içinde

Güneydoğu Anadolu Bölgesi Şehirleri: Şanlıurfa Gezi Rehberi

Güneydoğu Anadolu Bölgesi Şehirleri: Şanlıurfa Gezi Rehberi

Shall We? – Aktivite Arkadaşlığı grubu üyemiz, sevgili dostumuz Reyhan Çıkmazyol‘un kaleme aldığı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi şehirleri yazı dizisi, Gaziantep ile başlamıştı. Şimdiki durağımızda ise Şanlıurfa gezi rehberi ile karşımızda…

Güneydoğu Anadolu Bölgesi Şehirleri: Şanlıurfa Gezi Rehberi

Gaziantep’te konakladıktan sonra, yaklaşık 152 km uzaklıkta bulunan Şanlıurfa’ya geçiyoruz. Araba ile 2 saatlik yolculuğumuz var. Yolda giderken 1989 yılında başlamış olan GAP’a ait birçok barajı da görebilirsiniz. Bu barajlardan biri olan Atatürk Barajı’nı yakından görmenizi kesinlikle tavsiye ederim. Görkemini, suların sesini duyduğunuz da kesinlikle gururlanacağınızı düşünüyorum. Yanında da hemen ufak bir çay bahçesi var. Orada yolculuğunuz için kısa bir mola verip çay içmeyi unutmayın.

Atatürk Barajı kıyısında bulunan Paleolitik çizimler arkeoloji dünyasını heyecanlandırdı!

Burada ilk durak yerimiz Halfeti, Karagül diyarı olacaktır. Burası Şanlurfa’ya bağlı olmakla beraber, aslında Antep’e de oldukça yakındır. İkisi arasında kalmış bir yer işte… Yeni Halfeti yerleşim yerini geçtikten sonra, aşağılara doğru devam ettiğinizde, GAP sebebiyle 2000 yılında sular altında kalmış Eski Halfeti Köyü’nü görmeye başlayacaksınız. Buraya halk tarafından “Kayıp Kent” veya “Saklı Cennet” de deniliyor.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi Şehirleri: Şanlıurfa Gezi Rehberi
Güneydoğu Anadolu Bölgesi Şehirleri: Şanlıurfa Gezi Rehberi

Burası aynı zamanda, Türkiye’de sadece yıllın belli mevsim ve ayında yetiştirilen “Karagül”ü ile ünlüdür. Dizilerden biliyoruz zaten değil mi? Gülün, siyah olarak açması buranın toprağı, havası ve suyu ile alakalı imiş. Çünkü tohumunu başka bir yere ekmek istediklerinde aynı verimi alamamışlar. Sadece ve sadece burada yetiştiriliyor.

Halfeti’de tekne turu;

Bu sular altında kalmış batık şehri gezmek için tekne turları var. Sanırım ücreti yine yaklaşık olarak 15 TL civarında. Bu tekne gezisi esnasında suya dikkatli baktığınızda köydeki evlerin çatılarını, hatta köy camisinin minaresinin bir kısmını görebiliyorsunuz.

Ve bir sonraki yerimiz Göbeklitepe. Tüylerimin diken diken olduğu bir başka kültür mirası. Benim şansıma gittiğimde açıktı. Fakat siz gitmeden önce mutlaka kapalı olup olmadığını sorun.

2019 Göbeklitepe Yılı Oldu

Buradan Şanlurfa’ya doğru tekrar yola çıkıyoruz. Sırada Balıkgöl var. Ben bu kutsal yeri ziyaret ettiğimde tesadüf eseri o gün kandil günüydü ve diğer illerden de gelenler sayesinde aşırı kalabalık bir gününe denk gelmiştim. Şöyle diyeyim Şanlurfa’da, yaz aylarında sıcaklık 60 dereceye kadar çıkabiliyor. Kalabalık ve sıcaklık birleşince varın halimizi düşünün…

Hikayesi çok bilindik ama yine de anlatalım: Hz. İbrahim putperestliğe karşı mücadeleye başlayınca döneminin Kralı Nemrut tarafından yakalanır ve şu anki gölün olduğu alanda dev bir ateş yaktırılarak yukarıdaki bir tepeden mancılıkla içine atılır. İşte tam o anda Allah tarafından ateşe “Ey ateş, İbrahim’e karşı serin ve selamet ol” emri verilmesi üzerine ateş suya, odunlar da balığa dönüşür.

Artık balıklara yem verilemiyor. Belediyenin aldığı en doğru kararlardan biri sanırım. Ve balıklar kutsal olduğu için kesinlikle su yüzüne dahi çıksalar dokunmanız yasak.

Aynı bölgede, Aynzeliha gölü var. Nemrut’un evlatlık kızı Zeliha da Hz. İbrahim’e hem aşık olduğundan, hem de ona inandığından, kendisini onun peşinden ateşe atar, orada da bu göl oluşur. Rivayete göre bu göl Zeliha’nın göz yaşlarıyla oluşmuş.

E boşuna peygamber şehri Şanlurfa dememişler… Balıkgöl civarında, Hz.İbrahim’in doğduğu mağara, Dergah ve cami var. Burada her günde bir Cuma günleri sadece erkekler tarafından zikir yapılıyor. Camlardan izleyebilmek mümkün. Biraz etkileyici tüyleri diken diken edici bir ibadet, izlemenizi tavsiye ederim. Aynı zamanda Hz. Eyüp peygamber dergahı ve çile çektiği mağarası da çok uzak değil ve görülmeye değer.

Yolda giderken birçok kelaynak heykellerine rast gelebilirsiniz. Hemen onu da anlatalım. Şanlurfa-Bilecik’te kelaynak üretim tesisleri mevcut. Burada üretilen ve bakımı sağlanan kelaynakları doğaya salarak, cinslerinin tükenmesi büyük ölçüde engellenmiş olunuyor.

Ben maalesef Şanlurfa’da Harran bölgesine gidemedim. Tamam tamam biliyorum bağırmayın fazlasıyla büyük bir kayıp ama telafi edeceğim. Eğer siz gidersiniz lütfen deneyimlerinizi bizimle paylaşın.

Eveetttttt geldik Şanlurfa’da neler yemeliyiz? sorusuna…

Neleri yemeden asla dönmemeliyiz. Efendim duyamadık? Ciğer mi dediniz? Tabi ki yedik. Ben Sevgi Ciğer Salonu’nu tercih ettim. Çokta memnun kaldım. Muhteşem ciğerleri, masaya getirilen mezeleri, bardak yerine kepçe ile içilen ayranları gerçekten harika lezzetliydi. Ardından da kaçak çay ile yediklerimizi sindirdik mi geriye ne kaldı?

Tabi ki Mırra…

Mırra bu bölgeye ait çeşit bitkiden yapılan kahve şekli. Shot yapılarak içiliyor. Fakat öğrendiğime göre içilme geleneği mevut mırrada. Şöyle ki; eskiden biri size mırra ikram ettiğinde, içtiğiniz bardağı asla masaya bırakmayacaksınız, mırra bardağını avucunuzun içi ile kapatıp size veren kişiye iade edeceksiniz. Yoksa ne mi olur? Eskiden mırra ikram edeni evlendiriyormuşsun, fakat tabi şimdi ufak bir para cezasına çevirmişler. Ben sert kahve sevmememe rağmen bayıldım. O baharatlar gerçekten midenizi rahatlatıyor. Denemenizi ve o eski kültür deneyimini yaşamanızı tavsiye ederim.

Şanlıurfa Gezi Rehberi
Şanlıurfa Gezi Rehberi

Ve akşam oldu. Tabi ki gezimiz bitmedi. Şehre girdiğimizden beri; “Ocağım söndü nasıl beladır, bırakıp gittin bu ne devrandır, dünya gözümde kerbeladır, Allah’tan bulasan” diye her yerde bu türkü çalıyordu. 🙂 Ben Urfa’dan döndükten sonra 1 hafta daha bu türküyü söylemeye devam ettim haberiniz olsun! 🙂

E tabi akşam da bir sıra gecesi yaparak Şanlıurfa gezi rehberi haberimizi taçlandıralım istedim. Ben bu konuda Gülizar Konukevi’ni tercih ettim. Memnun da kaldım. Program akşam 7-8 gibi başlıyor. Akşam yemeğini burada yemenizi tavsiye edebilirim. Menüde yine Şanlurfa lezzetlerini deniyorsunuz. Yalnız unutmayın burası bir restoran değil, sıra gecesi olduğu için herkes yerde oturup, yer sofrasında yemeğimizi yiyoruz. Eğer hijyen sorununuz var ise, yanınızda bir ev ayakkabısı götürmenizi tavsiye edebilirim. Zira dışarıda herkes ayakkabılarını çıkarma şartı ile buraya girebiliyor.

Eğlenceli sıra gecesi…

Eğlenceli mi? Değer mi? Kesinlikle gitmeli miyiz? Evet çok eğlenceli, hunharca halaylar çekilip, bol bol türküler dinleyip çiğ köfte yoğuran Şanlurfa erkeklerini izleyebilirsiniz. Çiğ köfteyi yoğururlarken teri damladı mı, damlamadı mı? diye benim gibi 15 dk boyunca dikkatle başından da ayrılmayabilirsiniz. 🙂 Yok! tavana atmıyorlar ama…

Alkol yok, fakat ben hizmetini ve ses sanatçısını çok ama çok beğendim. Sanırım en eğlendiğim gecelerden biri oldu.
Ah bide bir tatlımız var ki mutlaka tadına bakmadan dönmeyin. Efendim pek de edepsiz bu tatlımız. 🙂 İsmi biraz değişik şıllık tatlısı. Öz eleştri yapmak gerekirse benim pek damak tadıma uygun bir tatlı değil. Fakat dünyanın en edepsiz tatlısını denemeden dönmek istemedim 🙂

Son olarak olumsuz bir görüşümü de belirtmek isterim ki bence Şanlıurfa, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki şehirler arasında en geri kalmış şehir. Üzgünüm ama maalesef kadının pek hükmünün olmadığını hemen hissediyorsunuz. Her yerde çoğunlukla erkekler çalışıyor, kadın araba kullanan sürücüye hiç rast gelmedim. Biraz kadın turistlere fazla ilgililer lakin yine herkes samimi ve dostça. Şanlıurfa gezi rehberi yazım burada sona eriyor… Bir sonraki yazım Adıyaman’da buluşmak dileğiyle…

Güneydoğu Anadolu Bölgesi şehirleri yazı dizisi: Gaziantep

Reyhan Çıkmazyol

Yorumlar

Cevap bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

11 Ocak Günlük Burç Yorumları

11 Ocak Günlük Burç Yorumları

Gezgin Şirine Uzungöl Anısı İle Sizlerle…