Gündem

Ksenophon: Tarihe Yön Veren Yazar

Ksenophon: Tarihe Yön Veren Yazar

Varlıklı bir aileden gelen Ksenophon, Atina ve Sparta arasındaki Peloponnesos (Mora Yarımadası) Savaşı’nın karışık ortamında yetişmiştir (431-404). Gençlik yıllarında Atinalı süvarilerin oluşturduğu seçkin birlikte görev almıştır. Varlıklı çağdaşları gibi Sokrates’in yanında eğitim görmüştür. Aşırı demokratik yönetime karşı eleştirel bir tutum takınan Ksenophon 411-404 yılları arasında iktidarı kısa süreli ele geçiren demokrasi karşıtlarına yakınlarına yakınlık göstermiştir ancak Atina’da 401 yılında demokratların yönetimi tekrar ele geçirmesi üzerine yurdunda kalmak istememiş ve yurt dışına çıkmayı yeğlemiştir. Sokrates’in 399 yılında ölüme mahkum edilmesiyle birlikte demokrasiye karşı olan nefreti daha da artmıştır. Zaten birkaç yıl sonra da sürgün edilmiştir.

Ksenophon: Yaşamı

Ksenophon’un yaşamının en önemli dönemi, Yunan paralı askerleriyle birlikte Pers kralı Kyros’un hizmetine girdikten sonraki dönemdir. Ksenophon’un bu paralı askerliği Kyros’un ölümüne değin sürmüştür. Kyros öldükten sonra da “On Binler” olarak bilinen kuvvetlerin komutanlığına seçilmiştir.

Anabasis adlı yapıtının temelini oluşturan bu serüven genç yaşta zengin olmasını sağlamıştır. Ancak Ksenophon budan sonra da paralı askerlikten vazgeçmeyerek Bulgaristan’da Trakyalı bir hükümdarın, ardından da Anadolu’da Spartalılar’ın hizmetine girmiştir. Bu dönemde Persler’e karşı yapılan bazı savaşlara da katılmıştır. Agesilaos’un Atina ve öteki bazı Yunan devletlerine bağlı kuvvetleri yendiği Koroneia çatışmasında yer almıştır.

Ksenophon Agesilaos’a yaptığı hizmetlerin karşılığında Sparta’da bir evle ve Olympia yakınlarında bir malikaneyle ödüllendirilmiştir. Burada mutlu bir evlilik yapmış ve iki oğlu olmuştur. Yeterli boş zamanından ve servetinden yararlanarak ava çıkma, eğlence partileri düzenleme ve Av Tanrıçası Artemis için küçük bir tapınak yaptırma gibi işlerle uğraşmıştır. Sparta’nın konumunun giderek zayıflaması üzerine Kronthos’a sığınan Ksenophon, Atina ve Sparta’nın ittifak kurmasından sonra, sürgün cezası kaldırılınca 365’te Atina’ya geri dönmüştür ve Atina’da eski yaşam biçimini kurmuştur. Bunun yanında demokratlara karşı olumsuz tavrını da sürdürmüştür. Tarihsel kaynaklarda çok yakışıklı olduğu belirtilen Ksenophon’un iki mermer büstü günümüze ulaşmıştır.  Ksenophon’un özgün yapıtı olan Anabasis, On Binlerin Dönüşü’nü takma adla yayımladığı sanılmaktadır.

 Ksenophon’un binicilik konusundaki deneyimlerinin ürünü olan Peri hippikes (Binicilik Üzerine) av ve savaşla ilgili olarak meslekten bir binicinin bilmesi gereken konuları içerir. Ayrıca bu eser, atlara karşı duyduğu sıcak sevgiyi de yansıtmaktadır. Bu alandaki başka bir yapıtı olan Hipparkhikos (Süvari Subayı) Atina süvari birliğindeki askerlik sistemini anlatan bölümleriyle önem taşımaktadır. Bazı araştırmacılarca başka bir yazara ait olduğu ileri sürülen kynegetikos (Avcılık üzerine) zengin teknik bilgiler içerir ve avcılığın hızlı düşünüp hızlı harekete geçme yeteneğini geliştirme ve savaşa hazırlanma açısından yararlı olduğunu göstermeye çalışır.

Ksenophon bir devlet adamının eğitimi ve ailenin önemi üzerindeki düşüncelerini Kyropaidia’da anlatmıştır. Tarihsel bir roman olan bu yapıtta, Pers kralı Kyros’un ideal bir eğitim sürecinden geçişi ele alınmıştır. Ksenophon’un düşünce alanında verdiği en özgün ve gösterişli yapıttır.

Ünlü Yunan tarihçisi Thukydides’e duyduğu hayranlık nedeniyle O’nun yarım kalmış çalışmalarını tamamlamaya çalışmıştır. Thukydides’e öykünerek yazdığı konuşmalar, siyasetin temel ilkelerini değerlendirmekten çok fıkra ve özdeyişler anlatmaya, hitabet gösterileri yapmaya yöneliktir.

Sonuç olarak Ksenophon bir düzyazıcı olarak Antik Çağ ile ilgili edebiyat eleştirmenlerince tarihçi Herodotos ve Thukydides’le bir tutulur. Latin edebiyatı üzerindeki etkisinin ise ikisinden daha çok olduğu kabul edilir. Yapıtları 16. yy. da pek çok Avrupa diline çevrilmiş ve yakın zamana değin korunmuştur. Yaşadığı olayları doğrudan bir üslupla aktarması ve önemli kişilerle döneminin ilgi çeken konuları üzerine kendi görüşlerine de yer vermesi ilk gazeteci olarak değerlendirilmesine neden olmuştur. Yapmacık ve abartılı ifadelerden kaçınan kendine özgü, zarif ve anlaşılır üslubu da kendi döneminde önemli bir yenilik sayılır.

https://www.shallwe.com.tr/buyuk-iskender/

 

İlgili Makaleler

6 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu