Tarih

Kanlı Kontes Öyküsüdür

Kanlı Kontes, anlatacaklarımı okuduğunuz zaman bu ismi sonuna kadar hak ettiğini düşüneceğiniz en psikopat kişilerden birisi. Burada okuyacaklarınız için sizleri baştan uyarmalıyım. Mide bulandırıcı türden şeyler ve eminim ki aklınızdan kolay kolay çıkartamayacaksınız. Daha önce yazmış olduğum ve yine bir psikopatı anlattığım yazıya bakmak isterseniz Caligula: Çılgın İmparator bağlantısına tıklayabilirsiniz.

Kanlı Kontes: Bir Aristokrat

Pek çok insanın zihninde seri katil tiplemesi aynıdır: Problemli bir aile kökeni, yoksulluğun yaşattığı travma vs… Ancak tarihteki en ünlü seri katillerin pek çoğu aslında oldukça varlıklı hatta aristokrat bir kökenden geliyor. İşte yazımızın konusu olan kadın da bunlardan birisi. Kanlı Kontes yani gerçek adıyla Elizabeth Bathory, tarih kadranları 7 Ağustos 1560’ı gösterdiğinde Macar Krallığı’nda büyük ve soylu bir ailenin ferdi olarak dünyaya geldi. Soylu bir ailenin mensubu olarak eğitimi üst düzey olmuş, Latince, Almanca ve Yunancayı kusursuz denebilecek şekilde öğrenmiştir. Ancak onun bazı genetik sorunları da mevcuttu…

Kanlı Kontes Olma Yolunda

Evet bazı genetik problemler… Zira kuzeni Transilvanya prensi Stephan da acımasızlığıyla ün salmış birisiydi. O da sık sık öfke nöbetleri geçiriyor, epilepsi krizine giriyordu. Elizabeth de aynı sorunları yaşıyordu. Çocukken her ne kadar bir eli yağda bir eli balda da olsa sık sık öfke nöbetleri ve epilepsi krizleriyle boğuşuyordu. Yine bazı akrabaları hakkında ortalıkta dolanan söylentiler de komple sülalede bir sıkıntı olduğuna işaret ediyordu. Amcasının şeytana tapan bir simyacı, bakıcısının çocukları kurban eden bir cadı, teyzesinin ise lezbiyen ve kara büyüyle uğraşan biri olduğu söyleniyordu. Elizabeth de böyle olma yolundaydı…

Sorunlu Bir Evlilik

Henüz 14 yaşındaydı Elizabeth ve o sıralar 25 yaşında olan Kont Ferencz  Nasdady ile evlendirildi. Kocasının kendisine hediye ettiği Csejte Şatosu’na yerleşti. Şimdi sizi dönemin tarihi atmosferine kısa bir yürüyüşe çıkartmak istiyorum. Takdir edersiniz ki 1570’li yıllara geldik. Malumunuz bu dönemde Macar coğrafyasında savaş hakimdi. Bir yandan Osmanlı Devleti diğer taraftan Avusturya, bu topraklarda sürekli muharebeler yapıyordu. Hal böyleyken bir soylu olan Kont Ferencz de savaşlara iştirak ediyordu. Elizabeth ise koca şatoda yalnız başınaydı üstelik şato etrafındaki 17 köyün sorunlarıyla da uğraşmak zorundaydı.

Ayna Ayna Söyle Bana…

Hatırladınız değil mi? Elizabeth yönetim konusunda oldukça başarılı işler çıkarıyordu. Ancak yalnızlık başa belaydı. Bu koyu yalnızlık ona değişik şeyler yaptırıyordu. Saatlerce bir ayna karşısında kendisiyle konuşuyor, ne kadar güzel olduğunu sayıklıyordu. Günde en az beş kere kıyafet değiştiriyordu. Ama yetmiyordu. Bu sefer de tuhaf partiler düzenlemeye başlamıştı. Sado-mazoşizmin doruklarda olduğu lezbiyen partilerde genç köylü kızlara ve hizmetçi kızlara işkence etmekten büyük zevk alıyordu. Bir sefer hizmetçisi onun saçını tararken yanlışlıkla canını yaktı. Elizabeth de kadına öylesine sert bir tokat vurdu ki, kadının burnundan kanlar süzülmeye başladı. İşte o an, Kanlı Kontes doğdu. Kan arzusu kendisini göstermişti…

Kan Banyosunda Bir Kontes

Elizabeth, 20’li yaşlarda iyiden iyiye psikopatlığın uçlarındaydı. Yaşlanmaya başladığını düşünüyordu. Köylü kızları şatosuna hapsetmeye başladı. Hapsettiği genç kızları ise öldürüp kanlarıyla yıkanıyor, şarap içer gibi kan dolu kadehi tepesine dikiyor ve böylece genç ve güzel kalacağına inanıyordu. Onlarca masum kızcağız onun işkenceleri altında can veriyordu. Kocası öldükten sonra ise vahşeti iyice ileri taşıdı. Artık köylü kızlar ona yetmiyordu. Soylu kızlara göz dikmişti. Söz gelimi terbiye kurallarını öğretmek için soylu ailelerin kızlarını şatosuna davet ediyor, ancak o kızlardan bir daha haber alınamıyordu…

Neticede…

Onlarca cinayet işlemiş olan Kanlı Kontes, söylentilerin kralın kulağına gitmesiyle birlikte sona gelmiş oldu. Kral, kontesin kuzeni olan Kont Thurzo’ya askerlerle şatoyu basmasını emretti. Thurzo emrindeki askerlerle kaleyi bastığında onlarca kadının cesediyle karşılaştı. Elizabeth ve yardımcıları kıskıvrak yakalandılar. Yardımcıları da korkunç işkenceler sonucunda idam edildi. Ancak kendisi, soylu olması nedeniyle şatosunda müebbet hapisle cezalandırıldı. Bir odaya hapsedildi ve söylenenlere göre odanın kapısına da duvar örüldü. 1614 yılında Kanlı Kontes hapsedildiği odada ölü bulundu. Ancak tam ölüm tarihi bilinmemekte.

Küçük Bir Son Not…

Efendim Kanlı Kontes’in akla hayale sığmayacak işkenceler yaptığı doğruysa da kan banyosunun doğru olmadığı hususunda da görüşler mevcuttur. Yine de kendisi sayıları 600’leri bulduğu söylenen cinayetten sorumlu olduğu da bir gerçektir. Başka yazılarda görüşmek dileğiyle, hoşça kalın.

Malahay

KTÜ mezunu bir tarihçi, sosyal bilimlerin en fantastik savunucusu, Shallwe içerik üreticisi...

İlgili Makaleler

5 Yorum

  1. Seri katil gibi cinayetleri ve sayıları belirsiz.
    Güzel bir yazı olmuş emek için teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu