içinde

BayıldımBayıldım

Konfüçyüs Öyküsüdür

konfucyus

Konfüçyüs, güneşin doğduğu coğrafyada öğretileriyle oldukça sevilen ve örnek alınan bir şahsiyet olduğundan dolayı bu yazımızın konusunu teşkil edecek. O nedenle hazırlanın, sizlerle tiieeeee 2500 sene öncesine atlayıp zıplayacağız. Sıkı tutunun. Bakalım Konfüçyüs kimmiş, öğretileri neymiş, neden bukadar önemliymiş falan filan feşmekan…

Konfüçyüs Dönemi

Konfüçyüs, günümüzden yajlaşık 2500 sene önce Çin’de yaşamış bir düşünür ve eğitimci. M.Ö 551 yılında dünyaya geldiği düşünülmekte. Doğu Zhou hanedanı dönemleri olduğu düşünülmekte olup Lu Fu adlı şehirde yaşadığı zannedilmektedir. Tabii bu bilgiler ilerleyen dönemle değişebilir o yüzden sonradan bana suç falan atmayın. Öhm… Konfüçyüs adının Çin lisanındaki şekli Koung Tseu şeklinde imiş. Bir de oldukça soylu bir aileden gelmekteymiş kendisi. Babası Shu Luang Le hanedan mensubu birisi imiş. Gelgelelim Konfüçyüs küçük yaşta iken babası hayatını kaybetmiş.

Eğitim- Altı Hüner- Üç Yıl Yas

Yukarıda bahsini ettiğim gibi küçük yaşta babasını kaybedince okuma-yazma eğitimini annesinden almış Konfüçyüs. Evet soylu bir aileden geliyormuş ancak yine de yoksulluk çekmiş. 13 yaşına geldiğinde ise dedesinin yanına gönderilmiş. Altı sene boyunca dedesinin yanında kalarak Altı Hüner adı verilen eğitimden geçmiş ve araba kullanma, töre, yazı ve hesap alanlarını öğrenmiş. Ayrıca sürekli tarih araştırmaları yapmış. Altı yılın sonunda dedesini ve M.Ö 529 yılında da annesi vefat etmiş. O dönemde Konfüçyüs’ün yaşadığı beyliğin geleneklerine göre annesinin yasını tam 3 yıl tutmuş.

Gençlik-Yetişkinlik

19 yaşında iken tanıştığı Ji Guan Shi ile evlenen Konfüçyüs’ün bu evlilikten bir yıl sonra da oğlu dünaya gelmiş. Daha sonra ise ikiz kız çocukları doğmuşsa da bir tanesi çok küçük yaşta iken geçirdiği hastalık yüzünden yaşamını yitirmiş. Ancak bu dönemde M.Ö 522 yılında bir okul açmış. M.Ö 518 yılında ise şu anda Henan eyaletinin bir şehri olan Luo Yang şehrine gitmiş ve burada Taoculuğun kurucusu sayılan Laozi ile görüşmüş. Bir yandan da müzik ve tarih üzerine çalışmalara devam etmiş ki burada geçirdiği süre düşünce dünyasının şekillenmesini sağlamış diyebiliriz. Daha sonra ise doğduğu topraklar olan Lu Beyliği’ne geri dönmüş. Bir yandan araştırma yapöaya devam etmiş bir yandan ise öğrenci yetiştirmiş. Fakat bu dönemde başlayan bir iç savaş nedeniyle öğrencileriyle birlikte komşu oldukları Qi şehrine sığınmışlar. Konfüçyüs, düzenin sağlanması için siyasal reformalr yapılması gerektiğini savunduğu için halk üzerinde tesirli olmuş. Ancak siyasilerle arası iyi olmamıştır. Bu nedenle Qi şehrinde de fazla kalmalayarak Lu’ya geri dönmüş ve yaklaşık 15 yıl boyunca öğrenci yetiştirmeye devam etmiş.

Yüksek Mertebeler

M.Ö 500 yılında Lu beyi tarafından kuzeyde yer alan bir yerleşim bölgesine görevlendirme ile gönderilmiş Konfüçyüs. Bu görev esnasında gösterdiği başarılar nedeniyle beyliğin vezir vekilliğine kadar yükselmiş. İşte bu görev de fikirlerini pratiğe dökmek için önemli bir fırsat olmuş. Nitekim kendisi, bu pratiği rahat yapabilmek için yönetimsel anlamda bazı değişiklikler yapmış. Ancak onun böyle yüksek bir görevde olmasını diğer beylikler istememiş ve Lu beyine hediyeler göndererek adeta entrika çevirmişler. Nitekim, Lu beyi zevk ve sefa hayatı sürmeye başlayınca M.Ö 497 yılında görevinden ayrılmış Konfüçyüs. Sadece görevinden de değil, Lu’dan da ayrılma kararı almış ve tam 13 sene geri dönmemiş doğduğu topraklara. Bu süre zarfında ülkenin pek çok yerini dolaşıp fikirlerini halka anlatmış.

Peki Nedir Konfüçyüs Fikirleri

Konfüçyüs, müthiş bir muhafazakardır. Atalarından gelen geleneklerin yaşatılması konusunda oldukça sistematik araştırmalar yapmıştır. Yaptığı araştırmaları derlemiş, yorumlamış ve gittiği her yerde öğrencilerine aktarmıştır. Pek çok din tarihçisi tarafından Konfüçyüalizm adında toplanmış olan öğretilerinin din olduğu düşünülse de bu ispata oldukça muhtaçtır. Çünkü aslında onun yatpığı yeni bir din kurmak değil, eski gelenekleri ve uygulamaları yeniden yorumlayıp yaşamasını sağlamaktır. Onun düşüncesinin iki temeli “ideal insan” ve “ideal toplum düzeni” olmuştur. Öğretilerine baktığımızda onun tek derdinin insan ve insan toplulukları olduğunu, tanrısal konulara değinmediğini, erdem ve adalet üzerinde durduğunu görmekteyiz. Ona göre bireyi birey yapan şey insanın ailesi ve diğer insanlarla kurduğu karmaşık ilişkilerdi. Onun düşünceleri, kendisinden sonra öğrencileri tarafından öylesine etkili kullanıldı ki, yirmi beş asır boyunca konuşulmasını sağladı diyebiliriz. Nitekim Konfüçyüs, sınıf ve cinsiyet farkı ayırmaksızın herkesin eğitim alması gerektiğini savunmuştur. Diğer yandan insan; denge ve ahenk içerisinde yaşamalıydı. Kendisi dengeyi “zevk ve kendinden geçme gibi duygulara kapılmamak” ve ahengi ise “duyguların tam zamanında ve lazım olduğu zamanlarda ortaya çıkması” olarak tanımlamıştır. Doğunun bu büyük filozofu M.Ö 479 yılında doğduğu şehir olan Lu’da hayata gözlerini yummuştur.

 

Lev Tolstoy Öyküsüdür

Yorumlar

Cevap bırakın
  1. ”Ona göre bireyi birey yapan şey insanın ailesi ve diğer insanlarla kurduğu karmaşık ilişkilerdi.” ne kadar da doğru bir düşünce 🙂

    • Katolik kiliselerde bu adamın adını ırkçı olarak anıyorlar. Oysa doğru tanım gelenekçi imiş bak bu daha çok yattı kafama

  2. Ahengi “duyguların tam zamanında ve lazım olduğu zamanlarda ortaya çıkması” olarak tanımlamıştır.
    Hayatına ahengi getirebilen dostlardan taktik almaya hazırım şahsen. .

Bir ping

  1. Pingback:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

kredi kartı kullananlar

Kredi Kartı Kullananlar Dikkat! Bu Haber Hepimizi İlgilendiriyor!

kaplumbağa tekniği

Seni Küçük Kaplumbağa – Kaplumbağa Tekniği