Hayata Dair

El Alem Ne Der?

Canımız, güzel arkadaşımız Filiz Şerbetcioğlu’nun kaleminden El Alem Ne Der? başlıklı yazı sizlerle…

El Alem Ne Der?

Göreceli kavramlara sıkıştırılmış hayatlar da diyoruz, kutupluluk dediğimiz, iyi-kötü, güzel-çirkin gibi kavramların tüm yaşamınızda nasıl bir bağlayıcı etki yaptığını hiç fark ettiniz mi?

Doğumunuzdan bugüne kadar, içinde olmanız gerektiği düşünülen veya düşündüğünüz çokça kalıbın nasıl esiri olduğunuzu hiç fark ettiniz mi?

Ebeveynlerinizin katkıları ile başlayan bu süreci, okul, sosyal yaşam ve bir de iş yaşamınızda bolca deneyimlersiniz. Yaptığınız tüm eylemler ya da seçimler, bu -göreceli kavramların- süzgecine girer, “göreceli” diyorum çünkü, sınırları esnek olan ve kişiden kişiye değişen ölçüleri vardır.

Anneler, babalar, ilk olarak kendi çocukluğunda gördüğü ve çevrenin de onay verdiği çocuk modeline, sizi ısrarla sokmaya çalışırlar, sonra okul yaşamınızda öğretmenlerin kafasında tasarlanmış, öğrenci kalıpları vardır, bunların birine girmezseniz vay geldi halinize…

Oyun dışı kalırsınız

Sosyal bir çevre oluşturmak için de, var olan kalıplara dahil olmayı denersiniz, aksini düşündüğünüzde oyun dışı kalırsınız…

Bu Yazı İlginizi Çekebilir: Eril Ve Dişil Denge – Aslında bu kelimeler belki bir çoğunuzun hayatında yeni var olan tanımlamalar, belki de bazılarınızda hiç var olmamış bir kelime dizini diyebiliriz.

İşiniz de ise zaten durum çok vahimdir, kalıplar net ve asla değiştirilemez olduğu için siz otomatik olarak dahil olursunuz.

Aileniz sizi, kimliği henüz tespit edilememiş “el alem” ile tehdit ederken, okul hayatınızda “disiplin cezası” ile, Sosyal hayatınızda “dışlanmak” ve iş hayatınızda da “kovulmak” ile korkutulursunuz. Ve zaman ilerlediğinde, şunu fark edersiniz, “ama bu hayat hiç bana göre değil ki, sanki biri benim adıma tüm gereklilikleri kurgulamış ve ben sadece ona göre davranıyorum, yani kaderim bu benim?!” Tıpkı Truman Show filminde olduğu gibi. Aslında siz de bir film seti içerisindesiniz.

Özgürlük duygusu ve mutluluk

Peki şimdi size şunu sorayım, hatırlayabildiğiniz kadar geriye gidip, çevrenizde bu kalıpları reddeden kişileri düşünün. Eminim kolaylıkla hatırlarsınız, çünkü tam da hayalini kurduğunuz hayatı onlar yaşadığı için… Ve onların şimdilerine bir bakın, hatırı sayılır bir çoğunluğu gerçekten mutlu ve bilinçlidir. Yaşamın içinde size sunulan kalıpları değil de kendi formlarınızı oluşturduğunuzda neler oluyor biliyor musunuz? Muazzam bir özgürlük duygusu ile mutlu oluyorsunuz evet yanlış okumadınız, mutlu oluyorsunuz.

Ait olmanız gereken, göreceli bir kavram, form ve yapı olmadığında özgür ve mutlu olmaya başlarsınız. Başkasının iyisi, sizin en berbat dediğiniz şey olabilir ya da siz güzel diye yırtınıyorken başkaları buna berbat diyerek sizi şaşırtabilir.

Üstelik bu kavramlar sizin için bile değişkendir, bugün hatta bu saatte çok beğendiğiniz bir şeyden bir anda vazgeçip başka bir şey seçebilirsiniz. Yoğun bir duygu size bir süre sonra sıradan gelebilir.

Filiz Şerbetçioğlu’ndan; Yargıların Esiri Olanlara…

Peki hal böyle iken hala neden yaşamınızı bu kavramlar içinde sıkıştırmaya çalışıyorsunuz? Ait olma zorunluluğu ile kendinizi esir ediyorsunuz ki?

Kırın o zincirleri ve sorun bakalım, gerçekten bu yaşadığım hayat bana mı ait? Yoksa ben birilerini kopyalıyor muyum? Ya da kendi yaşamınıza kolaylık getirecek başka sorular da olabilir … O kavramların içinde sıkıştırdığınız hayatlarınızı serbest bırakmak için ihtiyacınız olan tek şey zihninizi susturmak.

O çok konuşan, fakat sonucunda sizi kısıtlayan zihninizi bir kere devre dışı bırakmayı başarıp, bilinçli seçimler yapmaya başladığınızda… sonuçlar hayalleriniz bile ötesinde oluyor? Şimdi değilse ne zaman diyorum? Hayatınız ertelenecek kadar uzun, kaçıracak kadar da kısa olmayabilir.

Filiz Şerbetcioğlu

yym

Shall We? olmadan yapamaz O!

İlgili Makaleler

10 Yorum

  1. Sırf o sunulan kalıplara itiraz ettiğim için tüm gençliğim asi olarak tanımlandı. Sonuç; hala asi ruhluyum :)

  2. El alem ne der korkusu ile çocuklarımızın özgürlüğünü elinden alıyor ve saçma tabular içine hapis ediyoruz.“Kafeste doğan kuşlar, uçmayı hastalık sanırlar.” Alejandro Jodorowsky dediği gibi

  3. İnsanlar ne yazıkki tek değişkenli bir denklem değil. Hayatımızdaki tüm değişkenler bizi etkiliyor. İş, arkadaşlıklar, aile, sosyal çevre, kültürel faktörler, toplumsal yargılar, ekonomik denge vb. Bunlar bu kadar değişkenken ne özgürlük mümkün olabiliyor ne de insanın olmak istediği kişi olabilmesi. Ülkenin bitki örtüsünü olmaya çalıştığımız insan ve olmak zorunda kaldığımız insan arasında sıkışıp kalan yanımız oluşturuyor.

  4. Ben o tabuları yıkalı yıllar oldu Ve şuan geriye baktığımda iyi ki de yıkmışım diyorum Çünkü şimdi ki halimden çok memnunum Kendi fikirlerim doğrultuda yaşam sürdürmek gibisi yok

  5. Bir birey toplumda rahatça özgürce yaşayabilmesi için Şu elalem ne der gibi saçma olan cümleyi başta beyninden söküp atması gerek Çünkü malesef ebevenylerimiz bizlere bu saçma cümleyi yıllardır empoze edip durdular Umarım bizden sonraki jenerasyonlar bu saçma cümleye takılıp kalmazlar

  6. şu elalem ne der diye düşünürken kaçımız hayatlarımızı istediğimiz gibi sürdürebiliyoruz ki hep bir sorgulanıp yargılanma endişesi ne yazıkki

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu