içinde

BayıldımBayıldım

Hayvan Hakları Günü!

hayvan haklari

Hayvan Hakları konusunda tüm insanlık alemi olarak sınıfta kaldığımız için bu yazıma öyle “yaşasın, kutlu olsun” gibi kelimelerle başlamayacağım. Bu gün 4 Ekim. Hayvan Haklarını Koruma Günü. Belki utanırız diyerek dünyanın “hayvan hakları” konusundaki derecesini gözler önüne sereceğim. Hiç umudum olmasa da…

Hayvan Hakları Günü Nedir?

1822 yılında İngiltere’de bir grup insan tarafından Hayvanları Koruma Birliği adı altında bir oluşuma gidildi. Daha sonra Hollanda’da Dünya Hayvan Haklarını Koruma Federasyonu adıyla daha profesyonel bir kuruluşa imza atıldı ve Hristiyanlıkta hayvanların koruyucusu olduğuna inanılan Aziz Francis’in ölüm tarihi olan 4 Ekim de (bazı yerlerde Aziz Francis’in 3 Ekim’de öldüğü yazıyor) Hayvanları Koruma Günü ilan edildi. O günden bu güne bilinen bir gün yani. Ama aslında insanlığın ne derece sınıfta kaldığı konusuna da bir pencere aralayan bir gün bence.

Günler Günlerimiz

Dünya genelinde kutlanan pek çok özel gün var. Bu özel günlerin ilanına doğan ihtiyaç aslında biraz ürpertici. Çünkü dönüp baktığımızda çoğu özel gün, bazı şeylere “dur” diyebilmek için ortaya atılmıştır. Yaşlılar Günü, Anneler Günü, Babalar Günü… Öte yandan bu gibi günlerin asıl amacı bir şeyleri başlatmak, değiştirmek olsa da yine amacından saptırıp sadece bir gün için yapılan eylemler silsilesine dönüştürdük sevgi eylemlerini. Yani Anneler Günü dışında anneye hediye alınmaz oluyor, babalar günü dışında babalar aranmaz oluyor… Durum o kadar vahim ki; en azından bu iki günde anneye-babaya bir sevgi gösterisi oluyorsa da 4 Ekim’de hayvanlara pek bir şey yapılmıyor.

Tarihe Yolculuk

Hayvanların, hepimizin bildiği üzere, insanlarla ilişkisi, insanlık tarihi kadar eskidir. Endüstri devrimi yıllarına kadar da hayvanlarla hayat yine iç içe girmiş, hayatımızı onların durumlarına göre şekillendireceğimiz kadar hayatımızın içinde olmuşlardır. Endüstri devrimiyle bu durum ortadan kalkmadı tabii halen hayvanlarla sıkıfıkıyız. Ancak ne yazık ki günden güne vicdanımızı kaybettiğimiz için eski vahşetimiz devam ediyor ve hayvanlara her türlü eziyeti reva görüyoruz. Sirkler, elverişsiz koşullara tıkıştırdığımız hayvanat bahçeleri, safarilerde zürafa avı, sokakta işkence… Bakın sırf bunlara dair haberlere şöyle bir göz attığımızda insanlık alemi içerisinde ne kadar fazla ruh hastası olduğunu daha iyi görebiliriz.

Türkiye ve Dünya

Başta ülkemiz olmak üzere dünyada pek çok ülkede Hayvan Hakları Kanunları yer alıyor. Fakat bazı ülkelerde bu kanun oldukça detaylı ve hayvanlar “duyguları olan canlılar” olarak nitelendiriliyor ve doğal olarak yaptırımları da buna göre caydırıcı olabiliyor. Ülkemizde ise maalesef böyle bir durum söz konusu değil. Hayvanlara tahammülsüzlüğün hat safhasını yaşayan ülkemizde 5199 sayılı kanunla hayvan hakları koruma altına alınıyor olsa da bu kanun oldukça yetersiz. Çünkü hayvanlar “duyguları olan canlılar” olarak nitelendirilmiyor. Öte yandan en ağır işkencelerle katledilen hayvanların katillerine verilen cezalar yalnızca para cezası olarak belirlenmiş, bu ceza ise caydırıcı olmamıştır.

Umut Veren Etkinlikler

Her ne kadar kanunen pek bir şey yapılmasa da gerek ülkemizde gerekse dünyanın diğer ülkelerinde kurulmuş olan çeşitli sivil toplum kuruluşları ellerinden gelenin en iyisini yapmak için çalışmalar yapmakta. ShallWe ailesi olarak geçtiğimiz dönemlerde başlattığımız projelerle yaz aylarında sokak hayvanlarına gıda ve barınma konusunda destek çıktık. Yapılan kampanyalar, düzenlenen etkinlikler ve bu etkinliklere katılımın yoğun olması umut verici hadiseler tabii ki. Hayvanlara yönelik herhangi bir istismar olayında toplumsal olarak tepki vermeye başladık diyebiliriz. Ancak bunlara rağmen hala şiddetin en iğrencinden zevk duyan insan müsveddeleri kendilerini yine gösteriyor. Sanki insanların bu pisliği yenmek için verdiği mücadeleye karşı savaşmayı kendilerine görev edinmişler gibi apartmanlara, “falanca yerde kedi-köpek beslemek yasaktır” gibi biraz da külhanbeyi tavrıyla yazılmış kağıt parçalarını iliştirebiliyorlar. Veya bir serçeyi boğazından ipe bağlamayabiliyorlar, bir kedinin ayaklarını ve kuyruğunu kesebiliyorlar. Ha bunlar öyle cesur insanlar da değil halbu ki bir kaç sene evvel köpeğe vurmaya çalışan bir insan artığının tek yumrukta knock-out oluşunu izlemiştik yine internette.

Yeni Yasa İçin Rapor

Gündemi çok meşgul etmemiş olsa da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yapan Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu tarafından bir rapor hazırlandı. Bu raporda hayvan haklarına dair çıkartılacak yasalar için bir kaç öneri sunuldu. Bunlardan ilki 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu başlığının Hayvan Hakları Kanunu olarak değiştirilmesi. Komisyon, hayvanların duygulu canlılar olduğunun yasalarla sabitlenmesini talep ediyor. Şehirlerde insanlarla iç içe yaşayan hayvanlar için “başıboş” tabiri yerine “evcil hayvan” tabiri kullanılması, kısırlaştırma sürecinin daha düzenli ve programlı bir şekilde yapılması, belediyelere hayvanların korunması için bütçe tahsis edilmesi, hayvana zulmün cinsel istismar suçu kapsamına alınması, bu gibi durumlara yönelik idari para cezalarının arttırılması ve davalara hayvan koruma derneklerinin de dahil olabilmesi gibi pek çok öneri raporda yer alıyor.

Ne Yapmalıyız?

Bir kere korkmayacağız. Biz sustukça meydanı boş buldular. Onlardan korkmayacağız. Daha sonra bilinçleneceğiz. Ne yazık ki hayvanlara yönelik istismarın bir bölümünü kendisini “hayvansever” diye gösterenler oluşturuyor. Sıcakta köpeğe takım elbise giydirmeye çalışanı gördü bu gözler! Hayvan haklarıyla ilgili daha detaylı ve caydırıcı cezaları içeren kanunlar talep edeceğiz. Sonrası aslında zahmetli bir şey değil. Sadece birazcık vicdanlı olacağız. Biraz insaf edeceğiz. Göreceksiniz, kötülüğün tüm taarruzlarına rağmen, sadece birazcık vicdan kullanarak çok büyük bir zafer kazanacağız.

 

Kedi Evi Yaptık – Kedi Evi Etkinliklerimiz

Yorumlar

Cevap bırakın
  1. Bir yazı okumuştum, onları korumak için sevmek zorunda değiliz diye. Çok güzel bir metindi. Hak verdim. Yaklaşmak, dokunmak zorunda değiliz. Bir kap su bir kap mama koyarak başlayabiliriz. Zaten devamı da gelir..

  2. Hayvanların da bir canı olduğunu bilmeyecek kadar bilinçsiz bir toplumun aile kültürünün kan damarları kanıyor demektir.

    Teşekkürler paylaşım için

  3. Hayvanat bahçesi, sirk gibi yerlere gidip oradaki hayvanların hapis edilmesine para kazandırmıyorum. Sırf doğasından kopacak ve hapis kalacak diye evimde de bu bilince sahip olduktan sonra hayvan beslemedim. Onlar kendi evlerinde yani doğa da daha mutlu ve özgür. Doğalarından koparıp insanmış gibi davranmayalım.
    Açıklamalar ve bu güzel makale için çok teşekkürler. Ellerinize sağlık.

  4. Hayvanların bir canlı olarak varlığını kabul edememis bir ulkeyiz ne yazık ki. Umarım böyle farkındalıklar bir toplumsal bilinç oluşturur

  5. Sırf sokakta ne kadar eziyet çektiklerini gördüğüm için oradan ne kadar hayvan kurtarırsam kârmış gibi düşünüyorum açıkcası. İnsanoğlu artık bunun farkında ve bilincinde olmalı. Doğa onlarındı ve biz bu doğayı onlar için cehenneme çevirdik

  6. :/ hayvanlara bi türlü hakettikleri değeri verip yaşam şartlarını iyileştiremiyoruz. Hayvanlar üzerinden paralar kazanmaya devam ediyoruz. Kürk, mama, sirk, ulaşım, üretim, dağitim vs 🙁 ama korumaya gelince sıfırız.

  7. İnsan olmanın ilk şartı çevredeki canlılara saygı duyup onları korumaktır.
    Haklarını savunacak durumda değiller. Bu yüzden bizler savunmalıyız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

Albino hastalığı ile ilgili önemli bilgiler

Albino Hastalığı İle İlgili Önemli Bilgiler

ejder meyvesinin faydaları

Ejder Meyvesinin Faydaları