içinde

Hypatia: Bilimin Kızı

hypatia: bilimin kızı

Hypatia isminizi pek çoğunuzun duymadığını, kalanların ise çok az aşina olduğunu bildiğimden dolayı bir dostumun tavsiyesine uydum. Bu yazımda haksızlığın daniskasına uğratılmış bu efsanevi kişinin hayatını kaleme almış bulunuyorum. Bilime, hayatı pahasına yapmış olduğu katkılardan ötürü sonda söyleyeceğimi başta  söyleyeyim. Kendisini saygıyla anıyorum.

Hypatia: İskenderiye’de Bir Vaha

Ahhhh İskenderiye… Kim bilir hangi kadim ve mistik bilgileri tutuyorsun sinende… Ve yine kim bilir o bilgilerin Nil’in sularına veya çölün kumlarına gömülmesi için kaç hayatı harcadın… Belki ufak tefek bir yerlerden duymuşsunuzdur İskenderiye, muhteşem bir şehirdi tarihte. Maalesef ki İskenderiye’nin görkemi, bu görkemin ne derece erken son bulmasıyla direkt bağlantılı. Zira günümüzden yaklaşık 1600 sene öncesinden bahsediyorum bu altın şehrin parıltısını kaybetmeye başladığı yıllar için. Evet, M.S 4. yüzyıla gelindiğinde eski İskenderiye’nin güneşi bile kıskandıracak ışıltısı azalmıştı. Roma İmparatorluğu bu şehri adeta sömürmüş ve huzur yerine gerilimi getirmişti beraberinde. Dini çatışmalar artmış, kutuplaşmalar hat safhaya tırmanmış, ve İskenderiye’nin o efsanevi kütüphanesi tahrip edilmişti büyük ölçüde. Müze  ise son demlerini yaşıyordu. İşte son demlerini yaşayan son üyesi Yunan Theon isimli bir matematikçiydi. Aynı zamanda felsefe ve astronomi ile de ilgilenen bu adamın bir de kızı vardı: Hypatia…

Armut Dibine Düşer Hesabı

Büyüklerimizden duyduğumuz meşhur sözlerden birisidir bu ve tam da Hypatia’nın durumu için uygun diyebilirim. Zira Hypatia da tıpkı babası gibi zeki ve çalışkan. Yukarıda İskenderiye’nin içler acısı durumundan bahsettim işte Hypatia böylesi bir dönemde dünyaya gözlerini açtı. Tam doğum tarihi bilinmese de 370 yılı dolaylarında doğduğu düşünülüyor. Babasının bilim insanı olması nedeniyle tabiri caizse işin kaynağından sağlam bir eğitim almayı başardı. Başardı diyorum çünkü o dönemde kız çocuklarının öyle eğitilmesi falan şöyle dursun toplumdaki yeri bile en arka sıralardı diyebiliriz. Theon, kızına hem matematik öğretiyor hem de asistanı olarak kullanıyordu. Yani Hypatia hem bilim öğreniyor hem de bunu tatbik ederek tecrübe kazanıyordu. Zaten kaynaklara göre zekası sayesinde yalnızca matematik değil pek çok alanda kendisini geliştiriyordu. Zira babası müzede önemli bilim insanları olan Öklid ve Ptolomy’nin eserleri üzerine eleştiriler yazıyor ve Hypatia da bunlara katkıda bulunuyordu. Hatta babasının yazdığı eleştirilerin sunuş kısmında adı da zikrediliyordu.

Katkıları Saymakla Bitmez Ama…

Hypatia, en büyük matematikçilerden ve modern matematiğin babalarından olan Diyofantus’un Aritmetika adlı eserine yazdığı eleştiriyle adeta ışıl ışıl parlıyordu. Zira bilim dünyasındaki hemen her otorite, Diyofantus’un çok yoğun ve anlaşılması güç bir üslup kullandığını, Hypatia’nın yalın ve sade üslubu olmasa idi Diyofantus’un eserinin öneminin asla anlaşılamayacağını net bir şekilde ifade eder. Düşünün, öylesine ağır bir eseri araştırıp anlayıp doğru yorumlayabilmek için ne derece bilgili olmak gerekir? İşte o kadar bilgiliydi Hypatia. Üstelik bununla da yetinmiyordu. Başka eserler üzerine eleştiri yazmak onu tatmin etmiyordu. Bu nedenle de kendi araştırmalarına yöneldi. Yeni bir usturlap icat etti. Usturlap, astronomi ile uğraşanların gezegenlerin ve yıldızların hareketlerini hesapladıkları bir alettir. Öte yandan suyun altına bulunan nesneleri izlemek için bir hidroskop ve sıvıların yoğunluğunu belirlemek için bir hidrometre de geliştirdi.

Babasının Mirası

400 yılına gelindiğinde Hypatia, babasının yerine okulun idaresini eline aldı. Neoplatonist bir felsefe okuluydu burası. Hypatia, o kadar başarılı bir bilim insanıydı ki, bir süre sonra öğrencileri arasına Roma’nın o elit ailelerinin çocukları da dahil olmaya başlamıştı. Onun başka bir özelliği daha vardı. Pagan yani putperest olmasına rağmen diğer din mensuplarının çocuklarını yargılamadan, olabilecek en büyük hoşgörüyle kabul ediyordu. Öte yandan sık sık şehir merkezine gelip halkla iç içe bilimsel konular anlatıp halkı da eğitiyordu. Tarih, matematik, astronomi, felsefe… Eski zaman bilim insanları çok yönlü kişiliklerdir çünkü onlara göre bilim tektir. Hitabeti de müthiş olan güzel Hypatia, halkı adeta mest ediyordu. Hiç evlenmedi Hypatia… Kendisine gelen hiçbir teklifi de kabul etmedi. Ona göre bir erkek, bir kadını gördüğünde şehvete kapılırsa güzelliğin özünü asla bulamazdı.

Felsefede Derin İzler

Felsefeden korkar çoğu insan. Demir leblebidir bilmeyen için. Ancak bir kere tadına varıldı mı bırakması da zordur. Hypatia, bilim insanı olduğu kadar iyi bir filozoftur da aynı zamanda. neoplatoncu yaklaşıma ait hissetmiştir kendisini. Buna göre her nesnenin derin bir gerçeklik olgusu vardır. Yani görünenden ötesi vardır aslında. Öte yandan rasyonalisttir ve inancıyla bilimi asla birbirine karıştırmaz. Tıpkı Platon gibi o da rasyonalliğe önem verir. Ünü yayıldıkça şehrin idarecileri de ona hayranlık duydu. Pek çok kez ödüllendirdiler onu. Hatta ondan tavsiye bile alıyorlardı. Bunlardan birisi de şehrin valisi Orestes’ti. Orestes onu konsey üyesi yapmış ve onunla çok sıkı arkadaş olmuştu.

Ateş Hattında Bir Çiçek

Roma, hızla Hristiyanlaşırken devlet ve kilise arasındaki ipler de geriliyordu. Çünkü Roma’da önemli olan şey din değildi, vatandaşlıktı. Kilise ise bunu asla kabul etmiyordu. Diğer yandan Romalı idareciler, kadim pagan geleneklerini yaşatıyorlardı her ne kadar Hristiyanlığı kabul etmiş olsalar da. Bu çekişme İskenderiye’de de kendisini göstermiş, Vali Orestes ve Piskopoz Cyril arasındaki gerilim iyiden iyiye kendisini hissettirmeye başlamıştı. Bu gerilimin arasında kalan ise Hypatia olmuştu. Cryil, tarihin gördüğü en büyük düzenbazlardan birisidir ve bunu burada açıkça ifade etmekten çekinmiyorum. Kendisi önceki piskopozun yeğeni olsa da hiyerarşiye göre şehir kilisesinin lideri olamıyordu. Ancak yardakçılarını örgütleyip üç gün süren kanlı çatışmalara sürdükten sonra bunu başarabildi. Ayak takımı üzerindeki etkisi büyüktü ve bu güruhu, liderliği ele geçirdikten sonra Yahudiler üzerine de salmış, kan döktürmüştü. Diğer yandan ajanları vasıtasıyla Yahudileri kışkırtıp Hristiyanların üzerine saldırtıyordu. Kan emiciydi anlyacağınız kaostan besleniyordu.

Âh Güzel Hypatia…

Hypatia paganlar, Hristiyanlar ve Yahudiler arasındaki çatışmayı önlemeye çalışan Orestes’e destek veriyordu. Hypatia’nın ünü, Cyril’in dikkatindeydi hep.Onu alaşağı etmesi gerektiğini biliyordu karanlık düşüncelerini hayata geçirmek için. Kısa sürede onun kara büyüyle uğraşan bir cadı olduğu söylentisini ayak takımına yaydı. Sene M.S 415 Hristiyanlar arasındaki bağnazlar bir gece onun arabasının önünü kestiler ve kaçırdılar. Kiliseye gidene kadar üzerindeki elbiseleri yırtıp sokaklarda sürüklediler. Ancak vahşetleri son bulmuyordu bir türlü. Kana suamiş canavarlar ellerine geçirdikleri her şeyle saldırdılar ona. Linç ettiler, işkence ettiler, dövdüler ama doymadılar. Güzel Hypatia’nın cansız bedeninden bile korktular ve onu parçalara ayırdılar ve şehrin dışında yaktılar…

Yazardan Son Not

Sohbetlerimiz esnasında bana bu meseleyi hatırlatıp mutlaka yazmam gerektiğini söyleyen sevgili dostum Güler Yeşilyurt’a ithaf ediyorum bu yazıyı. Hatırladıkça içimde bir yerde tarif edilemez bir sızıdır güzel Hypatia… Bedeli her ne olursa osun, bilimin ışığı cehaleti ve cahilliklerini imana sığdırmaya çalışan bağnazları yenecek. Saygılarımla…

 

Fırat Yılmaz Çakıroğlu Kimdir?

Yorumlar

Cevap bırakın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Yükleniyor…

    0

    Yorumlar

    0 yorum

    kafein kaynağı

    Kafein Kaynağı Yiyecek ve İçecekler

    Türkan saylan kimdir

    Türkan Saylan Kimdir?