Hayata Dair

Carl Edward Sagan Kimdir?

Bugün bizler için Carl Edward Sagan ile ilgili bilgileri Yunus Sertaç Yoldaş derledi. Kendisine verdiği bilgiler için teşekkür ediyoruz.

“Bir yerlerde inanılmaz bir şey keşfedilmeyi bekliyor.”

CARL EDWARD SAGAN KİMDİR?

Carl Edward Sagan, Amerikalı Gök bilimci- Astrofizikçi. Bilimin popülerleşmesi için yaptığı çalışmalarla tanınır. (9 Kasım 1934-20 Aralık 1996)

Uçsuz bucaksız evren üzerine kafa yormak insanı tevazu sahibi yapar. Bilimin popülerleşmesi için yaptığı çalışmalarla da tanınır. Astrofiziğin öncülerindendir ve Dünya Dışı Yaşam Araştırması’nın ilerlemesinde büyük katkıları olmuştur.

Carl Sagan ile tanışmam Cosmos serisi kitapları ile başlamıştı. Evrenin ne kadar geniş olduğunu düşünürken aslında kitabı okudukça düşündüğümden de geniş olduğunu düşünmeye başladım. Bir yerlerde bir şekilde hayat/hayatlar var. Bu kadar büyük bir evrende sadece dünyada hayat olması saçmalık diye düşünmeden edemiyor insan. Ve okudukça kitaplarını aslında evrende çok da önem arz etmediğimizi düşündürüyor insana.

“Tüm evrende yaşam sadece dünyada var ise, bu çok gereksiz bir yer israfı olurdu” sözleriyle özetler insanlığın evreni keşfetme merakını.

Ve konuyla ilgili şöyle diyor;

“Evrenin derinliğinden bu fotoğrafı çekmeyi başardık. Bu fotoğrafa dikkatli şekilde bakarsanız orada mavi bir nokta göreceksiniz. O noktaya iyi bakın. O nokta işte burası, evimiz, dünyamız… o noktada biz varız, sevdiğimiz herkes, tanıdıklarımız, adını bildiklerimiz, geçmişte yaşamış bütün insanlık tarihi, acılarımız ve sevinçlerimiz, gelmiş geçmiş bütün insanlar hayatlarını o mavi noktada geçirdi. Bütün insanlar tarihindeki bütün kendinden inançlarını, ideolojilerini, ekonomik öğretilerini, her avcı ve yağmacı, her kahraman ve her korkak, uygarlıkların mimarları ve yıkıcıları, her kral ve her köylü, birbirine aşık olan çiftler, her anne ve baba, umutları olan her çocuk, her bir kaşif ve mucit, ahlak değerleri öğreticisi her öğretmen, gerici her politikacı, her bir parlamış önder, her masum, her günahkar işte orada yaşadı. Güneşin ışınında asılı duran o mavi toz zerreciğinde.”

Dünya devasa evrende yer alan küçücük bir sahnedir. Bütün o komutan ve kralların akıttıkları kan göllerini düşünün. Şan ve şöhret içerisinde bu noktanın küçücük parçasında kısa bir süre için efendi olabildiler. Bu mavi noktanın bir köşesinde yaşayanların, başka bir köşesinde yaşayanlara ve zar zor ayırt edilen diğerleri üzerinde kurdukları otoriteyi ve uyguladıkları zulmü bir düşünün. Anlaşamama ne kadar çok, birbirlerini öldürmeye ne kadar istekliler, nefretleri ne kadar yoğun!!..

Bu nokta gibi görünen mavi soluk ışık, bütün o kendimizi dev aynasında görmelerimize, kendi kendimize anlamlandırdığımız önemlere ve devasa evrende öncelikli bir konumda olduğumuz yolundaki yanlış inancımıza meydan okuyor. Dünyamız, çevremizi saran büyük evrensel karanlığın içinde yalnız başına duran bir toz zerreciğinden ibarettir. İçinde yaşadığımız bu bilinmezlik ve bütün bu uçsuz bucaksızlığın içinde, başka bir yerden bir yardım geleceğine ve bizi bizden kurtaracağına dair bir ipucu yoktur.

Dünyamız; şu ana kadar yaşamın olduğunu bildiğimiz tek gezegen.

En azından yakın bir gelecekte türümüzün gidebileceği başka bir yer mevcut değil. Evet ziyaret ediyoruz ama yerleşemiyoruz. Beğensek de beğenmesek de dünyamız şu an için yaşayabileceğimiz tek yer.

Gök biliminin kişiliği geliştiren ve alçak gönüllü bir uğraşı olduğu söyleniyor. İnsan kibrinin akıl almazlığını, bu küçük dünyamızın uzaktan çekilmiş fotoğrafından daha iyi gösterecek bir şey yoktur. Çok uzaklardan çekilmiş bu fotoğraf, bildiğimiz tek evimiz olan bu dünyamızı, daha içten paylaşmamız gerektiğini ve şefkat gösterip korumamız gerektiği konusunda sorumluluğumuzun altını çiziyor.

Son olarak da birkaç düşündürücü sözünü buraya bırakmak istiyorum.

· Bilim bir bilgi topluluğundan daha fazlasıdır, evreni şüpheciliklikle sorgulamanın bir yoludur, bir düşünme şeklidir.

· Aşık olunca tüm dünyaya duyurmak isteriz; bilimi açıklamamak bana ahlaksızca geliyor.

· Tüm evrende yaşam sadece dünyada var ise, bu çok gereksiz bir yer israfı olurdu

· İnanmak değil, bilmek istiyorum.

· Kanıtın olmaması yokluğun kanıtı değildir.

· En acımasız tarihi derslerden biri şöyledir; Çok uzun zamandır aldatılıyorsak, aldatılmayı ortaya koyan her kanıtı reddederiz.  Artık gerçeği öğrenmekle ilgilenmeyiz.  Bu aldatmaca bizi tutsak etmiştir.  Çünkü bu tuzağa düştüğümüzü kendimize itiraf etmek, son derece acıdır.

Yunus Sertaç Yoldaş

Corona İlacı Bulundu mu? Prof. Dr.Ercüment Ovalı Açıkladı.

İlgili Makaleler

10 Yorum

  1. Belki de birgün yaşabileceğimiz dünyadan daha farklı bir yer olur kim bilir. :) Şimdilik yaşayabildiğimiz tek yerin kıymetinizi bilmemiz lazım. Bu değerli bilgi içerikli yazı için emeğine sağlık.

  2. Tüm evrende yasam sadece dünyada var ise bu gereksiz yer israfı olurdu… Bu cümleye bittim ve insan aşık olunca bunu duyurmak ister bilimi acıklamamak bana ahlaksızca geliyor.. Altı oyle derin ki, sadece bir defa degil bikaç kez okunması gereken Bi içerik olmus emeginize saglık

  3. Düşündükçe boşlukta daha da küçüldüğümü hissediyorum. Bi müddet sonra yok olmak ve tüm o yaşanmış/yaşanacak önemli hatta çok önemli büyük olaylar bana gayet basit geliyor. Hiçliği düşünmekse huzur.

  4. Astrofizik konusunda çok üst düzey bir biliminsanıdır. Kozmos kitabını okuyanlar bilir çok ayrı bir düşünce yapısı var adamın…

  5. Bilim bir bilgi topluluğundan daha fazlasıdır, evreni şüpheciliklikle sorgulamanın bir yoludur, bir düşünme şeklidir. Ne güzel demiş üstat.

  6. Yunus kalemine sağlık
    Soluksuz okudum harika bildiler var. Özellikle mavi toz zerreciği olduğumuz kısmı çok ilginç ve ilgi çekiciydi

  7. Evren ucu bucağı olmayan bir diyar…Yazınızı soluksuz okudum.Çok etkileyici olmuş.Teşekkürler :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu