içinde

BayıldımBayıldım

Kızılderili Mitolojisi-1

kizilderili mitolojisi 2

Kızılderili Mitolojisi esintilerini kimi zaman bir çizgifilmde kimi zamansa western filmler başta olmak üzere pek çok sinema eserinden anımsarız. Peki gerçekte Kızılderili mitolojisi nedir? Hangi unsurları ve inanışları barındırıyor? Gibi sorulara cevap bulmaya çalıştım. Kim? Ben. Buldum mu? Evet. Size sunacak mıyım? Hayır. Şaka şaka evet sunacağım. Daha fazla dayak gerektiren hareket yapmadan yazımıza geçelim o zaman. Bu arada, kaynak olarak Alice Marriot’un Kızılderili Mitolojisi eserinden faydalandım şimdiden söyleyeyim. Teşekkürler amin.

Kızılderili Mitolojisi 1 Yaratılış Öyküsü

Kızılderili mitolojisinde yaratılış gibi temel unsurlar kabileden kabileye göre farklılık gösteriyor. Zannımca, kanımca, bence ve benim fikrimce bunun en temel nedeni kabilelerin yaşadığı coğrafyaların birbirinden büyük farklılıklar göstermesidir. Devam edelim. Çeyeni kabilesi inanışına göre başlangıçta yalnızca Büyük Ruh Maheo vardı. Onun dışında hiçbir şey yoktu. Sadece sonsuz bir boşluk vardı. Evren, Maheo’nun varlığında gizliydi. Maheo, kendi varlığında gizli olanları açığa çıkarmanın gerekli olduğunu düşündü. Aksi halde mutlak kudret sahibi olmanın bir anlamı yoktu. Böylece Maheo boşlukta büyük, derin ve tuzlu bir göl yarattı. Bu göl, yaşamın varlığını barındıracakmış. Yani yaşam, ondan başlayacakmış. Maheo’nun arzusu böyleymiş. Böylece suda yaşayan varlıkları yaratmış. Suda yaşayan balıkların yanı sıra çamurda yaşayan salyangoz, midye gibi canlılar da var oluvermiş. Su üzerinde yaşayan şeyleri de arzulamış Maheo. Böylece kazlar, ördekler ve türlü su kuşları var olmuş. Ancak her yer kapkaranlık olduğundan Maheo onların sadece sesini duyabiliyormuş. Nihayet onları görmeyi arzulamış ve bir ışık ortaya çıkıp altın renginde parlayarak göğü kaplamış. Böylece Maheo artık suyu ve onda yarattığı şeyleri görebiliyormuş.

Gavia

Derken, beyaz bir kaz konuşuvermiş. “Ben seni göremiyorum. Ancak var olduğunu biliyorum. Nerede olduğunu bilmiyorum demek ki her yerde olmalısın. Yarattığın su iyi olmasına iyi ancak biz sürekli yüzemiyoruz bazen sudan çıkmak istiyoruz, yoruluyoruz ” demiş Maheo’ya. Maheo ise “Öyleyse uç” demiş beyaz kaza. Sonra tüm su kuşları uçuvermeye başlamış. Maheo gökte süzülen kuşlara bakıp kanatlarının ne kadar güzel olduğunu düşünürken Gavia adlı kuş onun yakınlarına gelmiş ve “Maheo! Bize yüzmek için su ve uçmak için de kanat verdin. Başka bir şey istemek nankörlük olsa da yorulduğumuzda dinlenebileceğimiz katı bir yer lazım ki yürüyebilelim, yuvalarımızı yapabilelim lütfen Maheo!” demiş. “Pekâla” demiş Maheo “ancak bunun için hepinizin yardımı gerek.” Gavia “Sana nasıl yardım edebiliriz” diye cevaplamış. İçlerinden birisinin toprağı bulana dek suya girmesini söylemiş Maheo. Beyaz bir kaz kabul etmiş bunu ve suya dalmış. Ancak dört kez denese de başarılı olamamış. Sonra Gavia denemiş sonra da bir ördek…

Su Tavuğu!

Sonra bir su tavuğu gelmiş ve görevi kabul etmiş. Suya girmiş. Çok çok çok çok uzun zaman sonra su üstüne çıkabilmiş. Maheo “getirdiğini ver bana” demiş. Gagasını açmış su tavuğu ve bir parça çamur düşmüş. Bu nedenledir ki su tavuklarının eti yenmezmiş çünkü tadı çamur gibiymiş. Maheo, çamur parçasını ellerinde yuvarlamış. Çok büyümüş çamur. Onu koymak için bir yerler aramış fakat etrafta hava ve sudan başka bir şey yokmuş. Kaplumbağaya seslenmiş Maheo “kaplumbağa büyükanne! Bana yardım edebilecek misin?” Kaplumbağa Büyükanne kabul etmiş. Böylece toprağı kaplumbağanın sırtına yüklemiş Maheo. Elleriyle bastırdıkça toprak büyümüş ve Kaplumbağa Büyükanne artık görünmez olmuş. “Öyle olsun” demiş Maheo “Yeryüzü artık bizim Büyükannemiz olarak bilinsin ve kaplumbağa yeryüzünde, su altında veya yer altında yabancılık çekmeden istediği yere yürüyerek veya yüzerek gidebilen tek canlı olsun.” Böylece su ve toprak yaratılmış. Ancak toprak çorakmış. “Toprak bir anne gibi olmalı. Verimli ve bereketli…” diye arzu etmiş Maheo. Böylece çimenler, ağaçlar ve çayırlar çıkmış topraktan Büyükannenin saçları olarak. Çiçekler Büyükanne’nin süsü, meyveler ve yemişler de Maheo’ya hediyesi olmuş.

Kadın ve Erkeğin Yaratılışı

Kuşlar yorulduğu zaman Büyükanne’nin ellerine konmuş, eteklerine yanaşmış. Maheo Büyükanne’nin güzelliğine hayran kalmış ve şimdiye dek yarattıklarının en güzeli olduğunu düşünmüş. Bu nedenle yalnız kalmamasını istemiş. Yalnızlığını gidermek içinse kendinden bir şey vermek istemiş. Elini sağ tarafına uzatmış Maheo ve bir kaburga kemiği çıkarıp toprağa koymuş. Kemik, bir erkek şeklini alana dek büyümüş ve şekillenmiş. Sonra “Bir zamanlar benim de yalnız olduğum gibi yalnızlık çekmesin, yalnızlık çok kötü” diyerek bu sefer sol yanına uzanmış ve bir kaburga kemiği daha çıkarmış. Bu sefer de bir kadın oluvermiş kemik. İlkbaharda ise bu ilk kadın ile erkeğin ilk çocukları olmuş. Böylece insan ırkı hızla çoğalmış. Zaman içinde ihtiyaçlarını karşılayabilsinler diye diğer hayvanları yaratmış Maheo. Özellikle de diğer hayvanların yerini tutabileceğini düşündüğü yaban sığırını yaratmış.

1. Bölümün Sonu

Kızılderili Mitolojisi, anlaşıldığı gibi tabiat unsurlarını merkezde bulunduruyor. Öte yandan oldukça tatlış bir mitolojik öykü ihtiva ediyor. Yazımızın ikinci bölümünde bunlara daha detaylı değineceğim. Şimdilik hoşça kalın…

 

Terracotta Askerlerinin Öyküsü

Yorumlar

Cevap bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

micheal-jackson-hakkinda-bilinmeyenler

Micheal Jackson Hakkında Hiç Bilinmeyenler

kizilderili mitolojisi 2

Kızılderili Mitolojisi 2