içinde

BayıldımBayıldım

Kalp İçre Umman

kalp içre umman

Kalp İçre Umman dendiğinde aklınıza ne geliyor? ”Yeryüzünün üçte ikisini kaplayan okyanuslar, insan bedeninde kalbe karşılık gelir.” 

Ya taşsa, bütün kontrolü eline alsa .. 

Kalpte bedenin normal işleyişini devam ettirebilmesi için %70′ lik bir görevi üstlenmiyor mu?Heyecanlıysan, korkuyorsan, hüzünlüysen atış hızını değiştirip bütün dengeyi alt üst etmiyor mu?

Kalp İçre Umman ‘’Akvaryumda mı yoksa okyanusta mı yaşamak istersiniz?’’ diye bir soru yönelttiğinizde istisnasız herkesin okyanus diyeceğinden eminsinizdir.

Çünkü akvaryumun sınırları bellidir, daha ilerisi yoktur… Oysa okyanus öyle mi? Geri dönmen gerektiği konusunda bir engelle karşılaşmadan, git gidebildiğin kadar..

İnanabilmek İçin Görmek Mi Gerekti..

Bizler sınırları sevmiyoruz; engellenmeyi, yapmayı istemediğimiz şeyler için ikna edilmeyi, uyarılmayı, ısrarı..  Dahası tahammül edemiyoruz başkaları tarafından yönlendirilmeye. Bir yol ya da çare düşünmek mevzu bahis olduğunda, mevcut çarenin tükendiğinden önce kendimiz emin olmak istiyoruz. Tıpkı ‘’ilerisi çıkmaz yol ‘’ diye görüp, teşhis eden gözleri inkar edercesine bir de kendimizin gidip, görüp, onaylaması gibi..

Üstelik bunu bir an olsun hoyrat bakışlarıyla dahi bizi incitmeyen, kırmayan, sakınan insanlara da yapıyoruz. Sevildiğimizi bilerek ve daha fazlasını istercesine hem de.. ‘’Emin olmak’’ diye açıklayabilir belki bunu zihin ama zaten emin değil miydik?

Emin değilsek o kalbin içinde neden vardık?

Sessizce yolculuk etmek; usulca süzülüp izlemek isterdik belki de kendimizi sevildiğimiz kalpte.. Gözlerimizle tanıklık etmeden inanmıyorduk ne de olsa..

O zaman görebilirdik işte; esir mi düşürülmüşüz yoksa özgürce yüzüyor muyuz?

Kalp İçre Umman da Kaybolmak..

Ve insan;

her ne yöne giderse gitsin, kaç menzilde, kaç kalpte yer ederse etsin, ‘’ bir gün; elbet –  bir gün’’ – fark edecek aslolanın kendini sevmekten geçtiğini.. Eğreti gülümsemelerle buz kesmiş suratlarda yer etmek yerine  kahkahalarla bezenmiş bir gönüle varmak için önce kendi okyanusunda boğulmak gerektiğini.. Böylelikle feryat figan gidenin ardından dövünmeye de gerek olmadığını.. O zaman değil iğne çuvaldız batırsalar acımayacak, belki kan dahi akmayacak…

Kaskatı kesilmeyecek elbette insan içine dönerken. Oraya buraya fırlatılmış kırlentler gibi ortalığı da dağıtmayacak üstelik. Sadece; sevilebilmek adına farklı kimlikleri kullanarak, olduğu halden başka hale bürünmemeyi öğrenecek.. Bunun içinse önce, en çok ona yara veren şeyden kurtulmayı başaracak.. Yalandan, riyadan, hakaret ve küfürden..

Ve işte o zaman saat  / çift sıfırı gösterecek

Sonda mıyım, başta mıyım insan kendi karar verecek

Ateşi çevreleyen halka olmak mı?

Halka içindeki ateşte yanmak mı?

Arya KARAKAYA

Akide Şekeri’nin Hikayesi

Yorumlar

Cevap bırakın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Yükleniyor…

    0

    Yorumlar

    0 yorum

    koronavirüs hangi organlara zarar veriyor

    Koronavirüs Hangi Organlara Zarar Veriyor. İşte Cevabı.

    Corona virüs ilacı bulundu mu

    Corona İlacı Bulundu mu? Prof. Dr.Ercüment Ovalı Açıkladı.