MutfakTarih

Baharatın Öyküsü

Baharatın öyküsü, pek çoğumuzun bildiği gibi dünya tarihinin en eski dönemlerine kadar uzanan çok eski bir öyküdür. Günümüzde sofraların, kozmetik ve ilaç sanayisinin vazgeçilmezi olan baharatın zaman içerisinde savaşlara neden olan hikayesini anlatacağım bu yazımda. Bu arada geçtiğimiz yazılarda Damla Sakızının Tarihçesini de anlattım ona da bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Baharatın Öyküsü

Baharat, bazı bitki türlerinin çiçek, gövde, yaprak veya tohumlarının çeşitli işlemlerden geçirilerek genellikle öğütme vasıtasıyla elde edilen gıda maddesidir. Genellikle yoğun tatlı ve yoğun kokulu olurlar. Etimolojik bakımdan ise “baharat” sözcüğü Arapçadan gelmektedir ki “bahar” koku, sonundaki “-at” ise çoğul ekidir. Yani baharat Arapçada “kokular” anlamına gelir.

Baharatın Öyküsü Ne Kadar Eski?

Yukarıdaki ufak girizgahtan sonra ana meseleye geçelim. Baharat, insanın kendisi kadar eski dersek yanlış olmaz zannımca. Zira baharat kullanımı, yazılı tarihten de öncesine dayanmaktadır. Günümüzden binlerce yıl önce yaşamış olan insanlar, bazı bitkilerin yapraklarını pişirdikleri yemeklere atarak bir tat elde edebiliyordu. Diğer yandan o dönemde kimyasal ilaç olmadığından tedavi için bitkilerin kullanımı esastı. Yine o dönemlerde çeşitli bitkilerden elde edilen kokular ve yağlar da kozmetik olarak kullanılıyordu. Kısacası hem gıda, hem ecza ve hem de kozmetik olarak baharatın öyküsü hem çok eski hem deçok uzun bir öykü. Bazı bilim insanları milattan önce 3000’li yıllara kadar götürüyor bu öyküyü ki bana kalırsa çok daha eski.

Savaş Sebebi!

Geçmişte baharatın bu kadar geniş alanda kullanımının olması önemini de yükseltmiştir. Dönemin en önemli ticaret yolları aracılığıyla en uzak ülkelere bile yayılmıştır. Tabii bu kadar önemli bir maddeyi elde etmek için yaknızca ticaret yeterli olmamıştır. Hindistan’ın uzunca bir süre işgal edilmeye çalışılmasının en önemli nedenidir. Colomb dahil pek çok kâşifin sırf Hindistan için akıl almaz yolculuklara çıkması da bu yüzdendir. Dünyadaki baharatların çok önemli bir kısmı Hindistan’da yetişmekteydi çünkü. Dolayısıyla oraya sahip olmak demek aynı zamanda büyük bir zenginliğe de ulaşmak anlamına geliyordu.

Uzakdoğu ve Hindistan

Baharat kullanımı olarak araştırmacılar ilk kullanıldığı yerle ilgili Uzakdoğu ülkelerini işaret ediyorlar. İklimin uygun olduğu Çinhindi coğrafyasında envai çeşit bitkinin olması bunu doğruluyor. Burada yetişen bitkilerden elde edilen baharatlar İpek Yolu gibi çok büyük ticaret yolları aracılığı ile Avrupa’ya kadar ulaşmaktaydı. Yalnızca kara yoluyla değil, deniz yoluyla da Çin’den Arap çöllerine kadar uzanıyordu baharat. Ancak bu işin asıl yükünü üstlenen yol Hindistan’dan başlayarak Mısır’a kadar giden Baharat Yolu’ydu. Baharat Yolu, Hint kıyılarından çıkıp deniz yoluyla Yemen, Basra, Kızıldeniz ve Mısır’a ulaşırdı. Aynı şekilde karayolu bağlantılarıyla da dolanarak Avrupa’ya varırdı.

Soyluların Sofrası

Hem üretim sıkıntısı hem ihtiyacın fazla olması hem de yolculuğun uzun olmasını toplayalım şimdi. Çıktığımız sonuç şudur: Baharat o dönemin en pahalı maddeleri arasındaydı! E doğal olarak öyle fakirin fukaranın en azından yeterince tüketebildiği bir şey değildi. Ancak epey güçlü soyluların mutfağında bolca bulunurdu. Hatta öyle ki dönemin en önemli baharatlarından olan karabiber zenginlik göstergesi sayılırdı. Tabi baharatın da kalitesi var. Yani Çin’den baharat getirmek falan o dönemde uzaya çıkmak kadar önemli bir durum. Haliyle yolda bozulmaması gerek ve bunun için de ekstra önlem almak gerekiyordu. İşte bunlar hep masraf hep ekstra fiyat bindirimi idi. Karabiber ve safran başta olmak üzere bazı baharat çeşitleri ise altından çok daha kıymetli idi. Bunu mecazen söylemiyorum cidden öyleydi!

Günümüzdeki Durum

Aslında günümüzde de durum farklı değil. Özellikle son yıllarda insanlarda kimyasallara karşı bir antipati oluşmuş durumda. Bu hem gıda hem kozmetik hem de sağlık için geçerli bir durum. Bu da baharata olan merakı ve ilgiyi yükseltti. Artan talep nedeniyle fiyatlar da yükseliyor tabii. Günümüzde dünyanın en pahalı baharatı ise safran. Onun hikayesini de ayrı yazacağım için fazla detaya girmeyeceğim ama şu anda kaliteli safranın kilosu 300.000 lira civarında. Evet 300.000 lira. Üç…Yüz…Bin… LİRA! Bu bilgiyi de verip dudaklarınızı uçuklattıktan sonra sizlere veda ediyorum. Başka yazılarda görüşmek ümidiyle. Şimdilik hoşça kalın… Bu arada en sevdiğiniz baharat çeşidini de yazın lütfen.

Malahay

KTÜ mezunu bir tarihçi, sosyal bilimlerin en fantastik savunucusu, Shallwe içerik üreticisi...

İlgili Makaleler

7 Yorum

  1. Safran ın fiyatını duyduktan sonra baharata gerçekten daha da bi ilgim arttı onunla ilgili yazıyı da merakla bekliyorum kalemine sağlık teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu