içinde ,

Büyük İskender: Helen İmparatorluğu Öyküsü

Büyük İskender: Helen İmparatorluğu Öyküsü

Büyük İskender, bugün kimse sorarsanız sorun gelmiş geçmiş en büyük askeri dehalardan birisi olarak gösterilir ki çoğu kişiye göre ilk 3’tedir. Öyle ki pek çok kudretli komutan içten içe ondan feyz almış, onun gibi olmaya çalışmıştır. Çünkü İskender yalnızca büyük bir fatih değil, doğu ile batı arasını tek bir çatı altında toplayabilmiş ilk hükümdar ayrıca. En iyisi en başından alalım ve sizlerle uzun zamandır yapmadığımız bir tarih gezisi yapalım…

Büyük İskender

Ya da diğer lisanlardaki adıyla Alexander, M.Ö 356 yılında dünyaya geldi. Doğum yeri Makedonya’da bulunan Pella kasabası dolayları. Babası Makedonya hakimi II. Philippos annesi ise Epiros Prensesi Olympias… İskender, küçük yaşlarından itbaren çok sıkı bir eğitim gördü. Öyle ki öğretmenlerinden birisi Aristo’ydu ve edebiyattan siyasete pek çok alanda tam üç yıl eğitim gördü ondan. Buna şaşırmamanızı öneririm zira Makedonya hükümdarları, Yunan filozoflarını onur konuğu olarak ağırlar ve onlara art niyet gütmezlerdi.

Tahtta Genç Bir Kral

Yıl M.Ö 336… Makedonyalı II. Phlippos bir suikast sonucu öldürülünce genç yaştaki İskender de kral ilan edildi. İlk iş olarak kuzeyden gelebilecek tehditlere karşı hazırlık yaptı ve M.Ö 335 yılında Trakya üzerine yürüdü. Sefer çok kanlı geçti. Öyle ki genç kralın öldüğü söylentileri yayılınca Yunan devletleri isyan etmeye başladılar. Ancak gerçek böyle değildi. İskender, yönünü bu sefer isyancılar üzerine çevirdi ve isyanları büyük bir şiddetle bastırdı. Yunan devletleri artık Makedonya hakimiyetini tanımıştı…

Büyük İskender ve Avrasya İmparatorluğu

Tarihte her büyük devletin hesaplaşmak istediği başka büyük devletler de olmuştur. Hunlar ve Göktürkler Çin ile, Doğu Roma Sasani ile… İşte Büyük İskender de kılıcına denk bir rakibi gözüne kestirmişti. Amiyane tabirle en büyük olabilmek için en büyüğü devirmek kanunu vardı. O dönemde ise her ne kadar karışıklık yaşamış olsa da Pers İmparatorluğu, İskender’in gözüne kestirdiği bir rakipti. Ancak İskender’in tek niyetinin savaş olmadığını anlıyoruz. Zira kendisi M.Ö 334 yılında kılıcının ucunu Doğu’ya çevirdiğinde yanında tarihçi, mimar, mühendis ve daha pek çok alandan bilim insanıyla birlikte yola çıktı. Buradan da anladığımız üzere o, aynı zamanda bir kültür imparatorluğu kurmak istiyordu.

III. Darius İle Hesaplaşma

İskender, orduyu çok iyi hazırlamıştı. Üstelik askerleri ona büyük bir sadakatle bağlıydı. Büyük bir disiplin içinde M.Ö 334 yılında çıktığı Asya seferinde sadece bir yıl içinde tüm Anadolu’yu kendi topraklarına kattı. İssos Körfezi’nde büyük bir Pers orduysuyla karşılaştı ki Pers ordusunun mevcudu, çok çok daha fazlaydı. Ancak savaşı yalnızca sayı kazanmaz. Pers İmparatoru III. Darius her ne kadar ordusunun büyüklüğüne güvense de İskender askeri dehaydı. Phalanks adı verilen birlikleri, uzun mızrakları ve ağır kalkanları sayesinde hem hücumda hem savunmada mükemmeldiler. Savaş sonucunda Dairus Babil’e kaçtı. İskender her ne kadar büyük bir zafer kazanmış olsa da Pers imparatorunu esir almadan kesiin başarılı olamayacağını düşünüyordu.

Bu nedenle yoluna devam etti ve güneye indi. Bir Fenike şehri olan Sur gibi pek çok önemli kenti ve limanı elde etti. Daha sonra ise Mısır’a gitti. Mısır’da büyük bir başarı kazandı. Zannım odur ki bu başarıları onun aynı zamanda laneti olacaktı. Çünkü İskender, fethettiği yerlerde haddinden fazla değer görmeye başlamıştı. Öyle ki çoğu yerde tanrı-kral yakıştırması bile yapılıyordu. Zaten firavunlar vasıtasıyla bu meseleye çok da uzak olmayan Mısır halkı yeni kralına da bu yakıştırmayı yapıyordu. İskender, burada tarihin gördüğü en muhteşem şehirlerden bir tanesini kurdu: İskenderiye…

Doğuya… En Doğuya!!!

Her fetihten sonra daha da hırslanan İskender Akdeniz’den Mezopotamya’ya yöneldi. Bu sürede Darius’un ordusu da yenilenmişti. M.Ö 331 yılında yapılan savaşta İskender bir kez daha karşısındaki büyük Pers ordusunu devirmeyi başardı. Sonunda tüm Pers topraklarını fethetmeyi başardı ancak… Yine de yetinmiyordu. Afgan topraklarında Baktriya’yı da aldıktan sonra buranın prensesi olan Roxana ile evlendi. Sonra yönünü Hindistan’a çevirdi. Yerel halktan da asker toplayarak büyük bir ordu toplamıştı. Ancak yabancıydı askerler ve bu da bir sorundu. Öte yandan Hindistan’daki muson iklimi, askerlerin daha önce karşılaşmadığı bir durumdu. Hastalık baş gösterince homurdanmalar hoşnutsuzluğa dönüştü. Büyük bir isyan patlak vermemesi için İskender geri dönmek zorunda kaldı. Taaaa Makedonya’dan beri asla geri adım atmamış olan namağlup kudretli komutan, geri çekilmek zorunda kaldı.

Biir Fatihin Düşüşü

Bir yeri fethetmek istiyorsanız asker gücünüz olmalı. Ancak bir yerde kalıcı olmak istiyorsanız bundan çok daha fazlası olmalı. Nihayetinde İskender, uzak diyarlardan gelmiş bir yabacıydı. Kadiim Pers kültürü her geçen gün onu daha fazla etkiliyordu. Memuriyette daha fazla Persliye yer veriyordu. Asıl işi başarmış olan Makedonyalı subaylar ise hoşnutsuzdu. Nihayet İskender 10.000 kişilik bir Makedonyalı kafliesini büyük armağanlar vererek ülkelerine geri gönderdi. Kendisi ise tamamen Perslerden oluşan yeni bir ordu kurdu. Aklındaki hiç şüphesiz kendi kültürünü burada hakim kılmaktı. Ancak bunun için yeterli donanıma ve şartlara sahip değildi. Evet yeni şehirler kurmak istiyordu… Yeni sulama kanalları yaptırmak ve gittiği yerleri ihya etmek istiyordu. Ancak bunu yapmasının yegane yolu, kaçınılmaz tekniği; yerel kültüre baş eğmekti. O, zaten tüm kademelere Persliler olmak üzere diğer yerel yöneticileri getirerek ve Pers prensesleyle evlenerek yapmıştı zaten.

Yukarılarda bir yerde de zikrettim. İskender’in kudreti, onun laneti oldu. Babil’e yöneldi. Burada yeni şehirler kurmak istedi. Kudretini ve yenilmezliğini buraya da kabul ettirmek istedi. Ancak onun istediği bir bakıma ölümsüzlüktü çünkü Orta Doğu memleketlerindeki tanrı-kral yakıştırması onu buna çekiyordu. Ancak Büyük İskender ölümlüydü. M.Ö 323 yılında henüz 33 yaşında olmasına rağmen bir eğlence sonrasında aniden ateşlenerek öldü.

Büyük İskender İçin Bir Son Not

Büyük İskender’in kurduğu Helen imparatorluğu her ne kadar ölümünden hemen sonra yıkılmış olsa da kendisinden sonraki hemen hemen tüm kudretli komutanın hayali oldu. Doğu ve Batı’yı tek çatı altında birleştime ülküsü pek çok ordunun kovaladığı bir vaha oldu. Büyük İskender ise o komutanların olmak istediği kişi olarak tarihin tozlu sayfalarında yerini aldı… Bir tarihçi olarak saygılarımı sunuyorum. Başka yazılarda görüşmek dileğiyle… Hoşça kalın.

 

Dalai Lama Kimdir?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

yoğurtlu yaz tatlısı: serinlemek için birebir

Yoğurtlu Yaz Tatlısı: Serinlemek İçin Birebir

Bir Erkeği Kendine Nasıl Aşık Edersin? Erkekleri Aşık Etmek Çok Kolay!