içinde

Minamata Felaketi: Vahşeti Yaşayanlar

minamata felaketi: vahşeti yaşayanlar

Minamata Felaketi ile insanlığın şimdiye dek gördüğü en büyük felaketler konusuna yeni bir başlık açmaya karar verdim kıymetli okurlar. Araştırmalarım sonucunda epimizi dehşete düşürecek birkaç bilgiye denk geldim. Bu nedenle en baştan uyarıyorum. Hassas bünyeye sahip olanlar lütfen okumaya devam etmesin…

Minamata Felaketi

Japonya, öteden beri denizle iç içe bir ülke. Haliyle deniz mahsulleri de oldukça büyük bir öneme sahip ekonomide. Özellikle o büyük kalkınmaların henüz yaşanmadığı, yaşansa da henüz kırsala ulaşamadığı yıllarda kıyılarda meskun bulunan halk geçimini balıkçılıkla sağlamaktaydı. Bu bilgiyi lütfen gereksiz bulmayın. Birazdan öyle olmadığını göreceksiniz zira…

Efendim Minamata, 1930’lu yıllarda Japonya’nın güney kısmında bir balıkçı köyüymüş. 1900’lerin başında başlayan sanayii hamleleri buraya da sirayet etmiş ve Chisso adlı bir şirket buraya fabrika kurmuş plastik üretimi üzerine. Tabii pek çok kişi de burada çalışmaya başlamış köyde. Chisso şirketi, pvc üretiminde hammadde olarak kullanılan asetaldehit adlı maddetin üretimini yapan ülke çapında çok önemli bir şirketti. O kadar büyük bir şirket ki, bölgeyi kısa sürede tabiri caizse ihya etti bile diyebiliriz.

Fakat Sonra…

Fakat sonra aynı şirket büyük bir felakete neden olacaktı. Çünkü üretim yapılırken oluşan atık Minamata’da bir koya dökülüyordu. Bu atığın içerisinde ise cıva bulunuyordu. Evet doğru okudunuz, cıva… Kimyada okuyan bir arkadaşım bana cıvayı anlatırken “bir şebeke suyuna birazcık karışsa koca bir şehri zehirler rahatlıkla” demişti. O derece güçlü bir toksik atık anlayacağınız. Üstelik bu işlem öyle 1-2 sene de sürmedi. On yıllar boyunca bu atık denize döküldü. İnsanların balıkçılık yaptığı denize…

O dönemlerde böyle atıkların denize karıştıktan sonra zarar verebileceği bilinmiyordu henüz. Bu da felaketin boyutunu daha da arttırdı pek tabii olarak.

İlk önce kedilerde görüldü tuhaf davranışlar. Hayvanlar durdukları yerde birdenbire tiremeye başlıyordu. Dahası, hızla koşup denize atlıyor ve ölüyorlardı. Balıkçılardaki mahsullerden en nihayetinde onlar da nasipleniyordu.

Ancak 1956 yılına gelindiğinde ilk önce 5 yaşındaki bir kız ardından da kardeşlerinin gösterdiği belirtiler, denize boşaltılan metil cıva ile bağdaştırılmamıştı. Ancak belirtiler oldukça ağırdı…

Duyu Kaybı, Dengesizlik…

Metil cıva, vücutta ciddi bir zehirlenmeye yol açıyordu. Uzuvların uç kısımlarında his kaybı, dengeyi sağlayamama, görme problemleri belirtilerden bazılarıydı. Bunları şiddetli titreme, uykusuzluk, şiddetli kas ve baş ağrıları, koku alamama gibi belirtiler takip ediyordu. Şirket hastanesinin yaptığı inceleme sonucunda insanların deniz ürünleri tükettiği için vücutlarında metil cıva biriktiği sonucuna varıldı. Ancak deniz ürünlerinde metil cıvanın ne işi olduğu konusu açılık kazanmamıştı. Bölgede deniz ürünleri tüketilmesi yasaklandı ve kendilerince sorunu halletmeyi başarmış oldular. Fabrikada üretim ise devam etti.

Deneylere Engel…

…Bile koydu şirket! Zira şirket hastenesi, 1950’li yılların ortalarından beridir yeni doğan çocuklarda serebral palsi (beyinde meydana gelen bir hasar sonucu bebeğin bazı kaslarını çalıştıramaması) durumunun artması üzerine bir deney yapmak istemişti. Üstelik gebeliklerde düşük oranı da hızla yükseliyordu. Ancak şirket buna izin vermedi ve yapılan deneyi iptal etti. Her ne kadar başhekim belli başlı sonuçlar elde etmişse de patronuna sadık kaldı ve bu bilgileri paylaşmadı.

Kayıplar…

Çok fazla detayla canınızı sıkmayacağım. Ancak şunu belirtmemde fayda var. 1950-1965 arasında doğan bebeklerin çoğunda ağır bedensel ve zihinsel aksaklıklar meydana geldi. 2955 kişiye tanı kondu. Bunlardan 1784’ü çok büyük bir ızdırap içerisinde hayatını kaybetmişti. Tahmin edebileceğiniz gibi bunlar resmi makamlarca ilan edilmiş sayılar. Fakat araştırmacılar bu sayının çok çok daha fazla olduğunda hemfikir. Çünkü yetkililer, tanı koymaktaki kriterleri çok katı tutuyorlardı.

1982 yılının Ekim ayında tam 40 kişi Japonya’ya dava açtı. Yüksek mahkeme 2001’de, 1959 yılındaki hükümet yetkililerinin eksik davranış sergilediğini onayladı. Chisso şirketine ise 2.18 milyon dolar tazminat cezası verdi. 2004 yılında Japonya Yüksek Mahkemesi tarafından bir ceza daha kesildi ve hükümetin, mağdurlara yaklaşık 700.000 dolar daha ödeme yapması kararlarştırıldı. 2010 yılında ise bir ceza daha kesildi. Chisso şirketi, mağdurlara 2.1 milyon Yen ödeme yapacak ve aylık tıbbi destek verecekti.

Yaşanan o acıları tasvir etmek imkansız. Ancak Minamata Felaketi ile ilgili olan başka bir hikayeyi de farklı bir yazıda anlatacağım. Tomoko Uemura yazısını bekleyin lütfen… Şimdilik hoşça kalın.

 

Bhopal Faciası!

Yorumlar

Cevap bırakın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Yükleniyor…

    0

    Yorumlar

    0 yorum

    akbabalar hakkında tüm bilgiler

    Akbabalar Hakkında Tüm Bilgiler. Onlar Herşeyi Yiyebilirler.

    işyeri kira sözleşmeleri

    İşyeri Kira Sözleşmeleri. İşeri Avukatlık Bürosu Sorularınıza Yanıt Veriyor.