içinde

BayıldımBayıldım

Kabotaj Bayramı: Türk Denizciliğinin Zaferi

kabotaj bayramı: Türk denizciliğinin zaferi

Kabotaj Bayramı her yıl 1 Temmuz itibariyle sessiz sedasız idrak ettiğimiz ama aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli günlerindendir. Bu nedenle bugünkü yazımızın konusu Kabotaj Bayramı olacak. İnanıyorum ki okuduktan sonra bugünün neden bu denli önemli olduğunu daha iyi idrak edeceğiz. Uzatmadan geçeyim yazımıza.

Kabotaj Bayramı Nedir?

Öncelikle kabotaj kavramı üzerinde duralım. Kabotaj; bir devletin kıyılarındaki deniz taşımacılığının yalnızca kendi bayrappını taşıyan gemiler vasıtasıyla yapabilme hakkıdır. “Eeee noooolmuş” diyebilirsiniz. Bu nedenle de önceki dönemlere göz atalım. Efendim Türkiye Cumhuriyeti öncesinde ülke içerisindeki ticaretin büyük bölümü gayrimüslim tebaanın elindeydi. Buna deniz-nehir-göl ticaretleri de dahil. Öte yandan liman işletmelerimiz başta olmak üzere römorkör, ikmal, onarım gibi alanlarda da etkin değildik. Bu alanlarda yeterince yetişmiş uzmanımız da yoktu.

Tarihte Türk Denizciliği

…Her ne kadar eskilere dayansa da modern döneme ayak uyduramamanın bedeli de ağır ödendi diyebiliriz. Zira pek çoğunuzun KPSS gibi sınavlara çalıştığı için bildiği gibi (ben de çalışıyorum Allah yardım etsin) 11. yüzyılda Batı Anadolu kıyılarında Çaka Beyliği ilk Türk denizciliğini oluşturmuştu. Daha sonra adaları ve uzak kıyıları fethetmek için de ayrıca donanma ihtiyacı doğmuştur. Daha sonra da Aydınoğulları Beyliği Türklerin denize açılan kapısı olmuştur. Türk denizciliğinin altın çağını ise Osmanlı Devleti yaşatmıştır. Özellikle Gelibolu ve Haliç tersaneleri uzun süre denizcilik açısından Türkleri, dönemin donanma anlamında en güçlü kuvvetleri olan Venedik ve Cenevizlilerin üzerine çıkarmıştır. Barbaros Hayreddin Paşa, Piri Reis gibi büyük denizciler de bu altın çağın öncüleri olmştur. Ancak değişen dünyaya ayak uydurulamaması bunu sürekli kılmamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti

Osmanlı Devleti’nin, son demlerinde hemen her noktada olduğu gibi denizcilik konusunda da eli kolu bağlıydı. Zira devletin her türlü egemenlik hakkı elinden alınmaya çalışılıyordu. Kendi kıyılarında hür bir şekilde ne ticaret ne ulaşım sağlama hakkı olmaması için her türlü işgale girişiliyordu. Özellikle kıyılardaki önemli merkezler ve limanlar işgal ediliyordu. Kurtuluş Savaşı’nın zaferle neticelenmesinin ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde bu konuda da mücadele vermiş ve bundan da zaferle ayrılmıştır. Zira üç tarafı denizlerle çevrili ve bir de iç denize sahip olmanın verdiği tabii hakkı kullanmak, egemenlik açısından en önemli adımlardan birisidir. Bu nedenle 1 Temmuz 1926 yılında Kabotaj Kanunu kabul edildi. Bu kanunla Türk devletinin kıyılarındaki her türlü ulaşım ve ticaret hakkı Türk vatandaşlarına verilmiştir. Böylece karadaki egemenlik hakkı kıyılarda da sağlanmış oldu. Bundan dolayı 1 Temmuz 1935 tarihinde ilk kez Denizcilik Bayramı, 1 Temmuz 1939 tarihinde ise ilk kez Denizcilik ve Kabotaj Bayramı adıyla kutlanmaya başladı.

Ancak egemenlik haklarımızla doğrudan ilgili olan bu önemli gün günümüzde takvim yapraklarında bir satırla anılmaktan öteye geçemiyor maalesef. Bu vesile ile hepinizin Kabotaj Bayramı’nı tebrik ediyorum.

NOT: Bu yazımdaki bilgiler Yrd. Doç. Dr. Ahmet Fidan hocanın Dünden Bugüne Kabotaj ve Türk Denizciliğinde Yeni İvmeler adlı makalesinden alınmıştır.

 

En Kalabalık Şehirler: 2020 Listesi

Yorumlar

Cevap bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

Güneş Yanıkları

Güneş Yanıkları ve Kurtulmanın Yolları

Aydınlanma nedir

Aydınlanma Nedir?