içinde

Marie Curie Öyküsüdür

marie curie öyküsüdür

Marie Curie, “aabicim kaç tane kadın bilim insanı var sanki yiiiaaa” sözlerini yerin dibine gömen en ünlü kadın bilim insanlarından bir tanesi. Hayatını anlatmamak olmaz diyerek artık uzatmaları oynayan bilgisayarımın başına çöktüm. E 7 sene oldu daha mı oynamasın uzatmaları… Neyse geçelim yazımıza.

Marie Curie

Sevgili takipçiler pek çok ünlü ismin hayat öyküsünü bu sitede kaleme aldım. Farkındaysanız çoğu ünlünün gerçek adı farklı oluyor. İşte Marie Curie de bunlardan bir tanesi. Asıl adı Maria Skolodowska olan ünlü bilim insanı, kadim tarih saatinin kadranları 7 Kasım 1867 tarihini gösterdiğinde Varşova’da dünyaya gelmiş. Babası bir fizik öğretmeni imiş. Annesi ise bir kız okulunun yönetim kademesinde olmasına rağmen yoksulluk da diz boyuymuş. Kader mi? İşte kader: Curie’nin annesi o doğduktan kısa bir süre sonra verem illeti yüzünden hayatını kaybetmiş.

Bilim Sevdası…

Fizik öğretmeni olan babasının yönlendirmeleri sayesinde bilime ilgisi artmış Curie’nin. Eğitimini, annesinin daha önce müdürlük yaptığı okulda sürdürse de daha fazla ileri gitmesine müsaade etmemiş dönemin sosyolojik şartları. Çünkü kız çocuklarının bu denli eğitim almasına hoş bakılmazmış. Eğitim almaya devam etmek için yurt dışına gitmesi şart olmuş. Ancak zorluk varsa zorluğu aşacak kolaylık da vardır. Erkek kardeşi Varşova’da tıp eğitimine başlamış. Ablası Bronya da Paris’e gidecekmiş ki bir anlaşma yapmışlar iki kız kardeş. Anlaşmaya göre önce abla Bronya Paris’te tıp eğitimini alacak, okul bitip çalışmaya başlayınca da kardeşi Marie’nin orada eğitimine yardım edecekmiş.

Hayat Yolculuğunda Paris Kavşağı

Genç Marie hemen bir iş bulmuş ve çalışmaya başlamış. Kazandığı paranın bir kısmını ablasına gönderiyor bir kısımı da ilerideki Paris günleri için biriktiriyormuş. Nihayetinde yeteri kadar para biriktirdikten sonra Paris yolunu tutmuş genç Marie. Ancak hayat o kadar çelme takmış ki hayat yolunda ilerlerken, ancak 24 yaşına geldiğinde başlamış fizik ve matematik eğitimine ve Sorbonne Üniversitesi’ne kaydolmuş. Yalnızca 1 buçuk yıl içinde fizik diploması, 1894 yılında da matematik diploması almış!  Ancak bununla bitmiyor tabii işler. Az çok bilirsiniz; 19. yüzyıl Avrupa’da savaşın, iç karışıklıkların ve huzursuzluğun kol gezdiği bir asırdı. Böylesi zor bir atmosferde nefes almaya çalışmış Marie.

Aşk Bilimi…

Fizik ve Kimya Okulu Laboratuvar Başkanı Pierre… Bilim insanı Pierre… Aşk insanı Pierre… Genç Marie ile Pierre Curie arasındaki uyum öylesine yüksekmiş ki, hemen evlenivermişler belediye binasında sade bir törenle. Marie, bu asfhada Fransız vatandaşı olmuş ve kocasının soyadını alarak Marie Curie oluvermiş. Ellerindeki parayla da iki tane bisiklet almışlar düğüne, balayına harcamak yerine. Ve tabii ki büyük bir tutkuyla bağlandıkları bilime adamışlar varlıklarını.

Radyoaktivite

1897 yılında Marie Curie, uranyum üzerinde yoğunlaşmışlar. Daha önce Henry Becquerel’in duyumuş olduğu uranyum tuzlarının yaydığı radyoaktivite üzerinde detaylı bir çalışmaya girişmişler. 1898 yılının Temmuz ayına gelindiğinde çalışmalarının meyvesini alan Curie, yeni bir element bulduğunu duyurdu. Bu yeni element uranyumun bozunması sonucu ortaya çıkan polonyumdu. Aynı yılın Eylğl ayında bu sefer başka bir radyoaktif element olan radyumu duyurdular. Ancak hayatta başka şeyler de vardı. Bu süreçte hayatlarına bir mucize doğmuş ve kızları Irene dünyaya gelmişti.

Paylaşılan Nobel ve İlklerin Kadını

Curie, 1904 yılında doktorasını tamamladı Curie. Bunun ne önemi mi var? Curie doktora yapan ilk kadın unvanını da almış oldu böylece. Yine aynı yıl ikinci çocukları olan Eva dünyaya geldi. Diğer taraftan yaptığı araştırmalar neticesinde bilim dünyasını en prestijli ödülü olan Nobel Fizik Ödülü’nü kocası ve Henry Becquerel ile paylaştı. Bunun büyük bir başarı olması şöyle dursun Marie Curie Nobel ödülü alan ilk kadın olmuştu. Bununla da kalmadı. 1911 yılına gelindiğinde radyum ve polonyum elementleri üzerindeki çalışmaları nedeniyle bu kez Nobel Kimya Ödülü’ne layık görüldü ve iki kez Nobel kazanan ilk kişi oldu. Günümüzde iki Nobel ödülüne kayık görülmüş başka bir kadın yoktur.

Rad-yas-yon

O kadar bağlandı ki Marie bilime, kendini adadı deyimini gerçekleştirmekten zerre miskal çekinmedi. Evet, çok büyük çalışmalara imza atmıştı. Ancak vücudu bu denli radyasyonu kaldıramadı. Kanser, onu içten içe yemeye başladı. Kurtulamayan Marie Curie, 1934 yılında hayata gözlerini yumdu. Derler ki, Marie Curie’nin defteri o kadar radyasyona maruz kalmış ki, günümüzde dahi ancak kurşun kaplamalı özel bölmelerde incelenebiliyormuş.

 

Hypatia: Bilimin Kızı

Yorumlar

Cevap bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

tarihe karışan teknolojiler

Tarihe Karışan Teknolojiler

Rüyada köpeğin saldırdığını görmek

Rüyada Köpeğin Saldırdığını Görmek Ne Anlama Gelir?