in

İstanbul Sözleşmesi ve Hukuksal Yönü

istanbul-sozlesmesi

Günümüzün gündem konularından biri olan; “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” ya da halk arasında bilinen adıyla ‘İstanbul Sözleşmesi’ odağı aile içi şiddeti ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini önlemek, ortadan kaldırmak ve bu eylemler doğrultusunda işlenen suçları adil biçimde cezalandırmak olan bir Avrupa Konseyi sözleşmesidir. Türkiye’nin ilk imzacı devletlerden biri olmasıyla 24 Kasım 2011’de 247 milletvekilinin 246’sının onay 1’inin ise çekimser oyu ile kabul edilmiştir.  ‘Kadına karşı şiddet ‘in yasalarda yer bulduğu ilk uluslararası belgedir. Türkiye’de ise 6284 sayılı kanunla yürürlüğümüze girmiş bulunmaktadır. İstanbul’da imzalandığından bahisle, ismi İstanbul Sözleşmesi olarak anılmaktadır.

İstanbul Sözleşmesi ve Dayanakları

Dayanağını;

– Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme (1966),

– Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme (1966),

– Kadına Karşı Her Türlü Şiddetin Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (“CEDAW”, 1979),

– CEDAW Komitesinin kadınlara karşı şiddete ilişkin 19 No.lu Genel Tavsiye Kararı, Çocuk Haklarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (1989),

– Engellilerin Haklarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (2006),

– Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Anlaşması (2002),

– Sivil Şahısların Harp Zamanında Korunmasıyla ilgili Cenevre Sözleşmesi (IV) ve daha birçok uluslararası antlaşmadan almaktadır.

Sözleşme hükümlerinde; kadın, kadına karşı şiddet gibi kavramlar tanımlayıcı hükümlere yer verilerek açıklanmış, bu konuda genel bir çerçeve çizilmiştir. Kaynağını Avrupa ülkelerinden almasına rağmen, Orta Doğu aile yapısı da düşünülerek tüm dünyaya yönelik hazırlanmıştır. Zira şiddet ve ayrımcılık sadece ülkemiz nezdinde değil tüm dünyada var olan bir problemdir. İçerik hükümlerinde de başlıca; bu şiddetin fiziksel, psikolojik, cinsel vb. şekillerde olabileceği, aile içinde sadece kadın değil her türlü mağdurun korunması gerektiğine değinilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucu aile içinde şiddet vakalarında failin ve mağdurun yakın olmasından dolayı korku ve endişeye kapılarak, duygusal kararlar alınarak failin korunduğu gözlemlenmiş ve bunun önüne geçilmek istenmiştir.

 

Kadına Karşı Şiddet Nedir?

Toplumsal cinsiyet eşitliği bireylerin diğer kişisel özelliklerinde de olduğu gibi cinsiyet konusunda da eşit olması ve toplumda eşdeğer roller alması gerektiğini savunur. Dünyaca kabul edilen temel insan haklarına göre, kişi din, dil, ırk, cinsiyet vb. durumları gözetilmeksizin kanunlar önünde eşit haklara ve muameleye sahip olmalıdır. Bu eşitliğin olmadığı durumlarda birey sadece kadın olduğu için ayrımcılığa uğrar, belli bir kalıpta olmaya zorlanır. Kadına karşı şiddet kavramı; bir kişiyi sırf cinsiyeti kadın olduğu için eşitliksiz bir yaşam sürmeye zorlamaktan yola çıkar. Bu şiddet aile içinde, toplumda, eğitim ve iş hayatında, sosyal hayatta mevcut olabilir. Bu şiddet fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik ve günümüzdeki haliyle siber şekilde uygulanabilir. Bu şiddetin kaynağının kadın olması nesebiyle; bu kavram kadına şiddet adını alır.  Sözleşmede de yer aldığı biçimde “kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet”, bir kadına karşı, kadın olduğu için yöneltilen veya kadınları orantısız bir biçimde etkileyen şiddet olarak anlaşılacaktır.

 

 

İstanbul Sözleşmesi Ne Değildir?

Sadece kadını koruyan bir sözleşme değildir, aile yapısının sağlıklı bir şekilde devam etmesi için bireylerin aile içinde de korunması gereken durumlarda devreye girer. Kaynağını ve temelini insan haklarından almaktadır, başta mağdur olan kadınlarla birlikte tüm insanların temel hak ve özgürlüklerini savunmaktadır.

Sadece bireylere sorumluluklar yükleyen bir sözleşme değildir, devlete de bu konuda yükümlülükler gösterilmiştir.

Sadece dönemsel bir sözleşme değildir, maddelerine göre savaş ve barış durumunu da kapsamaktadır.

Sadece ceza sistemi üzerine bir sözleşme değildir, ayrıca farkındalık yaratmak için çalışmalar öngören, medyanın bilinçlendirme politikalarını ve devletin de kadrolu eğitimler düzenleyerek çocukluktan itibaren öğretici faaliyetlerle bu ayrımcılığa karşı koyulmasını destekleyen yani sonuçlarını önleyen bir sözleşmedir.

Bu güzel yazısı için Ayşegül Akar’a teşekkür ederiz.

İstanbul Sözleşmesi Nedir?

5 Comments

Leave a Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

yerebatan-sarnici

Yerebatan Sarnıcı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

covid19-salgini

Covid19 Salgını ve Sigortacılık ile Para Sistemine Etkisi