içinde

BayıldımBayıldım

Jül Sezar: İmparatorluğun Gücü

jul sezar 1

Jül Sezar denilince aklımıza Roma İmparatorluğu’nun o tüm Akdeniz havzasına hükmetmiş kudretli devirlerinin manzaraları geliyor. Hani tabiri caizse “tarihe mâl olmuş” diye tabir ettiğimiz bu ismi filmlerden, kitaplardan, tiyatrolardan kısacası hayatımızda pek çok yerden duyuyoruz. Üstelik ölümünün üzerinden 2000 yıldan fazla geçmiş olmasına rağmen… Hal böyle iken onun hayatına bir pencere açmadan duramadık. Bakalım Sezar nasıl bir hayat sürmüş…

Jül Sezar

Günümüzden tam 2119 sene öncesine gidiyoruz. Ufak bir şey belirteyim Sezar bir isim değil. Bir soyluluk unvanıdır. Yani Gaius Julius isim kısmı, Sezar ise unvan kısmıdır. Gariptir söz konusu Sezar olunca sanki daha yakın bir tarihte yaşamış gibi bir his uyandırıyor insanda ama öyle değil. Dediğim gibi günümüzden 2119 sene önce yani M.Ö 100 yılında Roma şehrinde dünyaya geldi Gaius Julius Caessar. Bir iddiaya göre Sezar’ın doğumu çok zor olduğu için annesi Aurellia Cotta’nın karnı kesilerek doğum sağlanmış olduğundan bu yeni doğan bebeğe de “kesilip alınan” anlamına gelen Caessar adı verilmiş yani günümüzdeki sezaryen doğumun isim babası olmuştur. Sezar, soyunun Venüs’e dayandığına inanan bir patrici (patrici Roma’da aristokrat soylu sınıfıdır) ailesine mensuptu. Kısa zaman içerisinde de tutkuları ve keskin zekasıyla kendisini ispatlamaya başlamıştı.

Genç Elçi Jül Sezar

Henüz 20 yaşına yeni yeni giren Jül Sezar, M.Ö 80 yılına gelindiğinde Britanya Kralı IV. Nikomedes’e  elçi olarak gönderildi. Ancak sarayda bulunduğu süre boyunca kralla aşk yaşadığı iddiası ortaya atıldı. Bu iddialar daha sonra da rakipleri tarafından gündeme getirilecektir. Hatta onun aleyhinde propaganda yapmak amacıyla rakipleri tarafından “Britanya Kraliçesi” lakabı da takılmıştır.

Korsan Gemisinde Bir Esir

Sezar, siyasi çekişmeler nedeniyle Roma’dan ayrılmak zorunda kalsa da M.Ö 78 yılında tekrar geri döner. Daha sonra da hitabet yeteneğini geliştirmek amacıyla Rodos’ta bulunan Apollunius Molo’dan eğitim almak için yola çıkar. Buraya azıcık dikkat kesilelim lütfen. Apollonius Molo, tarihin en büyük hatibi olan Cicero’nun da hocasıdır aynı zamanda. Neyse konu dallanıp budaklanmasın, gemiyle Rodos’a doğru yola çıkan Sezar yolda korsanlar tarafından saldırıya uğrar ve esir edilir. Rivayete göre korsan amcalar Sezar’ı Antalya’ya götürüp 20 talent gibi gülünç bir fidye isteyince Sezar sinirlenip “ben en az 50 talent ederim göreceksiniz buradan kurtulduğumda hepinizi astıracağım” demiştir. İşin garibi gerçekten de dediğini yapmıştır. Ailesinden 50 talentlik fidye isteyen bir mektup göndermiş, bu fidye kabul edilmiştir. Neticede yaklaşık bir buçuk ay tutsaklık döneminden kurtulan Sezar daha sonra bir kaç gemi bulup kendisini yakalayan korsanları yenmiş ve hepsini çarmıha gerdirmiştir.

Konsül

M.Ö 68 yılında Sezar’ın karısı olan Cornellius öldü. Bunun üzerine Sezar da Pompeia ile evlendi. Pompeia genç ve güzel olduğu kadar çevresi de çok sağlam olan bir kadındı. M.Ö 66 yılında konsüllükten hemen önceki rütbe olan praetorluk görevine geldi. Bu görevi sırasında Batı Hispania’da patlak veren isyanı başarıyla bastırmakla kalmadı bu olaydan büyük bir ganimet de elde etti. Nihayet M.Ö 59 yılında konsüllük görevine seçildi. Konsül olduğu sırada siyasi zekasını kullanarak kendisine taraftar topladı. Eski subaylara, mevcut subaylara ve halkın fakir kısmına arazi ve para dağıtarak büyük bir destek sağladı. Ancak onun senatoyu geri plana iten bu hareketleri kendisine muhalif bir kesimin de doğmasına neden oldu.

Roma’nın En Büyüğü!

Hızlı ve etkili bir şekilde sergilediği politik hamleler sonucunda Dalmaçya, Kuzey İtalya ve Güney Fransa’nın valiliklerini dahi elde etmişti. Gücünü kullanarak senatoda kendisine muhalif olan kişileri tasfiye etmeyi başarmıştı. Konsüllüğü sırasında M.Ö 58 yılında Galya seferine çıkmış ve tüm Galya’yı Roma mülkü yapmıştı. Sezar, artık muzaffer bir kumandan olarak da keskin zekalı bir politikacı olarak da rüşdünü tüm Roma’ya ispat etmişti. Gelgelelim kendisine karşı olanlar da boş durmuyordu. Daha önce müttefiki olan Pompeius, onun karşısında saf tutmuştu. Senatodaki muhaliflerle birlik olarak Sezar’ın ordusunun terhisini istedi. Ancak Sezar bunu reddetti ve savaş kaçınılmaz oldu. Pompeius komutasındaki birlikler iki ay boyunca Jül Sezar komutasındaki 5000 civarı askerle savaştı. Ancak Sezar bu savaştan da galip olarak ayrıldı. Muhaliflere karşı aldığı bu zaferle birlikte Jül Sezar, artık Roma’nın en büyüğü olmuştu.

Geldim, Gördüm, Yendim!

Sezar, rakibi Pompeius’u takip etti. Pompeius en sonunda Mısır’a sığınmak istediyse de Mısır hükümdarı Pompey tarafından öldürüldü. M.Ö 48 yılında ise Sezar, Mısır’a geldi ve buradaki taht karmaşasını Kleopatra lehine sonuçlandırdı. Mısır, artık Roma mülküydü. Sezar ise buradan Anadolu’ya geçerek Kral Pharnakes’i mağlup etti. Bu zaferini Roma’ya müjdeleyen bir mektup yazdı. Mektupta yazanlar binlerce yıl boyunca ağızdan ağza dolaşan bir slogan halini aldı: “GELDİM, GÖRDÜM, YENDİM.”

Et tu Brute!!!

Sondaki kelimeden de anlayacağınız üzere malum olaya geldi sıra. Sezar, Roma’nın tek hakimiydi. Reformları olumlu sonuç vermiş, zafer üzerine zafer kazanmıştı. Daha önceden de bahsettiğim gibi onun bu derece güçlenmesi senatoda kendisine muhalif bir kesim doğurdu. Kendisini ömür boyu diktatör ilan etmesi öfkeyi büyüttü. Bu muhalif kesim, Sezar’ın senatoyu görmezden gelip tek adam rolünü oynamasını hazmedememişti. Tarihler M.Ö 15 Mart 44’ü gösterdiğinde Jül Sezar bir senato toplantısına gidiyordu. Senatoya geldiği sırada yanındaki yakın adamları muhalif senatörler tarafından oyalanmaya başladı. Sezar tek kalmıştı. Etrafını saran muhalif grup aniden bıçaklarını çıkarıp Sezar’a saldırdı. Aldığı bıçak darbeleriyle yere yığılan Sezar’ın gözüne çok yakından tanıdığı bir isim ilişti. Elinde kanlı bir bıçak tutan evlatlığı ve dostu Brütüs’tü bu. Şaşkınlık ve hüzünle karışık bir duygu içinde son nefesini verirken sarf etti ihanet ile eş değer hale gelen sözünü Sezar: “Et tu Brute!” yani “Sen de mi Brütüs…” Böylece tarihin gördüğü en kudretli imparatorlardan birinin daha devri kapanmış oldu.

 

Mahatma Gandhi: Sessiz Direnişin Öyküsü

Yorumlar

Cevap bırakın
  1. Roma tarihi siyasetin diğer herşeyden daha üstün olduğu dönem. Ellerinize sağlık çok güzel kaleme almışsınız. Teşekkür ve tebrik ederim.

  2. Tarihte iz bırakan önemli kişiliklerden.. 2000küsür yıl önce yaşayıp günümüzde halen bu denli bilinmesi, kendisinin ne denli büyük bir devlet adamı olduğunun göstergesidir bence..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

Doğum lekesi nedir

Doğum Lekesi Nedir?

çıplak ayak toprağa basmak

Çıplak Ayak Toprağa Basmanın Faydaları