içinde

AğladımAğladım Şok OldumŞok Oldum

Deprem Gerçeğimiz

deprem

Deprem Gerçeğimiz başlıklı yazımda ülkemizin gündemini zaman zaman meşgul eden hepimizi ilgilendiren bir durumdan bahsettim: Deprem… Aktif fay hatları üzerinde yer alan coğrafyamızda deprem, hayatın bir parçası haline gelmiş durumda. Peki geçmişte bize çok acı tecrübeler yaşatan bu felaket için bizim neler yapmamız lazım? Son dönemde hem Ege bölgemizde hem de İstanbul’da meydana gelen depremler bizlere ne anlatıyor? Büyük İstanbul depreminin habercisi midir Silivri depremi? Geçmişteki büyük felaketlere değinerek uzman görüşlerine yer vererek cevaplamaya çalışacağım. Haydi bakalım keyifli okumalar.

Deprem Gerçeğimiz

Kıymetli takipçilerimiz, Türkiye coğrafyası, pek çoğumuzun bildiği üzere aktif fay hatları üzerinde yer almakta. Peki bu ne demek? Deprem bu coğrafyanın bir gerçeği demek. Özellikle Kuzey Doğu Anadolu (Erzurum-Erzincan-Muş), Marmara (İstanbul-Kocaeli) ve Ege (İzmir-Çanakkale) bölgelerimiz deprem yönünden büyük tehlike altında görünüyor. Bu bölgelerde yer alan ve parantez içlerinde bahsettiğim illerin haritadaki konumuna baktığımız zaman deprem gerçeğinin Anadolu’nun büyük kısmına yayıldığını ve milyonlarca insanın hayatını tehdit ettiğini anlamaktayız. Şimdi bu bölgelerde geçmişte meydana gelen büyük depremlere kısaca bir göz atalım.

Marmara

Tarihçi kişiliğimi birazcık ortaya koymam gerekiyor burada. İstanbul’da hemen hemen her 250 senede bir büyük depremler meydana geliyor kayıtlara göre. Hepsinden bahsetmeyeceğim tabii. Fakat 10 Eylül 1509 tarihine değinmem gerek. Bu tarih, Osmanlı tarihinin kaydettiği en yıkıcı deprem olarak biliniyor. Meydana gelen hasar ve can kaybı nedeniyle “Kıyamet-i Suğra” yani Küçük Kıyamet olarak adlandırılmış halk arasında. 109 camii ve 1070 ev tamamen yıkılmış. 13.000 civarı can kaybı yaşanmış! Gelelim yaklaşık 250 sene sonrasına… 1719 Mayıs ayında İzmit’i tamamen yerle bir eden depremde en az 1000 kişi can verdi. Ve bir 250 sene sonra… 17 Ağustos 1999… 03.02… Uykuda vurdu deprem. Ayrıntı vermeyeceğim… Merkez üssü Gölcük olan 7.4 büyüklüğündeki felakette 17.480 insanımız hayatını kaybetti…

Erzurum-Sarıkamış-Erzincan-Van

Çok gündeme gelmese de Erzurum da depremden büyük yaralar almış bir şehrimiz. 13 Eylül 1924 tarihinde meydana gelen depremde Erzurum’da meydana gelen ve 6.9 şiddetinde olan depremde 214 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, binlerce yapı tamamen veya kısmi olarak zarar görmüştür. Aradan 49 sene geçtikten sonra bu sefer daha ağır bir bilançoya neden olan bir felaket meydana geldi. 30 Ekim 1983 tarihinde, Erzurum-Sarıkamış arasını etkileyen 6.6 şiddetindeki depremde tam 1155 kişi hayatını kaybetti 30 binden fazla hayvan telef oldu. 27 Aralık 1939’da Erzincan’ı tamamen harabeye çeviren depremin boyutu 7.9! Yaklaşık 32.000 vatandaşımız depremde can verdi. 13 Mart 1992 tarihinde ise 6.6 büyüklüğünde meydana gelen depremde 653 insanımız hayatını kaybetti. 23 Ekim 2011 senesinde de bu sefer Van’da meydana gelen bir felakete şahit olduk. 7.2! 644 kişinin hayatını kaybettiği felakette tüm Türkiye kenetlenip deprem yaralarını sarmaya çalıştı.

İzmir-Çanakkale

Yine tarihe kısa bir yolculuk yapacağız. 1688 yılında İzmir’de meydana gelen depremde kayıtlara göre 5000 civarı can kaybı yaşandı. Üstelik depremin hemen ardından bir yangın felaketi baş göstermiş, şehir yerle bir olmuştu. İzmir’de halen Ege Denizi merkezli ufak çaplı yüzlerce deprem meydana gelmekte. 1953 senesinde Çanakkale’yi felakete sürükleyen 7.2 büyüklüğündeki depremde 265 kişi hayatını kaybetti.

Yaşanan Son Depremler Neyi Söylüyor?

Tarihler 24 Eylül 2019’u gösterdiğinde İstanbul Avrupa yakası ve Tekirdağ’da hissedilen ve Silivri merkezli 4.6 olan bir deprem meydana geldi. Sarsıntı insanları korkutmuştu. Bu gün de öğlen saatlerinde bu sefer daha büyük bir deprem yine aynı bölgede meydana geldi. Gelen bilgilere göre İstanbul’da yine Silivri açıklarında meydana gelen 5.7 büyüklüğündeki deprem klasik soruyu yeniden gündeme getirdi: Acaba bu deprem, uzmanların bizi sürekli uyardığı büyük İstanbul depreminin bir habercisi midir? 6. Uluslararası Deprem Sempozyumu’nda bu konuya değinen Kocaeli Üniversitesi Sismoloji Anabilimdalı Başkanı Prof. Dr. Fadime Sertçelik, 24 Eylül tarihinde meydana gelen deprem sürekli gündeme gelen büyük İstanbul depreminin ayak sesleri değil. Ancak bu durum, gerçeği değiştirmiyor çünkü yukarıda da belirttiğim üzere deprem, coğrafyamızın bir gerçeği. Verdiğim örneklerden de anlaşıldığı gibi bu felaket, tüm coğrafyamızı ve milyonlarca insanımızın hayatını tehdit etmekte. Peki biz bu durum karşısında ne yapmalıyız? Şimdi bunun cevabını verelim…

Depreme Karşı Nasıl Tedbir Alınır

Sevgili takipçilerimiz, deprem hiç şüphesiz bir felaket. Ancak felaketin boyutunu kat be kat arttıran maalesef bizim vurdumduymazlığımız, ihmalkârlığımız ve geçmişi çok çabuk unutuşumuzdur. Bu su götürmez bir gerçek. Ancak bu felaketin boyutunu ve etkisini küçültmek de yine bizim elimizde. Öncelikle zemini kaypak olan yerler yerleşim yeri olarak seçilmemeli, imara açılmamalıdır. Depreme dirençli yapılar inşa edilmeli, sırf üç beş kuruş cebe koymak için malzemeden çalınmamalı (17 Ağustos depreminde duvarların arasından çimento kağıdı çıktığını hatırlıyorum) ve yapı mevzuatına uyulmalıdır. Çığ bölgelerine, dik yamaçlara ve dik boğazlara bina yapılmamalıdır. Zehirli, patlayıcı, yanıcı malzemeler mutlaka sabitlenmeli ve düşmeleri engellenmelidir. Mutlaka ilk yardım eğitimi alınmalıdır. Sık sık deprem tatbikatı yapılmalıdır. Ağır ve büyük eşyalar konulan dolapların kapakları kilit mekanizmalarıyla sabitlenmelidir. Büyük eşyalar sabitlenmelidir.

Bilinçlenmek Zorundayız!

Her şeyden önce bilinçlenmek zorundayız kıymetli takipçilerimiz. Yukarıda verdiğim örnekler, ülkemizde meydana gelen binlerce deprem arasından seçtiğim bir kaç örnek sadece. Yaşanan her felakette can ve mal kaybının yanı sıra felaketi yaşayan kişilerde de büyük psikolojik sıkıntılar meydana gelmekte. Unutmayın, felaketin boyutunu azaltmak bizim elimizde. Başka yazılarda görüşmek dileğiyle, hoşça kalın!

 

Tren Yolculuğuna Ufak Bir Dokunuş

Yorumlar

Cevap bırakın
  1. malesef ki deprem kuşağında bulunuyoruz. ama deprem için bir önem almıyoruz. ancak kriz olunca mudahale etmeye çabalıyoruz. o da faydalı olmmuyor. önleyici tebdirler almak zorundayız.

  2. Deprem gerçeğimiz fakat buna dair hala ve hala hiçbir önlem alınmıyor. Evimizde ciddi hasarlar var, daha büyük bir depremde ne olur belirsiz.

  3. Gerçekten beni çokkk korkutuyor. İzmir’de yaşayan biri olarak daha şiddetlilerinin olduğunu bildiğim için her zaman hazırlıklı olunması gerektiğini hatırlatmak lazım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

West sendromu nedir

West Sendromu Nedir?

zona hastalığı nedir

Zona Hastalığı Nedir?