içinde

BayıldımBayıldım

Mezopotamya : Tarihin, Kültürün ve İlklerin Beşiği

mezopotamya

Mezopotamya, modern kültürün şekillenmesinde önemli rol oynayan, tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapan ve yüzyıllardır her bölgenin dikkatini çeken bir alandır..

Mezopotamya 

Mezopotamya’nın Coğrafi Konumu ve Özellikleri 

 Mezopotamya: İki nehir arasında kalan topraklar olarak anılmaktadır. Antik düşünür ve yazarların Fırat ve Dicle nehirlerinin arasında yer almasından dolayı mesos(orta) ile potamos(ırmak) kelimelerini birleştirmeleriyle oluşturduğu kelime bütünü zamanla coğrafi bir bölge olarak terimleşmiştir. Ortadoğu’da yer alan bölgenin sınırlarını yaşadığımız coğrafyaya göre belirtmemiz gerekirse: Irak, Suriye’nin kuzeydoğusu, Türkiye topraklarının Güneydoğu Anadolu bölümü ve İran’ın güneybatısı toprakları olarak adlandırabiliriz. Günümüzde büyük bir bölümü Irak sınırları içerisindedir. İkliminin elverişli olması, ırmaklarını sulamada kullanmaları ve verimli topraklara sahip olmasından dolayı sık sık göçlere ve istilalara uğramıştır.  

Peki Mezopotamya’yı Tarih Boyunca Özel Kılan Nedir? 

Uzun uzadıya anlatmak isterdim tarihe tanıklık eden birçok medeniyeti ve ilklerini lakin başka bir yazının konuları olacak kadar ilgi çekici ve değişik oldukları için burada kısaca bahsedeceğim. Dünya tarihinde en köklü ve kültürel mirasımıza katkıda bulunan medeniyetleri bu bölgede varlıklarını sürdürmüştür. En bilinen ve tarihe yön veren bu kültürler arasında; Sümerler, Akadlar, Asurlular, Babiller, Elamlar, Persler ve Helenistik Krallık bulunmaktadır 

 

    Tarihin, Kültürün ve İlklerin Beşiği: Mezopotamya 

Sümerler: 

Dünya kültür mirasına yön veren büyük devletlerin atası sayılan Sümerler, M.Ö. 4000 yıllarında tarih sahnesinde yer alır. Yazının icadının bu medeniyetle anılması topraklarında oluşturulması sebeplidir ve çivi yazısı olarak anılmaktadır. Bu yazı kendinden sonra gelen Asur ve Babillerde de kullanıldığı bilinir. Yazının yanı sıra tıp, dil, astronomi ve matematik gibi bilimlerin gelişmeye başladığı bilinir. Bunun haricinde dinsel ögelerin aktarımı, falcılık, büyü işleri ve mitoloji de Sümerler ’de yaygın öğretilerdir. Ünlü destanlar olan Gılgamış Destanı ve içerisinde yer alan Tufan Hikayesi ile Yaradılış Destanı yine bu medeniyete aittir. Bugün Göbekli Tepe’de yapılan araştırmalar Sümerler hakkında daha çok bilgi edinmemize ve tarih yazıcılığına ışık tutmaktadır.  

 Akadlar: 

Medeni gelişim açısından öncü uygarlık olarak anılır. Merkezi otoriteye önem vermişlerdir. Savaşçı bir topluluk özelliği taşırken savaşlardan toplanan ganimetlerle hanedanlıklarını genişletme gayesindedirler. Tarihin ilk büyük ve düzenli ordularını kurdukları bilinir. Mantıksal tarihleme yaptıkları da bilinmektedir. 

Asurlular: 

Anadolu kültürünü oldukça fazla etkileyen Asurlular ticaret vasıtasıyla yazıyı Anadolu’ya getirmişlerdir. Yerleşik hayat, tarımda büyük gelişmeler ve siyasal örgütlenmeler bu medeniyet sayesinde başka bir boyuta dönüşmüştür. İlk kütüphane ve arşivlemenin Asurlular tarafından yapıldığı bilinir. Ticaret en büyük geçim kaynaklarıdır ve tüccarlarıyla ünlüdür. 21 Mart’ta yapılan Nevruz Bayramı kültürü de bu medeniyetten doğmuştur. 

Babiller:

 Mezopotamya’nın en gelişmiş medeniyeti olarak anılmaktadır. Sümerlerin etkisinde kurulan bir medeniyet olmasına rağmen bilimde ve mimaride onların aktarımlarının çokça ilerisine geçmişlerdir. Zigurat adı verilen yapıları bulunmaktadır. Bu yapıların en üst katı gözlem evi olarak kullanılmaktayken alt katlara ihtiyaca göre kiler ve diğer durumlar olarak düzenlenmiştir. Haftayı yedi gün olarak bölen, abaküsü icat eden, burçları on iki adet olarak belirleyen ve pi sayısını günümüz şekline en yakın olarak belirleyen uygarlık özelliğindedir. Mimarinin çokça geliştiği bilinir, dünyanın antik harikalarından sayılan Babil’in Asma Bahçeleri yine bu uygarlığa aittir. 

Elamlar:

Güzel sanatlar ve süsleme yönüyle önem kazanmış bir Antik uygarlıktır. Mezopotamya’nın en zayıf devleti olarak belirtilir. Tarımla ilgilenmişler ve geçimlerini genel olarak tarımla sürdürmüşlerdir. Zengin yeraltı kaynaklarına sahiptirler. 

Persler:

 Bilinen ilk posta teşkilatı Persler tarafından kurulmuştur. Mimaride kendilerine ait bir tarzları bulunmaktadır. Devletlerini eyaletlere ayırarak yönetmiş ve valiler atayarak merkezi otoritenin güçlü kalmasını sağlamıştır. Bugünkü İran’ın kökenini Elam ve Persler’ in oluşturduğu bilinir. Çivi yazısını kullanan son uygarlıktır. Mimari alanda geometri, matematik ve astronomiyi ilk kullanan medeniyet olarak bilinirler. 

 Helenistik Krallık: 

Doğu ve Batı’nın Büyük İskender tarafından Asya istilası sonucu kaynaştırılmasıyla oluşan durum Helenizm olarak adlandırılır. Yeni yollar ve şehirlerin kurulduğu bilinir. İskenderiye Kütüphanesi bu krallığa aittir. Bilim fazlasıyla gelişmiş ve ünlü düşünürler yetişmiştir. 

 

Görüldüğü üzere yazının doğduğu topraklar olan Mezopotamya bölgesinde ilk yerleşmelerden bilime, simyacılıktan mimariye hemen her alanın temeli atılmıştır. Yaygınlaşmasına vesile olan durumlar ve kültürel miras yoluyla da günümüze kadar gelişerek devam etmiştir. 

Son Olarak… 

Mezopotamya’nın günümüze ışık tutan gelişimini aktarmışken günümüzde bu izleri yaşamak isteyenler olursa diye ülkemizdeki buluntuları ve sergilendikleri yerleri sizlere aktarmanın uygun olacağını düşünmekteyim. 

Şanlıurfa: 

Göbekli Tepe, bölgenin keşfi sayesinde uygarlık tarihimiz 12.000 yıllık bir geçmişe uzanmıştır. Bölge buluntuları Türkiye’nin en büyük müzesi olarak addedilen Şanlıurfa Müzesi’nde sergilenmektedir. Gılgamış destanına ait tabletlerin de bulunabilen parçaları bu müzededir. Dünyanın en eski heykelinin keşfedildiği Balıklı Göl de Şanlıurfa ilimizde ziyaretimizi beklemekte… 

Diyarbakır:

 Tarıma başlanıp yerleşik hayata geçilen, birçok arkeoloğun ve film yönetmeninin esin kaynağı olan Çayönü bu ilimizdedir. Birbirini dik açı ile kesen sokak ve caddelerle ızgara planlı yapılar da bu bölgenin ilk olma özelliğinden. 

  Batman:

 İlk evcilleştirilen hayvanlardan, ilk siyasallaşmaya ve ilk şehirleşmeye kadar olan bölge burada bulunmaktadır. Atatürk Barajı’nın yapımında büyük çoğunluğunun sular altında kalmasına rağmen kurtarılabilen eserler Batman Müzesi’ne getirilmiştir. 

Gaziantep: 

Mezopotamya’dan Anadolu’nun içlerine uzanan ticaret kültürünün bugün bile yaşandığı canlı bir coğrafyadır. Yesemek bölgesi heykelcilik alanında hala dünyaca bir üne sahiptir. Ayrıca Açık Hava Müzesi bulunmaktadır. Zeugma Arkeoloji Müzesi’nde Mezopotamya döneminden kalma birçok eser ziyaretçilerine kapısını açmıştır. 

Mardin: 

Özellikle Helenistik dönemle birlikte gelen etnik ve dinsel kültürlerin etkisi bölgede hala açıkça görülmektedir. 

Adıyaman:

 Başta Nemrut Dağı ve efsaneleri olmak üzere döneme ait birçok kalıntıya sahiplik yapmaktadır.  

İstanbul Gezi Rehberi – İstanbul Hakkında Bilgiler

Yorumlar

Cevap bırakın
  1. Adıyaman ve Mardine dair cok sey duyuyorum ve cidden görmek istiyorum elimizin altında hazineler cok ama sanırım gereken degeri veremiyoruz içinde bulundugumuz coğrafyaya dair..

  2. Her taşı Ve toprağı Kıymetli Ülkem gezilecek ve görülecek O kadar çok yer var ki.. Yıllarca Güneydoğu Anadolu’da yaşadım birebir gördüm tarihimiz çok kıymetli yazı için elinize sağlık teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

insanın egosuyla birlikte büyünün ortaya çıkmas

İnsan Egosuyla Birlikte Büyünün Ortaya Çıkması

kadınların uzak durması gereken erkek tipi

Kadınların Uzak Durması Gereken Erkek Tipleri