içinde

Lev Tolstoy Öyküsüdür

lev tolstoy

Lev Tolstoy adının geçtiği yerde bilidiğiniz gibi edebiyat dünyası kalkıp önünü ilikler ve bir dakikalık saygı duruşunda bulunur. Daha önce yazdığımız Victor Hugo’dan sonra klasiklerin en büyük temsilcilerinden olan Tolstoy’u anlatmamak olmazdı doğrusu. Daha fazla uzatmadan yazımıza geçelim dilerseniz.

Lev Tolstoy Kimdir

Tam adı Lev Nikolayeviç Tolstoy olan yazarımız hemen hepimizin malumu üzere Rus’tur. Tarih lokomotifi 9 Eylül 1828 durağında durduğunda Rusya’da Yasnaya Polyana’da ailesine ait büyükçe bir malikanede dünyaya gözlerini açmış. Annesi Rus prensi Nikolai Volkonski’nin kızı Maria Volkonski, babası Nikolai Ilyich Tolstoy adında bir Rus askeri imiş ki kont imiş kendisi.Tabi o dönem Rus Çarlığı dönemi… Buradan hareketle Lev Tolstoy’un oldukça kudretli bir ailenin üyesi olarak dünaya geldiğini söyleyebiliriz. Ancak zengin bir ailede doğmak, acıları engellemiyor elbette… Lev Tolstoy, daha 2 yaşındayken annesini, 9 yaşındayken de babasını kaybetmiş. Küçük yaşta hem öksüz hem yetim kalmış anlayacağınız. Hal böyle olunca eğitimini de halaları üstlenmiş tabi. Öte yandan araştırmalarımda ilginç bir bilgiye de denk geldim. Tolstoy’un soyunun Moğol olduğu tezi de epey kabul gören bir tez. Tabiidir ki ispata muhtaç bir tez…

Eğitim Hayatı

Lev Tolstoy, 1843 yılında doğu dilleri öğrenmesi için Kazan’a gönderilmiş. Kazan Üniversitesi’ne dah fazla tahammül edememiş ve geri dönmüş 2-3 sene sonra. Yakınlarına formal (okullarda verilen eğitim) eğitimin çok gereksiz olduğunu ve artık buna devam etmeyeceğini, bunun yerine ise kendi kendisini yetiştirmek istediğini belirtmiş. Bu arada Tolstoy’un sülalesi epey de entelektüel bir çevreye sahip kimseler. Bunu da atlamamak lazım. 1852 yılına gelindiğinde aileden kalma mirasın bekçisi olmak canını sıkmış olacak ki asker olmak istemiş. Ağabeyi Nikolai’ye -ki kendisi o dönemde bir Rus subayı- bu durumu anlatmış.

Savaşın Yonttuğu Edebi Kişilik

Orduya katıldıktan sonra dönemin şartları gereği savaş ortasına düşmüş ve hatta Kafkaslarda Türk ordusu ile çarpışmış. İşte bu çarpışmalar esnasında Baskın, Sivastopol ve Orman Kesimi adlı öyküleri kaleme almış henüz genç bir asteğmenken. Hatta Savaş ve Barış adlı dünya literatürüne damga vuran romanını savaş dönemindeki düşüncelerinden yola çıkarak kaleme almış daha sonraları. Yalnııııız… Aynı zamanda savaşın berbat yüzünü görmüş olan Tolstoy, savaş karşıtı fikirlerini de bu ortamda edinmiş. Derler ki ilk önemli eseri olan Kazaklar adlı romanını da yine cephede kaleme almış ancak 1863’e kadar yayımlamamış. Onun edebi kişiliğini arşa çıkartan en temel özelliği ise müthiş bir gözlem yeteneğine sahip olması.

Ordudan Ayrılış

Yukarıda belirttiğim gibi Tolstoy, savaşın kanlı yüzünü görmüş ve ordudan da askerlikten de savaştan da nefret eder olmuş. Bu nedenle ordudan ayrılmış ve savaş karşıtı bir tavııır takınarak Avrupa seyahatine çıkmış. 1857 yılında çıktığı bu seyahat sırasında Fransa, İtalya ve İsviçre’yi gezmekle beraber Roussou ve Voatire gibi isimlerin eserlerini orijinal dilinden okuyacak kadar iyi derecede de Fransızca öğrenmiş. İki sene bu coğrafyayı dolaşmış ancak öyle can sıkıntısından çıkılmış bir gezinti şeklinde değil bu. Zira o, bu toprakları anlamaya çalışmış. 1859 yılında Ruya’ya döndükten sonra öyle bir okul açmış ki anlatılanlara göre günümüzde dahi pek çok gelişmiş ülkelerde örneği yokmuş. Zira bu okulda ne ödül ne ceza ne devam zorunluluğu yokmuş. Sadece çocuk üzerine yoğunlaşmış bir eğitim mevcutmuş. İşte bu dönemde Aile mutluluğu adlı eserini kaleme almış Tolstoy.

Aforoz!

Yukarılarda bir yerlerde yazarın Savaş ve Barış adlı eserinden bahsetmiştim. Hah işte yıl 1863… Tolstoy Savaş ve Barış adlı eserini kaleme almaya başlamış. Bakın tam 6 senede bitirebilmiş bu kitabını. 1873 yılında ise Anna Karenina adlı kitabını yazmaya başlamış ve bu da tam 4 sene sürmüş. İşte  bu iki dev romanı sayesinde çağdaşları ve yine dünya edebiyatının en büyük yazarlarından olan Turgenyev ve Dostoyevski gibi isimlerden övgüler almış. Namı yürümüş anlayacağınız. İşte bu dönemde Çarlık ve kilise karşıtı eserler kaleme almaya başlamış. 1886 yılında İvan İlyiç’in ölümü, 1889 yılında Kroyçer Sonat, 1895 yılında Efendi ile Uşağı ve 1899’da da tabiri caizse Çarlık ve kilise cephesinde bardağı taşıran son damla olan eseri Diriliş’i yazınca aforoz edilmiş.

Bir Garip Mesele

Lev Tolstoy, 1862 yılında o zamanlar 16 yaşında olan Sophie Behr ile dünya evine girmiş. Tam 12 çocukları olmuş. Ancak bu çocuklardan ben tanesini yitirmişler. Dünya tarihine damga vurmuş olan bazı kişilerin hayatlarına baktığımızda pek çom garip alışkanlıllarının ve huylarının olduğunu öğreniyoruz. Mesela Tolstoy kadınlardan nefret eden bir kişilikmiş. Nedeni ise, kadınların erkeklerde şehvet hissi uyandırarak cesareti ve aklı öldürdüğüne inanmasıymış. Bir diğer garipliği ise müzik… Sevip sevmeme meselesi değil herkes müzik sevecek diye bir kaide yok elbette. Ancak Tolstoy piyano sesinden korkan bir kişilikmiş. Yine bir diğer ilginç bilgi, Tolstoy ile Gandhi’nin mektuplaşmış olmasıdır. İki büyük şahsiyet, mektuplaşma vasıtasıyla fikir alışverişinde bulunmuştur. Bu dönemde oldukça ihtiyar olan Lev Tolstoy, köylülerin fakir halinden dolayı büyük bir depresyona girmiş. Rus köylülerin yaşadığı kıtlığa sessiz kalmamış ve servetinin çok büyük bölümünü onlar için harcamış. Sayıları 80’i bulan aşevi kurmuş pek çok yerde. Ancak bu durum karısı Sophie ile arasının açılmasına neden olmuş. Bu nedenle Tolstoy, kızını ve doktorunu da alarak 1910 yılında evi terk etmiş. Ancak bir kaç gün sonra, 7 Kasım 1910 tarihinde 82 yaşındayken bir tren istasyonunda zatürre nedeniyle ölü olarak bulunmuş. Edebiyatın dev ismini bu vesileyle saygıyla yad edelim biz de…

 

Victor Hugo Öyküsüdür

Yorumlar

Cevap bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

victor hugo

Victor Hugo Öyküsüdür

uber'in türkiye yolculuğu

6 Maddede Uber’in Türkiye Yolculuğu