SON DAKİKA

Marslı Baykuş Öneriyor: Yüksek Doz Gelecek

cool

14 Ağustos 2018'de eklendi

Marslı Baykuş Öneriyor: Yüksek Doz Gelecek

Sevgili dostumuz, Shall We? üyesi Bahattin Ceyhan’ın kaleminden Marslı Baykuş Öneriyor: Yüksek Doz Gelecek kitap değerlendirmesi sizlerle…

Yüksek Doz Gelecek

Şimdi biraz şahsi duygularımdan bahsedeceğim. Bu gün size önereceğim kitap benim kişisel hüsranımın doruk noktasıdır. Ama burada kitabın hiç mi hiç suçu yok. Diğer ikisi gibi bu da gelecekte bir başyapıt olarak başucunuza koyup defalarca okuyacağınız türden bir seçki. Bu kitap daha önce Mehmet Berk Yaltırık ile yazar sohbetleri yaptığımız Mutant Serçe programında fikri ortaya çıkan bir eser. “E bunun neresi hüsran, az gururlan böylesi kaliteli bir esere önayak olmuşsun diye.” diyeceksiniz. Evet, azıcık ucundan parmağımız değdi kitaba, işbu sebepten gururlanmıyor değilim. Lakin hüsranım şundan kaynaklı. Kitaba 25 yazar olarak benim de içinde bulunduğum bir kadro yola çıkmıştı. 2 yıllık bir program belirledik. Herkes kendine göre sebeplerle çekilmişti. En son ben çekildim. Bir zaman sonra kitap baskıya girdi, ilk olarak 2017 Ankara Kitap Fuarı’nda satışa çıktı.

Yüksek Doz Gelecek

Yüksek Doz Gelecek

Orkun Uçar standın arkasından; “Nasıl bir şeyi kaçırdığının farkında mısın?” diye sordu ya bana… Bildiğiniz ağlayasım geldi. Hani beni durduran “Erkekler Ağlamaz” şarkısı da değildi. İğne atsan yere düşmeyecek fuar kalabalığıydı. Heyt be Ocak 2017’de basılmış ya ilk baskı. Şimdi bir daha duygulandım. Dur o zaman müziği açalım. Yalın söylüyor, dinleyin hele… Kader ne söylüyorsa tamamı yalan, aşk bekliyorsa hayatta durmam… Yüksek Doz şimdi yeni bir derleme serisi olma yolunda ilerliyor. Serinin ikinci kitabı Yüksek Doz Çürüyüş pek yakında raflarda. Evet üçüncü kitabın yazar kadrosuna yine heves edip katıldım. Yazmaya da başladım. Hadi bakalım, bu sefer mekiği düşürmeden Mars’a ulaştırabilecek miyim? Dualarınız benimle olsun.

Öööf, ne de çok kitap harici konuştum! Ben buraya size kitap önerisi yapmaya gelmedim mi? Hadi kitabı tanıtalım biraz da. Bu kitap şu an aktif gözükmeyen bir oluşum eseri olsa da kitabın ortaya çıkması da başlı başına üretken bir aktifliktir kanaatimce. Evet, bu kitap aslen XASİORK Ölümsüz Öykü Kulübü’nün küllerinden doğuşudur diyebiliriz. Kitabın kadrosunun neredeyse tamamı XASİORK çıkışlı.

Hazırsanız başlıyor!

“Geleceğin tarihçesinden kaçamazsınız.” kaçmayın da zaten. Beş kaliteli isim size beş kısa roman yazmış. Beşi de birbirinden şahane ya, “okumayanı dövüyorlar” türünden. Şaka şaka, bilimkurgu öyküsü bunlar. Hani ben önermişim, siz de okumazsanız döverim ama bilin yani. Hazırsanız “Yüksek Doz Gelecek” yüklemesi başlıyor!

Yüksek Doz Gelecek bir öykü derlemesi değil. Kısa roman derlemesi. İşbu sebeple her romanı ayrı bir kitapmışcasına ele alacağım. Benim de beş yazılık tarihimin en uzun yazısını yazacağım. O zaman kitabın bize kapakta da dediği gibi “Gelecek dünden daha yakın, şimdiden daha gerçek.” mottosuyla yola çıkalım.

Yüksek Doz Gelecek

Yüksek Doz Gelecek

Umut Altın – Köprüaltı ilk roman. Şimdi düşünün, öyle bir dünya ki, çok kalabalık, yani çok, bayağı bi’ çok. Artık insan isimleri PTT’den kapalı zarfla aldığınız e-devlet şifreniz kadar karmaşık, harf ve rakam kombinasyonlarından ibaret. Yani o derece kalabalık bir dünya. Kahramanımız Ex2rc8s9 (Evet tam adı bu, kısaltması Ex2) Kahramanımız varolan düzene isyan ediyor ve olaylar başlıyor. Lakin uyarayım, daha ilk öyküden bozguna uğramayın. Öykünün başında okuyacağınız köprüaltı değil, romana adını veren, hikayenin sonundaki köprüaltı daha bir ilgi çekici. Lucy filmini izlediniz mi, hani orada kız beyni patlarcasına çalışmaya başladığında kendini flash bellek yapıyor ya. Benzer sayılabilecek bir durum var burada ama filmdeki basit bir kurgu, daha bir gerçek olabilecek bir kurgu var burada. Özenle okuyunuz.

Funda Özlem Şeran – Phobos: Mars’ın en güzel uydusuna bir insansız uzay aracı iniyor. Ama insanla alakası yok ya o aracın, insan eli değmemiş. Uzak galaksilerden gelmiş bir canlı türü. Ortak akılla (kendi tabirleriyle “akış”) yaşayan türün bireylerinden biri Phobos’a iniyor ve nasıl oluyorsa akıştan kopuyor. Hikaye tam da burada başlıyor. Yalnız insan olmayan öyküde insanlaşma var. Sürpriz bozmak istemiyorum, efsanevi bir roman sizi bekliyor, hani dünya klasiklerine dokunarak. Hem de ne dokunma… Sayfaları açın ve güzelim uzaylı türünün insanın yobazlığına erişmesini izleyin. Sonra yazarına bu muhteşem hayal gücü için saygı duyun!

Marslı Baykuş Öneriyor: Yeryüzü Müzesi

Orkun Uçar – Demir Yıldız: Bakın bu romana hazır olmanız için size yine bir filmden örnek vereceğim. Elysium filmini hatırlayanlar bilir, Dünya’nın yapay uydusu cennet bir yaşam vaat ediyor. Fakirler Dünya’da ölüm kalım savaşı verirken zenginlerin keyfi keka, ömürlerinin sonu yok vesaire… Uyarayım, bu öyküde örnek verdiğim filmden çok daha fazlası var. Bir kere Luxor tek Dünya dışı seçenek değil. Sonra birden fazla güç odağı var. Yazar bilimkurgu kadar gizemi de iyi işliyor. Mesela sadece eşcinsellerin yaşadığı Luxor’da gezegen sakinlerinin nasıl ürediği merak uyandırmaz mı sizde? E hadi o zaman, bana daha fazla spoiler yazdırmadan yanaşın da okuyun şu romanı!

Gökcan Şahin – Karavanlar Çağı: Kendisi beş roman arasındaki favorimdir. Pek sır vermeden size şunu söyleyebilirim: İnsanlık uzay karavanlarında yaşamaya mahkum olmuş. Tahmin edeceğiniz üzere bir düzen yok. Değiş tokuş pazarları… Güçlünün güçsüzü ezdiği sistemde ailesini küçük yaşta kaybeden bir çocuk nasıl hayatta kalır? İlginizi çekmişimdir umarım… Gökcan Şahin’e şu satırlardan bir kez daha tebriklerimi iletmek isterim ki, okuyunca siz de takdir edeceksiniz.

Marslı Baykuş Öneriyor: Alper Kaya – Bütün Kuralları Yık!

Serdar Yıldız – Alt Ve Üst: Kitabın en çok tür çeşitliği ve en karışık kurgusuna sahip romanını yazmış Serdar. Kafanız doluyken okuduğunuzda bir nane anlamayacağınız bir öykü kendisi. Lakin temiz kafayla okunduğunda tadı damağınızda, dimağınızda kalacak bir öykü kendisi. Uzay madenciliği, zeplin şehirler, robot işçiler, astral seyahat, entrika (Basit diziler tadında değil tabi 🙂 ) ve hatta güç dengelerinin değişimi hikayeyi çarpıcı hale getiriyor. Yazar romanda bir satranç oyununu anlatıyor ya bize; piyonlar, filler, atlar, vezirler, hepsinin hamlesini ince ince işlemiş… Dediğim gibi, sabah kalkın ve rahat kafayla okuyun.

Ve şimdi serinin ikinci kitabı Yüksek Doz Çürüyüş’ü beklemeye başlayın. Ben de sizinle birlikte bekliyorum, bakın el sallıyorum ön sıralarda. Heeeey!

Yorumlar

9
Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment
9 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
9 Comment authors
dude9020mbncnOzlemBuğra TEMELShall We Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
seher35arslan
Üye
seher35arslan

Yine harika bir anlatım yine merak duygusu. Hemen edinmem lazım kitapları :))

tatlicadi
Editor

Güzel bir yazı olmuş elinize sağlık

basak1881
Üye
basak1881

böyle bir seri olacağını öğrenmek çok iyi oldu. teşekkürler yazı için

kayrahanim
Yönetici

Emeğinize sağlık. Ben bu Marslı Baykuş serisine bayılıyorum 🙂

Shall We
Yönetici

Çoooook güzel. harika bir yazı.

SİZİN İÇİN ÖNERİLİYOR

28 Nisan 2018, 23:01

Şahsiyet Dizisi Oyuncuları

Unuttuğunu unutmak.. Bir an gelse hafızamız silinmiş olsa ve biz bunu hatırlamasak. Kim olduğumuz, neler yaptığımız, ailemiz, sevdiklerimiz, bizi sevenleri hayatımızda bizi biz yapan herşey bi anda uçup gitse… Kısacası şahsiyetimiz artık olmasa ve herşeyimizi sıfırlasak… Şahsiyet dizisi tam da bu noktadan çıkmış!… Şahsiyet Dizisi Konusu Nedir? Nasıl olsa her...

Devamını Görüntüle