içinde

Bruce Lee: Bir Ejderin Öyküsü

bruce lee: bir ejderin öyküsü

Bruce Lee, dövüş sanatları konusunda hala pek çok kişiye göre gelmiş geçmiş en yetenekli kişiyken onun hayat hikayesini yazmasam olmazdı. Ben de bazen filmlerine denk gelir hayretle izlerdim. Her ne kadar o anlarda “aaaabi film işte yaaaa” desem de bazı antrenman videoları cidden beni benden almıştı. Bakalım efsane isim hayatta hangi duraklardan geçmiş. Yazımıza geçmeden evvel tüm İslam aleminin Kurban bayramını en samimi hislerimle kutlarım…

Bruce Lee: Bir Ejderin Öyküsü

Normalde diğer ünlü simalarda yaptığım gibi vu bölümde onun hayattaki ilk yılları, gittiği okullar vesaire hakkında bilgi verirdim. Ancak burası ilginçtir bu klişeyi atlayacağız. Neden mi? Çünkü kendisi daha 3 aylıkken bile bir filmde rol almış. Durun en iyisi baştan anlatayım. Lee ailesi aslen 1939’da Hong Kong dolaylarından Amerika’ya taşınır. Baba, bir opera sanatçısıdır. İşte Bruce Lee de Amerika’da, San Fransisco’da dünyaya gözlerini açar 27 Kasım 1940’ta…

En Güçlü!

Doğduğunda aslında ailesi yabancı bir ismin koyulmasını istememiş. Zaten doğum ismi de Lee Jun Fan imiş. Ancak nedendir bilinmez, hemşireler ona Kelt dilinde “en güçlü” anlamına gelen Bruce ismiyle hitap etmişler. Daha 3 aylıkken Golden Gate Girl adlı filmde bebek olarak görünmüş. İşte bu ilk adım, hayatı boyunca onu sahnelerde tutmuş. Vay arkadaş…

Bruce Lee ve Hırçın Mizacı

Bruce Lee, çocukken dahi sert bir mizaca sahip olmakla beraber epey de hareketliymiş. Küçük yaşta dans dersleri almış hatta yarışma bile kazanmış. Ailesi, onun sert mizacını fark etmiş ve kung-fu öğrenmesini istemiş. Gelgelelim bu da bazı sorunlara yol açmamış değil. Zira zamanın Amerika’sında sokak çeteleri malum. Lee de bu çetelerden birisine dahil olmuş. Sürekli kavga ediyormuş o sıralar ve en nihayetinde devreye polis girmeye başlamış.

Genç arkadaş kung-fu öğreniyormuş öğrenmesine de, kendisini kontrol edemiyormuş. Aile bir müddet sonra Hong Kong yolunu tutunca o müthiş film serisinden tanıdığımız Yip-Man (onun öyküsünü de yazacağım) ile wing-chun derslerine başlamış.

Boks-Dans-Dövüş

Yukarılarda bir yerde bahsini etmiştim Bruce Lee dans etmeyi pek severmiş. İşte bu dans figürlerini savunma sanatına da entegre etmeye başlamış. Bir müddet sonra daha da tehlikeli bir boyut kazandırmış olaya. Boks derslerini de araya sıkıştırıvermiş. “E derdin neydi bu kadar arkadaş” diyemiyoruz Bruce Lee bu sonuçta. Yapmış yani. E tabi iş tehlikeli bir hal alınca ailesi onu tekrar Amerika’ya göndermiş 1959’da.

Okul-İş

Eeee tabi hayat şartları zor be. Kalacak yer zor, karın doyurmak zor… Her şey zor oğlu zor. Bizimki Amerika’da yolsuz kalınca amiyane tabirle, bir lokantada iş bulmuş garsonluk için. E adamlar da çalıştığı müddetçe kalacak yer de vermiş. Daha ne… Diyebilirsiniz demeyin. Daha bunun okul kısmı var. Bakın çok şaşırdığım bir bilgiye rast geldim. Kendisi üniversiteyi kazanmış hem de felsefe bölümünü. Hem okumuş hem çalışmış. Ancak sadece bununla da yetinmemiş ejderha. Amerikalılara Çin kültürünü tanıtmak için kung-fu öğretmeye başlamış. Her ne kadar bunun yabancılara öğretilmesi yasak olsa da o dinlememiş kung-fu okulu bile açmış. 1963 yılında ise dünya evine (o da ne demekse) girmiş.

Sinema

1964’te Ed Parker ile bir çıkış yakalamış. Daha sonra tam köşe olacağını düşündüğü bir dizide rol almış fakat… Fakat dizi bir sezon sonra yayından kaldırılmış. Gelgelelim ufak tefek bocalamalardan sonra ilk uzun metrajlı filmi olan Büyük Patron ile ortalığı kasıp kavurmuş. Çünkü kendine özgü dövüş stili, aksiyon sahnelerine yepyeni bir boyut kazandırmış ve Uzak Doğu bölgelerinde ihtiyaç duyulan enerjiyi zerk etmiş adeta. Onun bu tarzı, Asya aksiyon filmlerinde yeni bir çığır açmış ki dönemin büyük yıldızları bile alt rollerde kalmayı kabul etmişler. Herkesçe bilinen Ejderin Yolu filmi ile artık zirve basamaklarını emin adımlarla tırmanmaya başlamış. Daha sonra Ejder Kalesi adlı film için Amerika’ya dönmüş.

Ölüm…

Ciddi sırt ağrıları çok büyük bir sorundu onun için. Doktorları dövüş sanatlarını bırakması gerektiğini tembih etmişti. Sırf bu nedenle 6 ay boyunca yataktan kalkamadı ejder… Ama yine de çalışmaya devam etti. Daha önce çekimlere başladığı Ölüm Oyunu adlı filmi, Amerika’ya gittiği için yarıda bırakmıştı. Orayı hallettikten sonra yapmcıyla yeniden görüşmek için döndü. Öğlen bir görüşme yaptılar ve akşam buluşmak üzere ayrıldılar. Başrolü paylaşacağı Betty Ting’in odasındaydı. Betty’den bir tür asprin karışımı istedi. İlacı içtikten sonra uykuya daldı ejderha ve bir daha uyanamadı.

Akşam yapımcı arayıp neden gelmediklerini sordu. Betty durumu açıkladı. Lee’yi uyandırmaya çalıştılar fakat etki etmedi. Ambulansla hastaneye kaldırıldı. Fakat o ölmüştü. Tarihler 20 Temmuz 1973’ü gösteriyordu. Dövüş sanatlarına bambaşka bir boyut getiren, adeta çağ atlatan adam henüz 32 yaşında hayata gözlerini kapatmıştı. Ölümü, pek çok tartışmayı ve komplo teorisini de beraberinde getirdi. Halen bu tartışmalar devam etmektedir. Biz bize düşeni yapıp büyük ustayı saygıyla yad edelim…

 

Sigmund Freud: Psikanalizmin Babası

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

daha sağlıklı bir yaşam

Daha Sağlıklı Bir Yaşam İçin Beslenme Önerileri

Mucize doktor dizisi

Mucize Doktor Dizisi Yeni Sezon Ne Zaman Başlayacak?