Tarih

Çiçero: Yüzyılın Casusu İlyas Bazna

Çiçero ismini tarihin derinliklerinden hatırlayanlarınız olacaktır ancak burada anlatacağım kişi Romalı Çiçero değil elbette. Bu sefer daha yakın bir tarihe gideceğiz ve dünyanın enünlü casuslarından olan İlyas Bazna’yı anlatacağız. E toplanın yamacıma yamacıma…

Çiçero Olmadan Önce İlyas Bazna

Tarih saatinin kadranları insan ruhlarından mürekkeptir efendim. İşte o kadranlar 1904 yılını gösterdiğinde Priştine’de dünyaya gözlerini açtı İlyas Bazna. Bir müddet Kosova’da yaşadılar ailecek. Ancak Sırpların işgal hareketleri nedeniyle 1918 yılında İstanbul’a taşındılar. Bis süre sonra askerlik hizmetine giren Bazna, görevinin bir kısmını Çankaya Köşk’nde, Atatürk’ün yanında yapmıştır.

Çiçero İçin Zor Zamanlar

Askerlik hizmwtini tamamladıktan sonra ticarete atılma kararı alan Bazna bu kulvarda başarılı olamadı. Çeşitli konsolosluklarda kapıcılık, şoförlük yani amiyane tabirle getir-götürcülük yaptı. Çiçero için zor zamanlardı ve o, bunu aşmanın bir yolunu arıyordu. Ancak o, elçiliklerde uşaklık yapmaktan öteye geçemiyordu. Fakat bu kötü pozisyon bir anda onun önünü açacak pozisyon oluverecekti…

Gedikli Uşak

Diye tabir edersem lütfen kızmayın. Çünkü Yugoslavya ve Almanya’nın Ankara büyükelçiliklerinde uşaklık yaptı Bazna. Fakat Alman büyükelçisinin mektuplarını gizlice okurken yakalanınca buradaki işinden oldu.

Ve Tarihler 1943…

Yılının Eylül ayını gösterdiğinde bu sefer Büyük Britanya’nın Ankara Büyükelçisi için uşaklık yapmaya başladı. Bazna’nın kişisel becerileri, büyükelçiyle samimiyeti ilerletmesine zemin hazırladı. Zira sesi çok güzeldi. Hatta opera eserleri okuyacak kadar yetenekliydi ve büyükleçi operayı çok seviyordu. Elçilikte çalışanlar için Bazna tam bir uşaktı. Saf ve her türlü hizmete amade… Fakat Çiçero bundan çok uzak bir yapıdaydı. Her şeyden önce İngilizlerden nefret ediyordu.

Çiçero İş Başında!

Bir yandan İngilizlerden nefret eden Bazna, diğer taraftan da para hırsıyla hareket ediyordu. Nihayet tarihler 26 Ekim 1943’ü gösterdiğinde önemli bir karar aldı: İngiliz belgelerini Almanlara para karşılığı satmak! Bunun için de Alman istihbaratı ile iletişime geçti. Her bir belge karşılığında 20.000 sterlin alacaktı. Ama bir sorun vardı. İngiliz belgeleri Büyükelçi Hugassen’in özel kasasındaydı ve Hugassen, anatharı banyodayken bile her zaman boynunda taşıyordu. Anahtarı almak ise mümkün görünmüyordu. İşte Çiçero, marifetini burada gösterecekti.

Balmumu Mucizesi

Hugassen ve Bazna çok yakındılar. Öyle ki Bazna, Hugassen’e banyo bile yaptırıyor, sırtını sabunluyor ve bu sırada ona opera eserleri söylüyordu. Bu ise bulunmaz bir fırsattı. Alman istihbaratı Bazna’ya balmumundan bir düzenek verdi. Bazna bir şekilde anahtarın kopyasını almalıydı. Yine bir gün büyükelçinin sırtını sabunladığı sırada kaşla göz arasında balmumuna anahtarı basmayı başardı. Artık anahtara ihtiyaç yoktu. Hugassen her duşa girdiğinde kısacık bir zaman diliminde kopya anahtarla kasayı açtı ve belgelerin fotoğraflarını çekti Çiçero.

Önemli Belgeler

Fotoğraflanan belgelerde İngiltere’nin Türkiye koridoruu kullanarak Sovyetlere nasıl yardım gönderdiği, Türk topraklarındaki operasyonlar, Türkiye’nin müttefik ülkelerin yanında savaşa girmesi için hazırlanan planlar, Ege Denizi üzerine kurulan planlar vardı. Kısacası savaşın kaderini değiştirebilecek belgelerdi.

Güvensizlik Bu İşte Esastır

Bu başlığı şöyle izah edeyim. Almanlar her ne kadar Bazna ile anlaştıysa da ona pek güvenmiyorlardı. Bu nedenle ilk kelen bilgilere inanmadılar. Oysa 2. Dünya Savaşı zamanlarıydı ve Bazna onlara İngiliz ordusunun manevralarından tutun da İngiltere’nin Türk topraklarını nasıl kullanacağını gösteren planlara kadar çok değerli belgeler satmıştı. Belgelerden birisinde 1944’te Balkanlar’da Alman ordusuna karşı bir saldırı düzenlendiği yazıyordu. Ancak Almanlar buna da inanmıyordu. Nihayetinde Almanlar Sofya’da kendilerine düzenlenen bir saldırıdan sonra Bazna’ya güvenmeye başladılar.

İngilizler de Boş Değil

E tabi o kadar olay olunca, planları birer birer suya düşünce İngilizler de harekete geçti. Belgelerde Türkiye’nin müttefiklere yardım ettiği yazıyordu ve bu gizli bir bilgiydi. Almanlar iise bunu “bir şekilde öğrenmiş” ve Türkiye’ye sert bir nota vermişti. Müttefik kuvvetlerin hemen hepsi, İngiliz elçiliğinde bir istihbarat zaafiyeti olduğundan emindi. İlk önce elçilikteki personelin hepsi çıkartıldı. Çiçero sonun yaklaştığını görüyordu. Üstelik elçilikte sekreterlik yapan Lena adındaki bir kadında ABD casusu çıkmıştı! Almanlara tam 300.000 sterlinlik belge satmıştı Çiçero. Bu, o dönemler için çok çok çok büyük bir servetti. Zamanın dolduğunu anlayan Bazna, servetini de alıp Arjantin’e kaçtı. İngilizler casusun o olduğunu öğrendiğinde şok geçirmişti. Hugesson ise hala inanamıyor, onun aptal olduğunu ve İngilizce bile bilmediğini söylüyordu.

Kazıkların En Büyüğü!

Para hırsıyla hareket eden Bazna kurtulduğunu düşünüyordu. Artık rahata erebilirdi. Babasının ölümünden sorumlu tuttuğu İngilizleri fena tokatlamıştı. Peki gerçekten de öyle miydi? İşin bir de Almanlar kısmı vardı. Sahi, nasıl ikna olmuşlardı belge başına 20.000 sterlin gibi yüksek bir paraya? İşte o an acı gerçeği öğrendi Çiçero. Almanların ona ödediği her sterlin sahteydi. Bizzat Almanlar tarafından basılıp piyasaya sürülmüş sahte sterlinler… Çiçero kazıklanmıştı.

Tazminat Davası

Bazna savaş sonrasında Almanları mahkemeye verdi ve tazminat talep etti. Çünkü o bu belgeler için hayatını riske atmıştı. Mahkemeyi kazansa da kendisine ödenen tazminat küçüktü. Yine dönememişti köşeyi. Ancak bizzat kaleme aldığı Ben Çiçero’yum adlı kitabıyla epeyce para kazandı. İlyas Bazna, 1970 yılının Aralık ayında hayatını kaybettiğinde, kazandığı paradan da eser kalmadığı ve fakir birisi olarak öldüğü öğrenildi.

 

İngiliz Kemal: Bir İstihbarat Destanı

 

Malahay

KTÜ mezunu bir tarihçi, sosyal bilimlerin en fantastik savunucusu, Shallwe içerik üreticisi...

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu