SON DAKİKA

Tarih Treniyle Yolculuk: Amerika Tarihi 2

ohaaa

24 Ağustos 2018'de eklendi

Tarih Treniyle Yolculuk: Amerika Tarihi 2

Shall We? gruplarının, kıymetli üyelerinden sevgili dostumuz Turan Cevdet EKİNOĞLU‘nun kaleminden, Tarih Treniyle Yolculuk: Amerika Tarihi 2 yazısı sizlerle… Amerika Tarihi 1 yazısı için buraya tıklayabilirsiniz.

Tarih Treniyle Yolculuk: Amerika Tarihi 2

Merhaba sevgili ailem nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Girizgâhı kısa tutup hemen konuya dönmek istiyorum. Çünkü sizi sıkmak istemiyorum. Bu yazımda Amerika tarihine devam edeceğim fakat inanıyorum ki ilk bölümden daha iyi olacak Amerika Tarihi 2. Çünkü artık işlerin kendisini aştığı dönemlere girmek üzereyiz. Efendim yolculuğumuz boyunca İngilizler bu topraklara niye gelmiş? 13 İngiliz kolonisi niye isyan etmiş? Kızılderililer bu olayların neresinde? Sorularına kendimizce cevaplar bulup, Kolomb’un gerçek yüzüne, yerlilere yapılan kıyıma ve Abd’nin doğuşuna şahitlik edeceğiz. Yerlerinizi alınız. Tarih Treni kalkıyoooooorrr !!!

17. Yüzyıl… Avrupa devletlerinin sömürge yarışında adeta birbirini ezmeye başladığı o amansız mücadelenin fitilinin ateşlendiği bir dönem. Sevgili ailem hatırlarsanız yazımın birinci bölümünde Amerika kıtasının kuzey kısmında Avrupa’dan farklı milletlerin görülmeye başladığını anlatmıştım. İşte taaaa Atlantik’in doğusundan akın akın bu yeni coğrafyaya gelenlerin en kalabalık grubunu İngilizler oluşturuyordu.

Bununla beraber Hollandalılar, İskoçlar, İsveçliler, Fransızlar ve Almanlar da bu kervana katılmışlardı. Ancak İngilizler hem sayıca kalabalık durumdaydılar hem de suyun başını daha erken tutmuşlardı. Bu grupların içerisinde siyasi baskıdan, kölelikten, dini baskıdan kurtulmak isteyenler de vardı ve maaleseftir ki özellikle Afrika’dan, özgürlüğe ulaşmak için gelen siyahî köleler, kelepçelerle gelebilmişti Amerika’ya…

Nüfus on kat artıyor

Sevgili ailem bu nüfus artışının büyüklüğünü daha iyi anlatabilmek için ufak bir veri aktarayım bakın okuduğum bir bilgiye göre 1690 senesinde nüfusun 250.000 civarı olduğu Yeni Dünya’da 100 yıl geçmeden nüfus tam on kat artış göstermiş. E anacım takdir edersiniz ki sadece göç ile olmadı bu durum doğuranlar da var yani… Neyse biz rotamıza dönelim.

Bu gruplar zaman içerisinde kolonileşmeye başladılar ve 13 tane koloni oluştu. Bu koloniler, coğrafi olarak üç bölgeye yayılmıştı. İlk yerleşimler Atlantik kıyılarında oluştu. Kuzey-doğudaki bu topluluk ormanlarla kaplı dağlar ve Atlantik’e ulaşan nehirler civarında toplanan bu kitle, coğrafi yapının el verdiği ölçüde ağaç işlerinde ve balıkçılıkta gelişti. Suyun gücünü dizginlemeyi başardılar. Onlar bu topraklara “New England” diye hitap ettiler. Yani Yeni İngiltere (eskisinden bunaldılar mı ne yaptılarsa artık)

Amerika Tarihi 2

Amerika Tarihi 2

İkinci grup daha kozmopolit bir yapıdaydı ve yerleşim yeri olarak günümüz New York ve Pennsylvania’sını seçtiler. Bu araziler yapısal olarak çeşitlilik arz ettiğinden hem sanayi hem de tarım gelişti. Bu orta-ılıman bölgeler ilerleyen süreç içerisinde doğal metropol olmuştu. Norveçliler, Danimarkalılar, İrlandalılar, İtalyanlar… Zibilyon tane etnik unsur beleş ekmek varmış gibi buraya doluşmuş durumdaydı.

Üçüncü grup ise güney kolonileriydi. Bu kısım Virginia, Carolina, Georgia gibi eyaletleri teşkil etmiş olup ilerleyen dönemde kuzey güney savaşının ırkçı, kölelik taraftarı olan kutbunu oluşturacaktı. İşte az önce bahsettiğim o Afrikalı köleler, buralarda resmen 5468435468. Sınıf insan muamelesi görüp tarım arazilerinde “çalııışşş ulenn naşşaalık köle” şeklinde eziyet görmekteydiler. Oralara da geleceğiz ama yine de söyleyeyim sevgili ailem, bu bölgeden nefret edeceksiniz. Şimdi de adeta sırtından şeytanca vurulmuş bir topluluğun hikâyesine değinelim. Kızılderililer…

Kızılderililerin Hüzünlü Hikâyesidir…

Sevgili ailem yazımın bu bölümünde iğrenebilir, tiksinebilir, sinirlenebilir hatta bir miktar küfür edebilirsiniz. Edin. Rahatlarsınız. E bir de benim açımdan bakın anacım siz belki bunları unutacaksınız ama ben işim icabı hep hatırlamak zorundayım. Daha fazla uzatmadan Kolomb’un gerçek yüzünü görelim hep beraber.

Sevgili ailem, can ailem. Yazımın bu kısmında birinci elden kaynak olarak faydalandığım İspanyol kilise mensubu De La Casas’ın anılarını harmanlayıp aktaracağım. Tabii ki sizi sıkmadan, bunaltmadan… Bahsi geçen eserde, İspanyolların Kolomb’u takip ederek Amerika’ya geldiğinde buradaki yerli halktan bahsetmekte yazar. Yerli halk, misafir olarak gördükleri bu insanlara oldukça hoş davranmış, hizmetlerini görmüş ve yardımda bulunmuşlar.

Bakın ihanetin iğrençlik boyutunu iyi görebilin diye bizzat yazarın cümlesinden bir kesit sunuyorum: “Tanrı bu çeşit çeşit insanları son derece sade yaratmıştı. Kötülükten ve ikiyüzlülükten uzak, yerli efendilerine ve beylerine (Hristiyanlara) hizmet ediyorlardı. Dünyadaki en uysal, en barışçıl ve en sakin insanlardı.” Bu yalnızca bir kısmı olup elimdeki kopyasında daha da fazlası mevcuttur.

Amerika Tarihi 2

Amerika Tarihi 2 – De La Casas

Canım ailem burayı dallandırıp budaklandırmadan Kolomb’un bu işin neresinde olduğunu açıklayayım. Kolomb, o dönemde gezilerini anlattığı günlüğünde haliyle karşılaştığı yerli halktan da bahsetmiş ve onların gayet eli açık bir kesim olduğuna vurgu yapmıştı. Ancak günlüğünün farklı bir yerinde aynen şu cümleyi kullanmaktadır: “Bunlardan çok iyi hizmetkâr olur. Sadece elli adamla hepsine boyun eğdirebiliriz ve her istediğimizi yaptırabiliriz.” Onun bu tiksinç düşüncelerinin sonucu daha tiksinç olan faaliyetlere neden oldu ve ilk gelişinde beraberinde getirdiği askerler Haiti’de tecavüz ve yağma faaliyetlerine girişti.

Bu aç gözlülük nereden geliyor?

“Aga nereden geliyor bu aç gözlülük” diye soracak olursanız şunu söyleyeyim; Kolomb, buradaki muazzam miktardaki altını gözüne kestirmiş etrafına da böyle anlatmıştı. İlk kan, halkın artık bu köleleştirme ve tecavüz faaliyetlerine karşı ayaklanıp askerlerin alayını yok etmesiyle döküldü. İspanyolların gazabı korkunç oldu ve Kolomb’un ikinci gelişinde adeta katliam yaşandı. Katliamın boyutlarını Bartolome De La Casas’ın yalnızca şu cümlesini aktararak belirteyim. Şimdiden söyleyeyim içiniz titreyecek. Şöyle anlatıyor olaylara şahitlik eden Bartolome: “İnsanları, 13 kişilik gruplar halinde ayakları yere değecek şekilde ağaçlara asıyorlar ve diri diri yakıyorlardı.”

Amerika Tarihi 2

Amerika Tarihi 2 – De La Casas

Caaağnım ailem bunlar Latin Amerika yerlileri ile yaşananlar. Bir de Kuzey Amerika yerlilerinin durumuna bakalım. Esasen onlar, ilk başlarda kısmen daha iyi durumdaydılar. Zira burada varlığını sürdüren İngiliz kolonileri onlarla hem toprak hem de ticaret anlaşmaları yapıyorlardı. Ancak zaman geçtikçe bu durum, huzursuz bir iş birliği ile çatışma arasında gidip gelen bir vaziyete dönüştü. Koloniler kalabalıklaşıyor, kalabalıklaştıkça yeni yerleşim yerleri açıyor ve yerlilerle yaptıkları anlaşmaları bozuyorlardı. Kızılderililer artık zorunlu göçlere tabi tutulmaya başlanmıştı. Apaçi, Mohawk, Cherooke ve bizim isimlerini çok çok filmlerden anımsadığımız daha nice kabile haksızlığın daniskasına maruz kalıyordu.

Kolonilerin Bağımsızlığa Doğru Kulaç Atması

Güzel ailem bildiğiniz üzere; Abd’yi kuran hep bahsettiğim 13 İngiliz kolonisidir. Yazımın bu kısmında ise bu kolonilerin bağımsızlık sürecini kısaca aktaracağım. Kısaca diyorum çünkü biliyorum ki hem sıkıldınız hem benden bezdiniz hem de ana hatların bir kısmını daha önceki “Şu Dolar Meselesi” adlı yazımda ufaktan anlatmıştım.

Şu Dolar Meselesi

Tarih Treni’nin kıymetli yolcuları işte en civcivli kısımların başlangıcı bu bölümdür. Amansız bir İngiltere- Fransa kapışmasına ve sonu yeni bir devlet olacak olan isyana tanıklık etmeye hazır olun.

Shall We? Sakinleri… Bu İngiliz-Fransız kapışması tarihte çok eskilere dayanır. Sevmezler birbirlerini. Temelinde mezhepsel ve siyasal olaylar yatmaktadır. Yaaavvv canım işte İngilizler Katolik Kilisesi’nden ayrılıyorlar aga kendi kiliselerini kuruyorlar e Fransızlar da o dönemde Katolik inancının siyasal hamisi konumunda. Aaaabi adamlar uzuuuun yıllar boyunca İngiliz gemilerini Avrupa limanlarına sokmadılar diyeyim varın siz düşünün. Neyse işte bu kapışma taaa okyanus ötesinde bile devam etmiş, İngililer ile Fransızlar, Kuzey Amerika’da depişir olmuşlar. Bu ilk raundu kazanan İngiltere oldu.

Amerika Tarihi 2

Amerika Tarihi 2 – Kolomb

Yalnız bunlar kazanınca egoyu iyice tavan yaptırıp bu kendisine bağlı kolonilere baskı uygulamaya başlamış. İşbu baskıların bazısı şunlar: Rom ithalatının yasaklanması, yeni toprakların yeni yerleşimlere açılmasına getirilen kısıtlamalar, Şeker Yasası ile kahve, ipek ve şarap gibi lüks ürünlere getirilen ekstra vergiler vesaire vesaire… İşte caaaağnım ailem bu kısıtlamalar, Birleşik Krallık’ın merkezinden epeyce uzakta kafasına göre yaşam süren, özerk yönetim konusunda deneyim kazanmış kısacası özgür hareket etmeye alışmış kolonilerde büyük tepkiye yol açtı. Kendilerinin dâhil olmadığı uzak bir meclisten çıkan kararları bağlayıcı bulmuyorlardı.

Samuel Adams adlı kişi, ilk kıvılcımı çakanlardan oldu ve sonraki yıllarda başlayacak olan isyanın temelini attı. Kıtadaki ilk meclis 1774’te Philadelphia’da toplandı. 19 Nisan 1775 tarihinde ise silahlı koloniciler ile Britanya kuvvetleri arasında ilk çatışma başladı. Artık ilk kurşun sıkılmış ve işler geri dönmeyecek bir yola girmişti. Doğum, başlamıştı.

Amerikan Tarihi 2

Amerikan Tarihi 2 – Samuel Adams

Lafı uzatmayalım derken lafı da uzatmışız bildiğiniz. E siz de hiç uyarmadınız arada uyarın abi ben hızımı aldım mı duramam. Sevgili ponçik ailem, bu yazımızda Kolomb’un gerçek yüzünü, yerlilere yapılan zulmü, ilk isyan kıvılcımını gördük ve aksiyon, savaş, çatışma ve entrika manzaralarına ucundan bucağından baktık. Sabrınızdan dolayı kutluyorum.

Üçüncü bölümde George Washington, Thomas Jefferson, Abraham Licoln gibi aşina olduğumuz isimlerin mücadelelerine, kurulması için savaşlar verilen devletin kurulduktan sonra nasıl kanlı bir iç savaşa sürüklendiğine ve Amerika Birleşik Devletleri’nin süper güç konumuna gelişine tanıklık edeceğiz. Tarih Treni’nde yerinizi şimdiden alın. Mutlulukla kalın.

Yorumlar

4
Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment
4 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
4 Comment authors
gokhanakbasseher35arslanEnes DilbenOzlem Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Ozlem
Üye
Ozlem

Emegine sağlık cok akıcı bir yazı olmuş

Enes Dilben
Üye
Enes Dilben

Kalemine dağlık dostum

seher35arslan
Üye
seher35arslan

Çok güzel bir yazı olmuş yine kaleminize sağlık

gokhanakbas
Üye
gokhanakbas

Akıcı ve güzel bir yazı elinize sağlık

SİZİN İÇİN ÖNERİLİYOR

09 Temmuz 2018, 20:10

Türkiye’nin En Eski Botanik Bahçesi Müftülük’e Devredildi

Havalar güzelleşince en sevdiklerimden birisi de doğada yürüyüş yapmak. Tabi her zaman sevgili doğa ananın kollarına atamıyoruz kendimizi, zamansızlıktan, yorgunluktan, mesafeden dolayı gidemiyoruz ormana, yürüyüşe. Peki şehir içinde yok mu hiç nefes alınacak yeşil alan? Yok mu hiç elimize bitki kitabını alıp merak ettiğimiz bitkileri görebileceğimiz yerler? Olmaz mı? Var...

Devamını Görüntüle