Gündem

Devletçilik Dönemi Türkiye Ekonomisi

Ülkemizde 1930’lar, devletçilik dönemi olarak bilinir ve devletçi bir ekonomi anlayışı hüküm sürmektedir. Bu dönemde Türkiye ekonomisinin devletçi ekonomi anlayışına geçmesini sağlayan iki önemli etki mevcuttur. Bunlardan ilki 1929 yılında gerçekleşen Büyük Buhran’dır. Büyük Buhran, ülke ekonomisinin daha iç kapalı ve daha korumacı bir yapıya sahip olmasına neden olmuştur. Diğeri ise planlamacılık konusunda Sovyetler Birliği’nin etkisi altında kalınmasıdır. Ülkemizde devletçi ekonomi iki şekilde uygulandı. Bunlardan ilki kurumların ve şirketlerin devlet eliyle işletilmesi ve ikincisi ise fiyat mekanizmasının devlet tarafından kontrol edilmesiydi (Eroğlu, 2007). Bu dönemde görülen devletçi ekonomik anlayışın temel sebebi, özel sektör yatırımlarının yapılan teşviklere rağmen yetersiz kalmasıdır. İşte bu nedenden dolayı devlet, ekonomiyi kendi eliyle kalkındırmak istemiştir.

Devletçilik Dönemi ve Büyük Buhran

1929 krizinden hemen önce gerçekleşen kuraklık, tarımsal üretimi ve dolayısıyla ihracatı da olumsuz etkilemiştir. Bundan dolayı 1930’lu yıllarda ülkede dış ticaret açığını önlemeyi hedefleyen ekonomik politikalar uygulanmıştır. Örneğin 1920’li yıllarda ithalatın milli gelire oranı, yüzde 15 civarındayken bu oran 1930’lu yıllarda yüzde 7’lere kadar gerilemiştir. Bu dönemde 1938 yılı haricinde hiç dış ticaret açığı verilmemiştir. Öte yandan bu dönemde kamu harcamalarının, kamu gelirlerine denk olması da hedeflenmiştir.

Bu dönemin en önemli iktisadi olayı, Büyük Buhran olarak bilinir. Türkiye ekonomisi, büyük oranda bu krizin dışında kalabilmiş ve sanayileşebilmiştir. Sanayileşme, bu dönemde daha çok devlet eliyle gerçekleşti. 1933 yılında uygulanmaya başlanan Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, kalkınma programı olmanın aksine daha çok bir sanayi yatırımları planı olarak nitelendirilebilir. Uygulamaya sokulan ilk plan daha çok tüketim mallarına odaklanırken bu plandan 5 yıl sonra hazırlanan İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ise daha çok üretim mallarına odaklanmıştır. Bu dönemde Sümerbank, Etibank, Türkiye Şeker İşletmeleri, Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası gibi birçok KİT kurulmuştur. Bu dönemde kurulan KİT’lerin istenen başarıyı sağladığı söylenebilir.

Devletçilik Dönemi ve Kalkınma Planları

Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda hammaddelerin ülke içerisinde üretilmesi, yüksek sermaye gerektiren yatırımların devlet eliyle yapılması ve başlangıç kapasitelerinin yurtiçi tüketimi karşılayacak düzeyde olması hedeflenmiştir. Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı sayesinde önemli bir üretim gücü ve kurulan sanayi tesisleri aracılığıyla önemli miktarda istihdam artışı sağlandı.

Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın süresi henüz dolmadan 1936 yılında yeni bir kalkınma planı oluşturulmuştur. Bu plana göre madencilik, elektrik, ulaşım, toprak, gıda, kimya ve daha birçok alana yatırım yapılması hedeflenmiştir fakat İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte bu plan uygulanamamıştır. Ayrıca bu plan oldukça kapsamlı bir plan olmakla birlikte özel sektörün planın dışında kaldığı net bir şekilde görülmektedir.

Dönemin Para ve Maliye Politikası

Devletçilik döneminde sıkı sağlam ve istikrarlı bir para politikası anlayışı hakimdir. Bu dönemde uygulanan sıkı para politikası uygulandığı söylenebilir.  Dış borçlanmadan da bilhassa kaçınılmıştır. Öte yandan bu dönemde genişleyici maliye politikasından da uzak durulduğu söylenebilir. Ayrıca bu dönemde yeni vergiler koymak yerine mevcut vergilerin etkin bir şekilde uygulanabilmesine çalışılmıştır. Bu dönemde maliyenin en önemli hedefi, savurganlıktan uzak durarak denk bütçe uygulamak olmuştur. Ayrıca para politikası ve maliye politikasının da uyum içerisinde olduğu söylenebilir.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu