SON DAKİKA

Bir Portre: Füreya Koral

16 Haziran 2018'de eklendi

Bir Portre: Füreya Koral

Ülkemizde geçmişte olduğu gibi günümüzde de birkaç dal dışında sanata pek fazla önem verilmiyor. Örneğin halka açık bir alanda yer alan sanat eserlerinin kime ait olduğunu bilmiyoruz. Çünkü, dediğimiz gibi kıymet bilmiyor, önem vermiyoruz. Lakin onlar tanınmayı, yaşamıyor olsalar da ayakta alkışlanmayı, bilinmeyi hak ediyorlar. Bu isimlerden biri de toprak, su ve ateşin kızı Füreya Koral.

Tam bir Cumhuriyet kadını olan sanatçı çağdaş, becerilerinin peşini bırakmayan, toplum yararına uğraşan, tuttuğunu koparan ve yaptığı işlerle tüm dünyaya kendisini tanıtmış.

Füreya Koral ne diyor? “Sanatı müzelerde hapsetmek yok!”

Seramik sanatçısı Füreya Koral, 1910 yılında Büyükada’da doğar. Büyük bir bahçe içindeki ahşap köşkte yaşayan kalabalık bir aile içinde bulur kendini. Ressam olan teyzeleri Fahrunnisa Zeid ve Aliye Berberle okul dönemi öncesinde özel öğretmenlerden Türkçe, resim ve müzik dersleri alır. 1927 yılında Notre Dame de Sion’dan mezun olan sanatçı daha sonra İstanbul Üniversitesi’nde felsefe tahsili yapar. Dayısı, Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir’dir. Kısacası Füreya müzik, resim ve edebiyat dünyası içinde açmıştır gözlerini. Ve o dünya içinde yetişmiştir. Hayat O’nun için yalnız yemek, içmek, soluk almak değildir. İnsanı hayata bağlayan çalışmak, üretmektir.

Füreya Koral’ı biraz da kendinden dinleyelim

“1910’da doğmama rağmen, 40’lı yıllarda seramik çalışmalarına başladım. Bu arada başka sanatsal çalışmalarım oldu. Fakat 1947’de doğrudan doğruya kendimi resim, heykel ve seramiğe verdim. Bu Türkiye’de olmadı, Avrupa’da başladım. İsviçre’de ve Fransa’da… Ve ilk sergimi de Paris’te 1951 yılında yaptım. Onu takiben, İstanbul’da o zamanlar bir tek galeri vardı ve o galeri de yeni açılmıştı. Dostum Adalet Cimcoz’un Maya Galerisi’ydi. 51’de Paris’teki sergimden sonra buraya bütün atölyemi taşıdım ve sergi eserlerimi getirdim. Seramik çalışmaları, tabi biliyorsunuz çok güç, güç demeyeceğim ama hamallığı olan bir iş. Onun için yaptığım eserler ne bir bitiş ne de başlangıçtır. Topraktan başlıyorsunuz toprak kuruyor, pişiriliyor, boyanıyor, bir daha pişiriliyor.

Bir Portre: Füreya Koral

Benim ilk çalışmalarım seramik panolar üzerinde oldu. Pano dediğim zaman, çok fazla büyük panolar değildi tabi. Çünkü ancak galeride sergilenecekti. Küçük ebatta, eni biraz daha büyük panolardı. Konuları çok karışıktı ilk sergimin. Çünkü nereden başlayacağımı bilemiyordum. Folklörden başladım, el işlerini aldım, yazıları aldım, bir sürü hareketleri aldım ve bunlar karışık bir sergiydi. Paris’te çok ilgi uyandırdı. Ve bütün yazılarda da beni de çok memnun eden bir şey oldu. Bu sergi Paris’te olan bir sergi, “bir Türk kadınının sergisi” ve “görür görmez de doğuyla batının bir sentezi hissediliyor.” diye yazılar çıktı. Aynı sergiyi burada yaptığım zaman hayrettir, bir sürü tartışmalara meydan verdi. “Niye duvar panosu?”, “Niye form yok?” halbuki Paris’te hiç böyle bir konu olmadı.”

Sanatın bir geleneği olması lazım

Füreya Koral şöyle devam ediyor; “Sanatın bir geleneği olması lazım. Sanat mantar gibi bir yerden çıkmıyor. Bizdeki seramik geleneği, duvar çinileridir. Anadolu’da yüz binlerce, yüzlerce yıl öncesine ait seramik denilen, tabi ki kap kacak yapılmış o başka bir konu, fakat mimaride kullanılmış, Selçuklular’a kadar gelmiş, Selçuklular’da başka bir nitelik kazanmış, Orada süsleme niteliğinden fazla mimari bir eleman olarak girmiş. Ve ben bunun üzerinde çalışmayı istedim. Bunun nedeni de yalnız geleneklerimiz üzerinde çalışmış olmak değil, aynı zamanda herkese açık olan bir şey olmasını istedim. Bu tabi 20. yüzyılın getirdiği bir yenilikti. Fakat biliyorsunuz ki, antik çağlarda da sanat denilen şey umuma, kitlelere hitap ederek, içinde yaşanan bir sanat.

17. yüzyılda sanat eserleri müzelere girmiş ve daha ufak bir insan kitlesine hitap etmiş. 20. yüzyılın başında Bauhause’un getirdiği yeniliklerle beraber ve de sosyal değişikliklerle beraber sanat, fonksiyonel hale gelmiş ve herkesin malı olmuş. Bir otomobili çizmek bile bir sanatçıdan istenmiş, çatal bıçak sanatçıdan istenmiş… Ve böylelikle sanat herkesin malı olmuş. Bende bu fikirde olduğum için duvar seramiğine yöneldim. Hem bizde olan bir gelenek, hem de dünyanın gidişi o ve benim de görüşüm o. İnsanların sanat eserlerinin içinde yaşamaları lazım, bu insanlara mutluluk veriyor.”

Bir Portre: Füreya Koral

Aliye Berger, Fahrelnissa Zeid, Robert Trainer, Şirin Devrim, Hakkiye Koral ve Füreya Koral, Füreya Koral’ın atölyesinde (soldan sağa)

60’lı yıllardan sonra 4 boyutlu çalışmalarım oldu

“1960’lardan sonra duvar panolarına devam etmekle beraber, form üzerine çalışmaya başladım. Form derken, 3 boyutlu hatta 4 boyutlu çalışmalarım oldu. Bir şey dikkatimi çekti, ben bunları yaparken doğrudan doğruya bir içgüdü ile başlamıştım. Sonra dünya seramik tarihinden eserler okuduğum zaman gördüm ki, bütün dünyada seramik başka bir yola gidiyor. Daha fazla heykele doğru gidiyor. Bizim memleketimizde de aynı, çok fazla kıymetli sanatçımız bu formlar ve 3 boyutlu çalışmalar üzerinde durdular ve öyle devam ediyorlar. Ve bunu da eklemek istiyorum ki, bizdeki seramik seviyesi, dünya seramik seviyesinde bir gelişmeye vardı.” (1986 yılında TRT ile yapılmış olan bir röportajından alıntıdır.)

Uluslararası ödüller aldı

  • 1955, Cannes Milletlerarası Sergisinde gümüş madalya,
  • 1962, Prag Milletlerarası Sergisinde altın madalya,
  • 1967 İstanbul’da düzenlenen Milletlerarası Seramik Sergisinde gümüş madalya,
  • Washington Smithsonian Enstitüsü’nden ödül,
  • Fransa’daki Vallauriş bienalinden onur diploması,
  • 1981, Kültür Bakanlığı ödülü
  • 1986 Sedat Simavi Vakfı Plastik Sanatlar Ödülü

Eserleri ve sergileri

  • 1960 yılında Ankara’daki bir otel için büyük bir pano,
  • 1963 yılında Ankara’da Ulus Çarşısı’na ve İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’na pano,
  • 1966 yılında İstanbul’da Ziraat Bankası’na pano,
  • 1969 yılında İstanbul Divan Oteli’ne pano yaptı.
  • 1951’den vefatına kadar yurt içinde ve dışında toplam 32 sergi açtı.
  • Eserleri Salon d’Octobre, Meksiko’daki Modern Sanat Müzesi, Napstkovo Müzeum, Smitshonian Institute ve Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki galerilerde sergilendi.

Füreya Koral, 26 Ağustos 1997’de 87 yaşında İstanbul’da hayata veda etti. Ailesi ve kendisi hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak isterseniz, Ayşe Kulin’in “Füreya” adlı kitabını okumanızı tavsiye ediyoruz.

“SANAT ESERLERİ NİTELİKLERİ”

Yazımızı okumak için buraya tıklayın.

Yorumlar

2
Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment
2 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
seher35arslanmahoni Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
mahoni
Üye
mahoni

Harika bir yazı olmuş tebrik ederim. Devamını geciktirmeyin lütfen

seher35arslan
Üye
seher35arslan

Harika bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık :))

SİZİN İÇİN ÖNERİLİYOR

03 Haziran 2018, 22:27

Doğru Bilinen Yanlışlar: Bu Hataları Sürekli Yapıyoruz!

Günlük hayatta ya da küçüklüğümüzden beri kulaktan dolma bilgilerle doğru olduğuna inandığımız doğru bilinen yanlışlar haberini siz Shallwe.com.tr okuyucuları için derledik. Detaylar haberimizde… Günlük hayatta ya da küçüklüğümüzden beri kulaktan dolma bilgilerle doğru olduğuna inandığımız doğru bilinen yanlışlar haberini siz Shallwe.com.tr okuyucuları için derledik. 1- Yemeğin ardından diş fırçalamak Genelde...

Devamını Görüntüle