içinde

Aysel Gürel Öyküsüdür

Aysel Gürel Öyküsüdür

Aysel Gürel ; Türk müziğinin çılgın, marjinal kadını, kendini “Deli Aysel” böyle tanımlardı. En küçüğümüzün bile şarkılarından nasibini aldığı bir söz deviydi o.

AYSEL GÜREL : YAŞAMI

7 şubat 1929 İstanbul doğumlu Aysel Gürel, yakın çevresinde “Deli Aysel” olarak bilinirdi. Erenköy kız lisesine giden ve sonrasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümünü bitiren Aysel Gürel, şarkı sözü yazarı olması dışında, şair, tiyatro oyuncusu ve edebiyat öğretmenidir.

“Deli Aysel” lakabını her ne kadar kendisi takmış olsa da yaramaz bir çocuktu Aysel. İlk söz yazarlığı da burada başlıyor aslında. Biraz uslu dursun diye alınan kuzu ilhamının ilk kaynağı oluyor. “Mido” adını verdiği kuzuya yazıyor ilk sözlerini de ;

“Mido güzel kuzu

Annesinin yavrusu …”

Asıl hikaye ise 15 yaşında Trabzon’a taşınmalarıyla başlıyor. Aysel, kültür ve sanatla ilgilenen bir ailede iyi şartlarda büyürken, bulundukları çevre aile görüşüne göre daha dar kafadaydı. Kadınların mahalle baskısı gördüğü bir çevreye sahipti. Aysel’in kimliği de bu iki çevre arasında evrilecekti.

“Deli Aysel “

Çocukluğunda yaşadığı çevre onu fazlasıyla etkileyecekti. Aklına, kalbine sığmayacaktı gördükleri. Buradan yaratacaktı “Deli Aysel”i. O, deli olmamıştı. Deli olmayı seçmişti.

Yıllar sonra anlatacaktı nasıl deli olmayı seçtiğini ;

“33 bin nüfuslu bir vilayette büyüdük. Çocukluk yıllarında bulunduğum yerde koca karı kültürü vardı. Bütün şehri sarar bu kültür. Yeni yetişen genç kızlar ve erkekler hakkında türlü hikayeler uydurulur. Fotoğrafçının kızı hastaneye kaldırılır, apandisti alınır. O koca karı kültürü destan yazar: Kız hamile kalmış, aldırmış. Ben çok okuduğum için bundan nasıl kurtulurum diye düşündüm. Deli rolü yaparsam kurtulurum dedim”

Aile hayatı

Eşi Vedat Akın bir gazeteciydi. Tanıştıklarında tiyatro sahnesindeydi Aysel. Çok etkilenmişti Vedat Akın’dan. Yine uyandı içindeki deli kız. Bir gün Vedat’ ın çalıştığı gazeteye gidip, evlenme teklifi etti ona. Bu evlilikten Müjde Ar ve Mehtap Ar dünyaya geldi. Vedat beyin kendisini aldatmasıyla son buldu bu evlilik.

Yeni Yaşamın Kıyısında

Boşandıktan sonra anne kız ilişkisinden çok 3 kız kardeş ilişkisine döndü Aysel ve kızları arasındaki bağ. Müjde evin büyük kızı , Mehtap ortancası ve tabi ki Aysel de evin küçük kız kardeşi olacaktı. Bu 3 kız kardeşin en büyük sınavı ise parasızlık olacaktı.

İş ayırt etmiyordu Aysel Gürel. Tiyatro, ses sanatçılığı, film. İşten işe koşuyordu. Yeri geliyor aç kalıyorlardı ama kızlarının eğitiminden asla ödün vermiyordu.

Zorlukla geçen bu yıllarda içindeki deli, renkli kadını hiç kaybetmedi. Belki de sihirli cümlelerin yok olmayışı da bundandı.

Şarkılar, Delilik, Marjinallik ve Deha

Şarkılar, delilik, marjinallik. Onu en yakın tanımlayan kelimeler olabilirdi. Zorlu hayatın sürecinde kırkından sonra marjinal bir kadın olmaya karar verdi. Saçları mor , dudakları siyah çıktı insanların karşısına. İlk önce kızları delirdiğini düşündüler ve annelerini doktora götürmekte gecikmediler. Ancak duydukları karşısında şaşırmamak elde değildi; “Anneniz bir deha !”

Artık ülkenin de deli kadınıydı. Ve kendini böyle en net ifade edip, kabul ettirebileceğini de çok iyi biliyordu.

“Bunlar topluma lafımı dinletme kostümüm. Normal döpiyesli, entel gözlüklü, ensede topuzla laflarımı söyleseydim, bir sürü insan içinde kaynar giderdim. Bu şekilde topluma lafımı dinlettim. Şarkılarım insanlara ulaştı”. Sözleriyle ifade etti kendini. Topluma, kızlarına karşı.

Her şarkısı hayatının bir parçasından kesitler içeriyordu. “Firuze”. Kızı Müjde Ar’a yazılmıştı . Onun sinema oyunculuğuna başladığı zamanlarda güzelliğiyle herkesi etkilediği dönemi anlatıyordu.

“Ünzile” ve “Kardelen” Anadolu’da tanıdığı köy kızları için yazılmıştı.

Hayatın hem içindeydi hem dışında. Bunu şarkılarına o kadar iyi yansıtıyordu ki, bizi de gittiği yerlere, kapıldığı duygulara götürüyordu.

Ölümü

Ölümün soğukluğunu renklerine en yakıştıramadığımızdı galiba Aysel Gürel. İnsan bedeni bu dünyadaki süresini doldurmuştu. 2007’nin sonunda akciğer kanserine yakalandı ve birkaç ay sonra 17 Şubat 2008’de hayata gözlerini yumdu. Bizlere en büyük ölümsüzlüğü ve renklerini şarkı sözleriyle bıraktı. Vasiyeti bütün kadınlaraydı .

Mehtap Ar şöyle açıkladı o vasiyeti:

“Tüm kadınlara söyle; bilsinler ki, ben 80 yaşına kadar çalıştım ve dimdik ayaktayım. Çalışmak ve ayakta kalmak güç; ama ben başardım. Tüm kadınlar da başarabilir”.

Cem Karaca: Ölümünün 16. Yılı

Yorumlar

Cevap bırakın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Yükleniyor…

    0

    Yorumlar

    0 yorum

    Şifalı taşların faydaları

    Şifalı Taşların Faydaları

    sınav sorularını çaldı

    Sınav Sorularını Çaldı. Son Dakika! Kamera Kayıtları Ortaya Çıktı.