boks ile tanışır. Nasıl mı? Baba zorluklarla oğluna bir bisiklet alır. Ancak bir gün bazı çocuklar bisikletini çalarlar Cassius’un. Cassius onları görmüştür ancak koşsa da yakalayamamıştır. Çaresiz gider karakola. Polis memuru Joe şaka babında çocukların Cassius’tan korkmadığını, boks bilseydi böyle olmayacağını söyler. Tabii bunu şaka yollu söyler ama asıl amacı farklıdır. Zira memur Joe, aynı zamanda boks da yapmaktadır ve bu çocuktaki cevherş fark etmiştir. Hal böyle iken alır Cassius’u kendi boks yaptığı salona götürür. Demin boksla tanışır demişim ama onu değştireyim. Yıllar gösterecektir ki aslında o gün, boks onunla tanışmıştır…

18 Yaşında…

Cassius daha ringe ilk çıktığı anlarda farkını ortaya koyar. Dans figürleri sergiler maç esnasında. Sabırlıdır da ayrıca. Zira tam bir fırsat adamıdır ve birkaç raund dayak yemeye bana mısın demez. Sonra mı? Aradığı fırsatı bulduğu anda girişiverir rakiplerine. Adeta yeni bir tarz getirir ringlere. Ayrıca başka bir özelliği daha vardır. Çalışan yalnızca ayakları ve elleri değildir. Sürekli konuşur rakibiyle ve öyle şeyler söyler ki karşısındakinin dengesi bozulur adeta. Soyadının hakkını verir yani. Clay: Bulaşan çamur…

1960… Cassius henüz 18 yaşında bir delikanlı. Haydi o yaştayken biz ne yapıyorduk düşünelim. Mesela ben üniversiteye yeni başlamıştım. Şuraya döküp sıralasak göreceğiz ki ya pek azımız başarmıştır onun 18 yaşında başardığını ya hiçbirimiz. Zira o, azmi ve çalışmasıyla kısa sürede olimpiyatlara gitmeye hak kazanmıştır. Sırf bu bile o yaş için mükemmel bir başarıyken o durmaz ve savurduğu yumruklar, ona Roma’da düzenlenen olimpiyat oyunlarında altın madalyayı getirir.

Dünya Şampiyonu Artık Müslüman

1964 yılında da durmaz onun fırtınası. Henüz 22 yaşındadır ve o sene, dünya şampiyonu Sonny Liston ile karşılaşır. Sonuç mu? 22 Yyaşında dünya şampiyonu olur ringlerin yeni fırtınası. Fakat dünayı şoka uğratan yalnızca bu olmaz. Bu eşsiz zaferden sonra alacağı en radikal kararı alır Cassius ve İslam dinini seçer. Artık o, Muhammet Ali’dir. Onun bu kararı, zorbalıkları da beraberinde getirir. Onu zorla Vietnam’da patlak veren savaşa göndermeye çalışırlar üstelik hukuken yapmamaları gerekirken. Fakat o buna karşı çıkar. Hem öyle bir karşı çıkar ki, zorbaların adeta köpürmesine neden olur. Bazı kodaman amcalar araya girer ve dünya şampiyonunun liglerden atılmasını sağlarlar. Bununla da kalmaz, uydurma bir trafik suçu ile yaftalanmasına neden olurlar. 5 yıl hapis ve 10 bin dolar para cezası yapıştırırlar şampiyona.

Bokstan kopmuştur artık. Ancak o durmaz ve konferanslar vermeye başlar. Hem boks hem de İslam hakkında konuşmalar yapar. 1967 yılında bokstan soğuduğunu ve eski başarısını yakalayamayacağını düşündüklerinden lisansını iade ederler. Ancak o, 1970 yılında galibiyetle başlayarak onları haksız çıkaracağının sinyalini verir. Tabi sinyali alanlar yine devreye girer ve 1971’de Joe Frazier ile yaptığı maçta üstün olmasına rağmen onu galip ilan ettirmezler.

Şampiyonluklar Arasında

Ken Norton ile 1973 yılında yaptığı maçta çenesi kırılır Muhammet Ali’nin… Artık herkesin aklında bir düşünce belirmiştir: O artık bitti… Ancak 1974 yılında müthiş bir maç daha vardır. Joe Frazier ile yeniden karşılaşan Muhammet Ali geçmiş günlerin acısını çıkartırcasına ringden süpürür rakibini. Dahası mı? İşte o daha da acıtıcıdır Frazier için. Çünkü 1975 yılında yaptıkları maçta Muhammet Ali yalnızca yenmekle kalmaz rakinbini, dünya şampiyonluğu unvanını da yeniden alıverir.

Muhteşem Bir Kariyer

Tüm kariyeri boyunca 61 maç yapar şampiyon. Yalnızca 5 kere mağlup olur ki bunlardan bir tanesinin ne şartlar altında olduğunu yukarıda gördünüz zaten. Tam 19 kez unvanını korur rakiplerine karşı ringde. Kendi deyimiyle kelebek gibi uçar, arı gibi sokar. 1981 yılında ise tabiri caizse “artık yeter” der ve emekli olur. Hayır işleriyle ilgilenmeye başlar. Bu muhteşem kariyerine olimpiyet ve dünya şampiyonlukları sığdırır ama öyle haybeden değil haaaa… Maçları efsaneleşir, nesilden nesile aktarılır. Ancak zamanın törpüsüne dayanabilen olmamıştır şimdiye dek. Parkinson hastalığına yakalanır koca oğlan. 74 yaşındayken 3 Haziran 2016 tarihinde hayata gözlerini yumar. Ardından onu en iyi özetleyen şu cümle kalır: Tüm zamanların en iyi boksörü… Rahmet ve minnetle şampiyon…

 

Robin Sharma Kimdir?

Yorumlar

Cevap bırakın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Yükleniyor…

    0

    Yorumlar

    0 yorum

    erdoğan açıklama yaptı

    Erdoğan Açıklama Yaptı

    Çilek ve faydaları

    Çilek ve Faydaları Hakkında Bilinmeyenler