içinde

BayıldımBayıldım

Kemal Sunal Öyküsü

kemal sunal

Kemal Sunal ismi her nerede geçerse geçsin yüzümüzde önce bir gülümseme belirir sonraysa acı bir tebessüm gösterir kendisini. Aramızdan ayrılalı uzun yıllar olduğunu hatırlar hüzne boğuluruz ufaktan istemsizce. Evet, bu seferki yazım Türk sinema tarihinin mihenk taşlarından Kemal Sunal’ın hayat öyküsü üzerine olacak. Sözü fazla uzatmayalım…

Kemal Sunal Kimdir?

Kemal Sunal, 1944 senesinin 10 Kasım gününde Malatya’da dünyaya gözlerini açtı. Ancak o, “ben Ata’mın öldüğü tarihte doğum günü kutlayamam” diyerek 11 Kasım olarak söyledi doğum gününü. Kemal Sunal, üç çocuklu ailenin en büyük ferdiydi. Babası işçi annesiyse ev hanımıydı. Fiziksel yönden babasına çok benziyordu Kemal.

Okul Dönemi ve İlk Sahneler

Büyük usta ilkokul çağına geldiğinde annesi onda farklı bir durum sezdi. Kemal, zıt duyguları aynı anda yaşayıp yansıtabiliyordu. Her ne kadar içine kapanık bir yapısı olsa da… Ortaokul döneminde efendiliğinin yanısıra utangaçlığı ve çekingenliği de ağır basmıştı. Ancak liseye geçtiğinde çekingenliği de yavaş yavaş sönmeye başladı. Arkadaş grubuyla haylazlıklar yapsa da sınıf başkanı olması nedeniyle haylazlığının dozunu fazla kaçırmamaya da dikkat etti. Öğretmenlerine karşı hep saygılıydı. Ancak muzipliğe de ilgisi vardı. Öte yandan tiyatro merakı da baş göstermişti. Böylelikle okulda müsamerelerin organizasyonuyla ilgilenmeye başladı. Hayatının dönüm noktalarından birisine yaklaşıyordu.

Öğretmen Dokunuşu

Genç Kemal’in tiyatro tutkusu ve bu alanda yetenekli oluşu Felsefe öğretmeni olan Belkıs Bakır’ın ilgisini çekti. Onun daha profesyonel olarak bu yolda ilerleyebileceğini, kendisinin de ona yardım edebileceğini söyledi. Ancak baba Mustafa Sunal ilk başlarda tiyatro fikrine sıcak bakmadı. Neticede Belkıs öğretmen onu ikna etmesini bildi. Kemal ve öğretmeni Belkıs Hanım, Kenter Tiyatrosu’nun yolunu tuttular. Kemal Sunal burada sanat dünyamızın duayenlerinden Müşfik Kenter ile tanıştı ve hep hayalini kurduğu sahneye adımını atarak Deli İbrahim oyununda celladın yardımcısı olarak ilk rolünü kapmış oldu. Burada çok ilginç bir şey oldu. Kemal Sunal’ın hiç repliği yoktu ama seyirci yine de ona gülüyordu. Sırf duruşu bile yetiyordu. Bu sırada Pendik Tiyatrosu’nun kurulduğu haberini aldı ve oraya geçti. Burada Bülent Kayabaş ile tanıştı. Bu, uzun yıllar sürecek muhteşem bir dostluğun ilk adımıydı. İkisi de yoksuldu… Pendik Tiyatrosu günleri de uzun sürmedi ve ilgi olmayınca burası da kapatıldı. Tam burada halk arasında “bir kapı kapanır biri açılır” denilen olay oldu.

Beyaz Perde Seyahati

Devekuşu Kabaresi’ne giden Sunal burada rol almaya başladı ve bu hayatının dönüm noktası oldu. Çünkü onu izlemeye gelenlerin arasında Münir Özkul ve Ertem Eğilmez de vardı… Dün Bugün adlı oyundaki performansından oldukça etkilenen Münir Özkul, yanındaki Ertem Eğilmez’in kulağına eğilip “Ertem bu çocukta iş var” diye fısıldadı. İşte bu uyarı, Sunal’ın ilk filmi olan Tatlı Dillim filminde rol kapmasını sağladı. Yönetmen koltuğunda Ertem Eğilmez vardı ve tarih 1973’tü. Bu filmde hızla kariyer basamaklarını tırmandı ve artık ülkede “saf, temiz yüzlü” tiplemelerin aranan tek oyuncusu oldu. Zira onun doğallığı, mimikleri ve gerçekten tertemiz saf duruşu bu roller için paha biçilmez bir cevherdi. Sakar Şakir, Şabanoğlu Şaban, Süt Kardeşler, Tosun Paşa, Hababam Sınıfı, Mavi Boncuk… Hepsinin içindeyse asıl patlamayı Hababam Sınıfı’ndaki İnek Şaban rolüyle gerçekleştirdi. Öylesine ustalıkla birleştiriyordu ki doğallıkla rolünü, ona verilen bir rolü başkası oynasa onun aldığı beğeninin yarısını alamazdı. Çünkü bazı replikler artık onunla özdeşleşmiş, bazı sakar hareketler ve o saf duruşu adeta kendi benliğinde perçinlemişti. Bu arada 1981 yılında vatani görevini Ankara’da yerine getirdi. Onun hayat verdiği roller, büyükten küçüğe herkesin ilgisini çekmişti.

Üniversiteye Dönüş

Sunal, iyi yürekli, saf ancak şanslı rollerde oynadı büyük çoğunlukla. 1974 yılında büyük aşkı Gül ile evlendi. Ezo ve Ali adında çocukları dünyaya geldi. 1977 yılında Antalya Film Festivali ile en prestijli ödüllerden olan Altın Portakal En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nün sahibi oldu. 12 darbesi öncesinde yarım bıraktığı üniversiteyi bitirme kararı aldı ve 1995 yılında Marmara Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünü tamamlayarak yüksek lisans yapmaya başladı.

3 Temmuz…

Tarih kadrajı 3 Temmuz 2000’i gösterdi. Sunal, bir ropörtajında uçaktan korktuğunu hatta kendi kullanmadığı her araçtan çekindiğini dile getirmişti. Ancak Balalayka filminin çekimleri için uçağa binmesi gerekiyordu. İlk kez bindi uçağa. Yanında, kendisi gibi oyuncu olan oğlu Ali Sunal da vardı. En çok korktuğu araçta olmanın heyecanını kalbi kaldırmadı büyük ustanın ve fenalaştı. Türk sinemasının gülen yüzü 56 yaşında hayata gözlerini yumdu. Sahne hayatı boyunca 82 filmde rol aldı. Doğum günün de bizler de onu rahmet ve minnetle yad ediyoruz. İyi ki doğdun Kemal Sunal…

 

Kızılderili Mitolojisi 2

Yorumlar

Cevap bırakın

ing

  1. Pingback:

  2. Pingback:

  3. Pingback:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

Atatürk-1

Atatürk: Son Kasım

Call of Duty MW'de Güncelleme

Call of Duty MW’de Güncelleme