içinde

Cumhuriyet Ebediyyen Yaşasın!

cumhuriyet

Cumhuriyet Ebediyyen Yaşasın! Adlı tarihi yazı dizisine hepiniz hoş geldiniz büyük ve kahraman Türk ulusunun asil evlatları! Bu yazımı Gazi Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarına, şehitlerimize, gazilerimize ve büyük Türk ulusuna ithaf ediyorum!

Cumhuriyet Yolunda

Anadolu… İşgal edilmiş, düşman çizmesi altında ezilmekte bereketli toprakları. 15 Mayıs 1919’da İzmir işgal edilmiş, Hasan Tahsin isyan kıvılcımını yakmıştı. 19 Mayıs’ta ise mavi gözlü sarışın bir Türkmen balası Samsun’a ayak basmıştı. 30 Mayıs 1919’da niyetini açıkça belli eden Havza Genelgesi’ni yayımlayarak ilk işareti vermişti. 12 Haziran’da Amasya’ya geçti ve top yekun direniş emri veren Amasya Genelgesi’ni 22 Haziran 1919’da ilan etti. Türk ulusu, göreve çağırılıyordu.

Erzurum Kongresi

İki müdafaa-ı hukuk cemiyeti tarafından düzenlenen kongre için Mustafa Kemal, 3 Temmuz’da geldi Erzurum’a. 8 Temmuz’da askerlik görevinden istifa etti ve ertesi gün müdaafa-i hukuk cemyetinin Erzurum başkanı seçildi. 23 Temmuz 1919’da 56 delegenin katılımıyla toplanan kongre kararları, direniş ateşini körüklüyordu. Yeni bir devlet vurgulanıyordu. Bir temsil heyeti oluşturuldu. Halkın seçtiği bir heyet. Bu, cumhuriyet adlı çocuğun ayak sesleriydi.

Sivas Kongresi

Damat Ferit ise Mustafa Kemal’i tutuklatmak fikrinden vazgeçmiş, direkt öldürtme kararı almıştı. Elazığ valisi Ali Galip’e Sivas Kongresi’ne engel olmasını, Mustafa Kemal’i öldürmesini emretti. Ne gariptir ki Ali Galip’in yanında İngiliz istihbarat subayı Binbaşı Noel de vardır. Güneydoğu bölgesini karıştıran Noel. Nam-ı diğer “Kürt Lawrance…” Ancak Mustafa Kemal, durumu haber alarak karşı harekete geçti. Ali Galip ise kaçtı. İşte bu atmosferde, yokluk içinde toplandı Sivas Kongresi. 4-7 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanan kongreden çıkan kararlar, milleti şahlandırıyordu. Kuvva-yı Milliye desteklenmiş, müdafaa-i hukuk cemiyetleri birleştirilmiş, manda ve himaye kesin bir dille reddedilmişti.

İsyan Büyüyor

Mustafa Kemal’i öldüremeyen Damat Ferit görevden alınmıştı. İstanbul, engelleyemediği bu hareketi resmen tanıdığında tarihler 20-22 Ekim 1920’yi gösteriyordu. İstanbul, halkın seçtiği o ilk birimi, Temsil Heyeti’ni resmen tanımıştı. 12 Ocak 1920’de son Mebusan Meclisi toplanıp 28 Ocak’ta Misak-ı Milli ilan edilince 16 Mart’ta İstanbul resmen işgal edildi. Artık bir meclis yoktu. Yunan orduları da Anadolu içlerine ilerlemeye başlamıştı. Bu olaylar sırasında Mustafa Kemal, Temsil Heyeti’yle Ankara’ya gelmişti. Anadolu’nun ortasında tehlikeden uzak bu yer, merkez olmak için idealdi. 23 Nisan 1920! İlk meclisimiz en içten dualarla açılmıştı.

Ya İstiklal Ya Ölüm!

Doğu cephesi, 15. Kolordu komutanı Kazım Paşa tarafından zaferle sonuçlandırılmıştı. Güneyde ise Kuvva-yı Milliye var olma savaşı veriyordu. 12 Şubat 1920’de Sütçü İmam, Türk’ün çelik yumruğu olmuş, Maraş’ı dar etmişti Fransızlara. Urfa’da ise Ali Saip Bey, kurt gibi atılmıştı Fransız birliklerinin üstüne. Fransızlar burada da tutunamayıp 12 Nisan 1920’de çekilmek zorunda kaldı. Ahh Antep… Can Antep… 1 yıl direndi kalabalık Fransız ordusuna. Üsteğmen Salih Bey nam-ı değer “Şahin Beğ” kahramanca çarpışmıştı. 14 Yaşındaki Kamil, anasına uzanan küfür pençesini kırmak için direnince süngülerle paramparça edilmişti. Daha fazla direnemedi Antep. 1 yıllık direnişin ardından “Gazi” oldu.

I. İnönü Zaferi

Asıl büyük savaşlar Batı Cephesi’ndeydi. Düzenli orduya girmek istemeyen Çerkez Ethem ihanet etmişti. Yunan orduları buna güvenerek harekete geçti. Eskişehir-Afyon yönünde ilerlemek isterlerken karşılarına Albay İsmet Bey komutasındaki Türk ordusu çıktı. Tarihler 10 Ocak 1921’i gösterirken Yunan ordusuna karşı ilk zaferimizi aldık. İtilaf Devletleri, Sevr’e makyaj yaparak Londra Konferansı kararlarına dönüştürmüş ancak bu kararlar reddedilmişti. Direniş, Türk yurdu tamamen hür olana kadar devam edecekti.

 

II. İnönü Zaferi

Yunan ordusu tekrar harekata başlamıştı. 23 Mart’ta başlayan Yunan taarruzu yine İsmet Bey tarafından karşılandı ve 1 Nisan’da Yunan ordusu çekilmek zorunda kaldı. Ancak 10 Temmuz’da yapılan Kütahya-Eskişehir muharebelerinde ordumuz tutunamadı ve Mustafa Kemal’in emriyle Sakarya Nehri’nin doğusuna çekildi. Bu sırada 7-8 Ağustos 1921’de Tekalif-i Milliye emirleri ilan edildi. Bu olayla lojistik destek sağlanmıştı.

Sakarya Meydan Savaşı

Mustafa Kemal, idareyi ele alarak ordunun başına geçmişti. 23 Ağustos 1921’de taarruz emri geldi ve 13 Eylül’de Yunan ordusu püskürtüldü. 1683’teki II. Viyana bozgunundan bu yana ilk kez genel taarruzda geçmişti Türk milleti. Bu zaferin ardından meclis tarafından 19 Eylül 1921 tarihinde Mustafa Kemal’e “Mareşal” rütbesi verildi.

 

Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı

26 Ağustos 1922… Asırlar evvel büyük Türk hakanı Sultan Muhammed Alparslan’ın Malazgirt’te Türk’e bir vatan hediye edişinin yıl dönümü. Sabah 05.30 sularında Türk topçu atışlarıyla başlayan genel Türk taarruzu 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da destansı bir mücadeleye dönüştü. 1 Eylül’de ise son darbeyi vuracak emir geldi:” Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!” 9 Eylül 1922’de ise Türk orduları, İzmir’e girdi. Can İzmir’e… Vatan İzmir’e…

 

Mudanya’dan Lozan’a

11 Ekim 1922… Mudanya Ateşkes Antlaşması’yla büyük mücadelemiz kabul ettirildi. Artık diplomasi savaşları verilecekti. Ülkede bütünlük sağlanmıştı. 24 Temmuz 1923 tarihinde ise Lozan Barış Antlaşması imzalanmış, Türk devleti hükmünü saydırmıştır yedi düvele.

Türkiye Cumhuriyeti!

Lozan’dan sonra herkes “savaş bitti” dese de Gazi Mareşal Mustafa Kemal henüz hedeflerine tamamen ulaşmamıştı. Millet kendi kendini idare etmeliydi. Bu uğurda verilmemiş miydi bu kadar can? Zaferler ne diye kazanılmış, kan ve barut kokusu ne diye solunmuştu buram buram? 28 Ekim 1923… Gazi Mareşal dostlarını çağırdığı yemekte “Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz” dedi. Konuklar dağıldıktan sonra İsmet Bey’le baş başa kaldılar ve beraber yeni yasaları içeren bildiriyi hazırladılar. 29 Ekim 1923! TBMM’de Türkiye’nin bir “cumhuriyet” olduğu ilan edildi. Artık millet, kanıyla kazandığı toprakları kendisi yönetecekti. Artık söz sahibi, ebediyyen Türk ulusuydu. İlelebet, Cumhuriyet!!!

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün Hayatı-2

Yorumlar

Cevap bırakın
  1. 29 Ekim 1923! TBMM’de Türkiye’nin bir “cumhuriyet” olduğu ilan edildi. Artık millet, kanıyla kazandığı toprakları kendisi yönetecekti. Artık söz sahibi, ebediyyen Türk ulusuydu. İlelebet, Cumhuriyet!!!

  2. 1683’teki II. Viyana bozgunundan bu yana ilk kez genel taarruzda geçmişti Türk milleti. Bu zaferin ardından meclis tarafından 19 Eylül 1921 tarihinde Mustafa Kemal’e “Mareşal” rütbesi verildi. Taarruz için geçen aradaki zaman farkı her şeyi anlatıyor! Mustafa Kemal’in askerleriyiz!

  3. Bazen en anlamlı kelimeler yerlerini gurur diye bir hissiyata bırakır. Ki bu his tüm kelimelerin anlamını yitirmesine yol açar, çünkü gurur hepsinden güzeldir.

    Açtığın yolda, gösteridiğin hedefe…
    Huzurla uyu Ata’m <3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

terracotta

Terracotta Askerlerinin Öyküsü

titus-tuneli

Titüs Tüneli: Roma’nın Çılgın Projesi